Sendikasızlaşma

Almanya’da 30 Ocak 1933’te iktidara gelen Hitler, sendikaları kapattı, sendikacılar tutuklandı. Bütün mallarına el konuldu, sendikaların yerini yeni kurulmuş DAF (Alman İşçi Cephesi) aldı. Bağımsız işçi temsilciliği ve işçilerin kendileriyle ilgili kararlara katılma hakkı ortadan kaldırıldı.

Sovyetlerde Kızıl Sendika Enternasyonali, işçi haklarını savunmak için değil, sendikal faaliyetlerin uluslararası düzeyde komünist faaliyetlere paralel olup – olmadığını kontrol etmek üzere kuruldu.

Demokratik olmayan sosyo -ekonomik sistemlerde çalışanların sosyal, ekonomik hak ve çıkarlarını korumak amacı ile kurulmuş bağımsız sendikalar yoktur.

Türkiye’de AKP iktidarı, demokratik kurumları, sivil toplum örgütlerini ve bu çerçevede sendikaları tek tek ve zamana yayarak etkisizleştirdi.

Türkiye’de bilinen bir hikayedir. Kurbağayı kaynar kazana atarsanız, can acısının verdiği refleksle kendini dışarı atar. Oysa, önce kazana atıp sonra suyu ısıtmaya başlarsanız, yavaş ısınan suda kendini bekleyen sonu algılayamaz, sıcağı hissettiği zaman ise çok geç olur.

AKP de sendikasızlaşmayı aynı taktikle ya yandaşı yaptı veya engelledi. Zira sendikal anlayış AKP’nin, tek kişilik otokratik yönetim anlayışına ters düşer. Bunun içindir ki, AKP iktidarı 2020 ye kadar, beka meselesi diyerek, OHAL ilan ederek, genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu diyerek, 194 bin işçinin grev hakkını erteledi. (DİSK raporu 2020)

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre ertelenen grevler 60 günlük erteleme süresi sonunda yeniden başlatılamıyor. Taraflar erteleme süresi içinde anlaşamazlarsa uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından çözülüyor. Bu nedenle grev ertelemesi fiilen grev yasağı anlamına geliyor.

Fredoom House (Dünya Özgürlükler Evi ) 2021 Türkiye raporunda, özgürlük anketi  içinde yer alan “Sendikalar ve benzeri meslek örgütleri veya  işçi örgütleri için özgürlük var mı ?” sorusuna dört üstünden 1 puan verilmiş. Yapılan yorum hiç de iç açıcı değil.

Türkiye’de Grev hakkı da dahil olmak üzere sendikal faaliyetler kanunla ve uygulamada sınırlandırılmıştır; işverenlerin sendika karşıtı faaliyetleri yaygındır ve yasal korumalar yetersiz şekilde uygulanmaktadır. Temsil barajı gereklilikleri sistemi, sendikaların toplu sözleşme haklarını güvence altına almasını zorlaştırmaktadır. Sendikalar ve meslek örgütleri, 2016-18 olağanüstü hal ve ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüklerindeki genel çöküşle bağlantılı olarak toplu tutuklamalar ve işten çıkarmalardan zarar gördü. Sendika liderleri, 2020’de 1 Mayıs gösterileri düzenlemeye çalışırken tutuklananlar arasındaydı.’’

Türkiye’de sendikalar siyasi iktidara karşı, demokrasi talebi ve özgürlük alanında dik duramadı. Birçok işçi ve sendika kısa dönemli popülist çıkarlara kandı.  Sonuçta uzun dönemde sendikasızlaşma hızlandı. 

  • 2003 yılında işçilerin yüzde 57,9’u sendikalı idi. 2021’de bu oran yüzde 14,4’ e geriledi.
  • 2021 yılında kayıtlı işçi sayısı 14.071.096, kayıtlı işçinin yüzde 14,4’ü yani 2.069.476 işçi sendikalıdır. İşçilerin yüzde 85,6’sı sendikasızdır.

Sendikalı işçiler de yedi konfederasyona bölünmüştür; 

Bunlardan toplu sözleşme masasına en yüksek üye sayısı olan Türk-İş katılıyor. Türk-İş’e işçilerin yüzde 8’i kayıtlıdır. Yani Hükümetle işçinin oturduğu masada işçi yoktur.

Özetle; Sendika hakkı işçinin doğal hakkı olmaktan çıktı, siyasi iktidarın insafına kaldı. AKP iktidarı en fazla işçi haklarına zarar verdi. Muhalefetin sendika bilincini oluşturması ve işçi hakları ve sendikalaşmayı gündeminde ilk sıraya alması gerekir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir