HÜKÜMET EKONOMİYİ YÖNETEMİYOR

Türkiye, Referandum macerası uğruna ekonomide hak etmediği sorunları yaşıyor.  Açıklanan 2016 büyüme oranlarının, sürekli revizyon edilmesi nedeni ile güvenilirliği kalmadı.

Enflasyonda, bizimde üye olduğumuz OECD ülkeleri ile arayı açtık. OECD 28 ülkenin Şubat 2017 yıllık ortalama enflasyon oranı yüzde 1.9 olurken, bizde 10.1 oldu. Yine OECD içinde bizden sonra en yüksek yıllık enflasyon yaşayan ülke Meksika’nın enflasyon oranı da yüzde 4.9 oldu. Yüzde 3.4 yıllık enflasyon oranı ile Üçüncü sırada Estonya var.

İşsizlik te de tırmanıştayız.

Açıklanan Mart ayı yıllık enflasyonu da, Yİ-ÜFE’ de yüzde 16.09 ve TÜFE’ de yüzde 11.29’  yükseldi. (Aşağıdaki tablo )

 

 

 

1.Bir ekonomide kur artışı veya herhangi bir maliyet artışı nedeniyle Üretim maliyetleri ve perakende fiyatlar artabilir. Yani Fiyatlar genel düzeyi bir defa artabilir. O seviyede kalmaz ve sürekli artış olursa, enflasyon demektir.

2016 son çeyrekte ve bu sene ilk çeyrekte, referandum nedeniyle hükümet kesenin ağzını açtı. Bütçeden mali destekleri artırdı. Bankalar ekonomi yönetiminin baskı nedeniyle nerdeyse teminatsız kredi veriyor. Hatta kendileri arayıp, kredi ister misiniz? Diye soruyorlar.

Her şeyden önce Hiç bir Hükümet halkın bütçesini istediği zaman seçim için, popülist amaçla kullanma yetkisine sahip değildir. Ayrıca AKP iktidarının, devlet kaynaklarını ve imkanlarını da, referandumda kendi isteği doğrultusunda propaganda aracı olarak kullanma hakkı ve yetkisi de yoktur.

Bu uygulamalardan ötürü enflasyonun temel nedeni Arz- talep dengesi bozuldu. Toplam talep artıyor ve fakat üretim artmıyor. 2016 da tarım üretimi geriledi. Sanayide, İmalat sanayii kapasite kullanım oranı giderek düşüyor. TC Merkez Bankası verilerine göre 2007 yılı Mart ayında yüzde 82.3 olan kapasite kullanım oranı, 2011 Mart ayında yüzde 75.1 e ve 2017 Mart ayında ise yüzde 74.6’ya geriledi. (Aşağıdaki tablo )

 

Teknik olarak enflasyon  ‘’ Nominal millî gelirin, bu gelirle satın alınan mal miktarına, yani reel milli gelire, göre şişmesi ‘’ demektir.

2. Türkiye de kur artışları sanayide kullanılan ithal aramalı ve hammadde fiyatlarını artırdı. Mart ayında yıllık Yİ- ÜFE oranı yüzde 16.09 olmasına rağmen, ara malında Yİ-ÜFE oranı yüzde 21.73 oldu. Sanayide kullanılan ithal aramalı oranı yüzde 50’nin üstündedir. Ekonomi yönetimi üretimi dışa bağımlı yaparak, ekonomik bünyenin kimyasını bozdu.

Geçen aylarda da Yİ-ÜFE, TÜFE’ den daha yüksek çıkmıştı… Perakende fiyatlara yansıdı ve TÜFE yükseldi. Bundan sonraki aylarda yansıyacaktır.

3. Enflasyon istikrarsızlık demektir. Ancak Uygulanan günübirlik politikalar ve siyasi sorunlarda eklenince, belirsizlik –kırılganlık tırmandı. Bu tırmanışı enflasyon rakamlarında da görüyoruz. O kadar ki yıllık Yİ- ÜFE geçen sene Mart ayında 3.80 iken bu sene Mart ayında 16.09 oldu.(Aşağıdaki Grafik )  

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir