SOSYAL DEVLET KÖMÜR DAĞITMAK MIDIR?

Mecliste sosyal Güvenlik yasası görüşülürken Bir AKP milletvekili  çıktı , ‘’vatandaşa kömür dağıtıyoruz , bundan daha iyi sosyal devlet olur mu ? ‘’ dedi.

 

İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesinde Prof. Dr. Memduh Yaşa bir yanlış yapan birisine  kızdığında , Sait paşanın şu sözünü söylerdi …

 

“Kesb ile ta o kadar cehl olmaz,
Cehlin ol mertebesi sehl olmaz.”

Türkçesi; “Bu kadar cehalet, çalışarak elde edilemez/Cehaletin bu kadarı kolay olmaz.”


Hasan Pulur bu beytin bir bir benzeri daha olduğunu yazıyor…  Cehlin ol rütbesi sehl olmaz
 Tahsilsiz bu rütbe cehl olmaz.”
Türkçesi “Bu kadar cahil olmak için, cehalet öğrenimi yapmak lazım.”

 

Vatandaşa kömür dağıtarak sosyal devletin gereğini yapıyoruz diyenlere başka ne söylenebilir ?

 

Doğuda her eve kış boyu 2 ton kömür gerekiyor. AKP İktidarı devlet bütçesinden 500 kilo kömür veriyor … Gerisi ne oluyor ?

 

Sosyal devlet veya refah devleti (welfare state)  ,sosyal refahın maksimizasyonu amacıyla devletin ekonomiye aktif ve kapsamlı müdahalelerde bulunması öngören bir devlet modelidir. En genel anlamda piyasa ekonomisinin başarısızlıklarını ve yetersizliklerini ortadan kaldırma amacını gütmektedir ve müdahaleci, düzenleyici, yeniden dağıtıcı ve girişimci bir devlet anlayışıdır.

 

 

  Refah devleti, “araçları” yönünden, diğer bir ifadeyle sunduğu hizmetlere göre de tanımlanmaktadır. Ancak refah devletinin araçları konusunda bir görüş birliği mevcut değildir. ILO tarafından kabul edilen minimum refah devleti araçları (refah devleti hizmetleri), kişilere sağlanan tüm nakdi faydalar (sosyal sigorta ve sosyal yardım) ve kamu sağlık hizmetleridir. Wilensky,  bu listenin genellikle eğitim, kişisel sosyal hizmetler ve konutu da kapsayacak şekilde genişletildiğini ileri sürmektedir (Gough, NP, 895). Mishra, tam istihdam politikalarını; Titmuss, “mali refah” olarak isimlendirdiği vergi harcamalarını hatta işletmelerin kurum içi-mesleki refah programlarını; Gough ise, kişi ve firmaların, toplumdaki diğer kişilerin ve grupların yaşam koşullarını etkileyen özel faaliyetlerinin devletçe düzenlenmesini refah devletinin araçları arasında saymaktadır (Gough, NP, 895).

            Bu noktada “sosyal”, “sosyal sorun” ve “sosyal politika” kavramlarına kısaca değinmekte yarar bulunmaktadır. Sosyal olan, herşeyden önce insanla ilgili olandır; ancak insanın tüm sorunları sosyal sorun olarak nitelendirilemez. İnsanın sosyal sorunları iki grupta toplanabilir (Göze, 1995, 20-21):

            (i) İnsanların bedensel ve zihinsel gelişmesi, maddi refahı, tüm yeteneklerini geliştirmesi, tüm olanaklarını kullanması ile ilgili sorunlar. Bu açıdan sosyal sorunlar kişinin sağlığı ile, bedensel gelişmesi ile, yaşama olanakları yani iş hayatı ve bunlarla ilgili hastalık, yaşlılık, sakatlık, işsizlik, vb. tüm sorunları, bunun yanında insanın bedensel, ruhsal gelişmesi, kişiliğinin, yetenek ve olanaklarının geliştirilmesi ile ilgili eğitim, öğrenim, toplumsal hayatta ilerlemesi gibi sorunları kapsar.

            (ii) İnsan doğduğu andan itibaren çeşitli kuruluşlar içinde yer alır, bunlara bağlı olarak yaşar, gelişmesini bu kuruluşlar içinde tamamlar -aile, mesleki kuruluşlar gibi. Bu da sosyal yapı sorunlarını ortaya çıkarır.

            İnsan tek başına yaşayabilen bir yaratık olmadığına ve doğduğu andan başlayarak çeşitli ve değişik kuruluşlar arasında yaşamak zorunluluğunu duyduğuna göre, bireyin “sosyal” sorunlarının çözümü, onun içinde yaşamak zorunda kaldığı sosyal yapı sorunlarının çözümüne bağlıdır (Göze, 1995, 21). Bu bakımdan ailenin sorunları çözümlenmeden bireyin sorunları çözümlenmiş sayılamaz. Diğer yandan sosyal yapı sorunlarının çözümü de bireyin sosyal sorunlarının çözümüne bağlıdır.

“Sosyal” kavramını bu şekilde açıkladıktan sonra şimdi de “sosyal politika” kavramını kısaca açıklayalım. Sosyal politika “sosyal sorunları inceleyen ve bunlara çözümler öneren bir araştırma alanıdır. Refah devletleri, izledikleri sosyal politika ya da sağladıkları sosyal koruma bakımından büyük farklılıklar göstermektedirler. Arın’a göre, “sosyal devlet” nitelemesine layık refah devleti tipi “sosyal vatandaşlığı” mümkün kılan refah devleti tipidir (Arın, 1993, 70). Buna göre; piyasa mekanizmasının serbest işleyişinin yol açtığı riskler ve sosyal sorunlar, sosyal politikalar aracılığıyla piyasaların yeniden düzenlenmesini ya da sonuçlarının telafi edilmesini gerektirmektedir. Bu yapılmadığı zaman ülkelerde bir demokrasi açığı ortaya çıkmakta, vatandaşlık ise sadece bir piyasa vatandaşlığı olmaktan ileri gidememektedir.

            ABD ve Batı Avrupa’da sosyal devlet kavramından ziyade refah devleti kavramı kullanılmaktadır. Türkçe literatürde ise farklı yazarlarca her iki kavramın da kullanıldığı görülmektedir. Refah devleti ile sosyal devlet kavramlarının farklı anlamlar taşıdığına ilişkin bazı yaklaşımlara karşın, biz, iki kavramın da aynı anlama geldiği kanaatindeyiz. Bize göre, refah devleti ile sosyal devlet arasında ayrıma temel oluşturan kriterler, esasen refah devletinin gelişim süreci ve refah devleti türleri ile ilgili hususlardır. Bu anlamda sosyal devlet-refah devleti ayrımı yerine biz, “az gelişmiş ya da gelişen” refah devleti (veya sosyal devlet) ve “ileri” refah devleti (ya da sosyal devlet) ayrımını tercih ediyoruz. Dolayısıyla bu çalışmada sosyal devlet ve refah devleti kavramlarını aynı anlamda kullanıyoruz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir