KÜRESELLEŞMENİN SUYU ÇIKTI?

Geçtiğimiz hafta  gelişmiş ülkelerdeki borsalarda  bir günde yüzde 3 ve yüzde 5 gibi yüksek oranlı dalgalanmalar yaşandı.. ABD’ de ve Fransada konut kredi sisteminde ( morgiç )  tıkanmalar oldu. Bütün bunlar küreslleşme sürecinin artık kırılganlığı artıran bir boyuta ulaştığını gösteriyor.

 

Küreselleşme tek yanlı çalışmaya başladı.. Yalnızca sermaye hareketlerinin serbest dolaşımı olarak yorumlandı… Veya bilerek böyle yapıldı. Zira mal hareketleri yine kotalarla kısıtlanabiliyor. Emeğin serbset dolaşımı ise hiçbir zaman düşünülmedi.

 

Sermayenin aşırı hareketli olması , dünyada reel sektör ile finas sektörü arasındaki dengeyi bozdu.. Finans sektörü balon yaptı. Reel sektörü temsil etmekten uzaklaştı.

 

 

Aslında 15 yıldan beridir  küreselleşme yaşanıyor. Bilinen odur ki Ekonomik konjonktür aynı hızla devam etmiyor.. Konjonktürün bir yükselme dönemi var… Bir durgunluk dönemi var… Bir de iniş dönemi var…  Şimdi  sermaye hareketlerinde sürekli büyüme yaşanması , eşyanın tabiatı gereği mümkün mümkün görünmüyor.

 

Öte yandan şartlarda değişiyor.. Örneğin ABD’ de iki yıl önce 30 yıllık mortgage kredilerinde faiz oranı yüzde 4 idi. Bu gün 650 milyar dolarlık değişken faizli mortgage kredilerinde, söz konusu  faiz oranı yüzde 7.5 oldu. ABD’ de faizlerin daha da artırılacağı korkusu   bu piyasada endişe yaratıyor. Daha şimdiden ödeme güçlüğüne düşen ve icralık olan konut sayısı geçen yıla göre yüzde 72 oranında arttı.

 

Yalnızca HSBC bankasının batık kredi büyüklüğü 105 milyar dolara ulaştı.  

 

 

EN ÇOK KAYBEDEN : TÜRKİYE

 

Küreselleşmeden kim kazandı ? Kim kaybetti ?

 

Bu sorunun cevabı açıktır.. Dış ekonomik ilişkilerinden fazla veren ülkeler kazandı.. örneğin Çin.. ve bazı sanayileşmiş ülkeler. 

 

ABD her zaman kazanıyor.. Çünkü açığı da olsa kendi parasıyla kapatıyor.

 

Kaybedenler içinde en fazla dış işlemler cari açığı veren ülke ise Türkiye oldu..

 

2006 yılında revize edilmiş şekliyle Türkiye 54 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. 33 milyar dolarda cari işlemler açığı verdi.

 

AKP’nin 4 yıl 7 ayında bu açık toplam 97 milyar dolara çıktı.

 

Öte yandan cari açığın finansmanı da ya sıcak para veya dış borçlar oluyor… Sıcak para Türkiyenin başına dert oldu. Bu nedenle Düşük kur ve yüksek faizden kurtulamıyoruz.

 

Dış borçlara gelince … Özel sektörün dış borcu 130 milyar dolara ulaştı. Türkiyenin kısa vadeli dış borcu ise , 40.5 milyar dolar oldu.

 

Kısa vadeli borçların  kur riski yüksektir. Bu nedenle kırılganlığı artırıyor. Bankaların kısa vadeli dış borcu 16 milyar dolara ulaştı … Özel sektörün kısa vadeli dış borçları ise ise 22 milyar doları geçti.

 

SICAK PARA EKONOMİDE  TERÖR YARATIYOR

 

Sıcak para yılbaşından bu yana  6 ayda 22.6 milyar dolar aratarak 88 milyar doları aştı.

 

Sıcak para hem iktisat politikası araçlarını felç ediyor. Hem de kırılganlığı artırıyor.

 

Aslında , yabancı sermayeli bankalara da sıcak para kadar risklidir. Zira yabancı bankalar  tehlike sezerlerse , Mevduatı dövize çevirip yurt dışına transfer edebilirler… Bu işi yerli patron yapsa, devlet o patronun diğer mallarına el koyar. Ancak yabancı bankanın mal varlığı yalnızca Türkiyedeki bankalarıdır. Onunda yabancı patronu  içini boşaltırsa devlet  neyine el koyacak?

 

Özet olarak , küreselleşme sürecinde yanlış politikalar sonucu  geleceğimizi bugünden  yedik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir