KALICI İHRACAT DAHA ÖNEMLİDİR

Toplam ihracat 48 milyar dolar oldu. İthalat toplamı ise  68 milyar dolar   dolayındadır.  115 milyar dolarlık dış ticaret hacmi, İlgili  Bakanın ve İhracatçıların  daha önce ifade ettikleri gibi , gerçekten Türkiye ‘nin rüyası idi.

Özellikle ihracatın 50 milyar dolara yaklaşması, bayram havası yarattı. ‘’İhracatta gurur  rekoru ‘’olarak anons edildi.

Biz millet olarak heyecanlı milletiz.. İnşallah bu zafer havası bizi sarhoş etmez.. Aksi takdirde aşırı özgüven ve olayı slogan havasına çevirmemiz dikkatsizliğe neden olur. Madalyonun tersini göremeyiz.

Ekonomide başarıların sürdürülmesi için , başarının altyapısını ve madalyonun tersini de iyi tahlil etmeliyiz.   Rakamların altındaki gerçekleri görmeliyiz.

2003’te  ihracatta yakaladığımız bu  başarı neden  kaynaklandı?

Temel neden , ihracatçıların çok dinamik ve kararlı olmasıdır.. Ancak  ihracatçının  zararına iş yapmasını  beklemekte doğru değildir.

İhracatçıyı teşvik eden faktörlerden birisi , iç talebin yetersiz, buna karşılık dış talebin yeterli olmasıdır. 2003’ te dünya ekonomik konjonktürü  çıkış yönünde seyretti. İhraç mallarımıza talep vardı.

Kurların düşük seyretmesine rağmen uygulanan istikrar politikaları , özellikle enflasyonun düşmesi   ve tek parti iktidarı da ihracatçıyı teşvik etti.

Düşük kur iki açıdan ihracatı frenlemede etkisi kaldı. Birisi , Euro’nun dolar karşısında değer kazanması..  Diğeri de İhracatımızın yüzde 65’inin ithalata dayanmasıdır.

2003 yılında yaptığımız 68 milyar dolarlık ithalatın  dörtte üçü  hammadde  ve aramalıdır.  İhracatımızın da yüzde 65’i ithalata dayalıdır.. Yani ithal ettiğimiz mallara yüzde 35 katma değer ilave ederek , tekrar ihraç ediyoruz. Örneğin ihracatta  en iddialı olduğumuz  tekstil sektöründe , iplik ve deriyi ithal ediyoruz.

Bu şartlarda 2003 ihracatımız içinde kendi katma değerimiz, 17 milyar dolardır. Kalan 31 milyar dolarlık ihracata da aracılık etmişiz.

Küreselleşme sürecinde elbetteki tüm ülkeler aynı yolu izliyor.. Daha ucuz olan ülkelerden aramalı ve hammadde ithal ediyor.. Bizim farkımız , Türk lirasının aşırı değerlenmesi ve ithalatın suni olarak ucuzlamasıdır.

Düşük kur   ve Türk lirasının aşırı değerli tutmak sürdürülemez bir durumdur. Aksi halde bu sene kaynağı belirsiz döviz girişi ile idare ettiğimiz cari  açık sorunu daha çok başımızı ağrıtacaktır.

Demek ki  ihracatımıza kalıcı bir yapı kazandırmak için önce  kurların gerçek değerine ulaşması gerekir. Kurlar gerçek değerine nasıl ulaşır? Piyasaya müdahale olmazsa ulaşır..

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir