HER İŞİN BAŞI: YATIRIM (I)

Başbakan Yıldırım, “ Yatırımcıların önüne turkuaz halı sereceğiz” dedi. Ve ‘’ Ekonomi demek, üretmek demek ‘’diye de ekledi.

Aslında üretmek te yeni yatırım yapmak ve mevcut kapasite kullanım oranını artırmakla olur. Dolayısıyla nerden bakarsak bakalım, özellikle Türkiye potansiyelinin çok altında kalan sabit sermeye yatırımlarının ve eğitim olarak insana yapılan yatırımların önünü açmak gerekir.

Parantez içinde söylemek gerekir ki, bu gün yatırım denilince yazılan ve konuşulan yalnızca, borsa, altın ve döviz gibi finansal yatırımlardır.

Kamu yatırımları siyasi kararlara göre şekillenir. Özel sabit sermaye yatırımları ise yatırım ortamına ve Sabit Sermaye yatırımlarının cazibesine bağlıdır.  

 

 

Aşağıdaki tablo, Kalkınma bakanlığı sitesinden alınmış ve özel tasarruf-yatırım açığı hesaplanmıştır. Bu tabloda birbirine bağlı üç nokta dikkat çekiyor.

1.1980 darbesinde özel tasarruflar yüzde 9.4’e kadar gerilemiştir. Özel yatırımlarda düşmüştür. Ancak ertesi ve sonraki yıllar artmıştır.

2.AKP iktidarından önceki yıllar Özel tasarruflar Yüzde 20’nin üstünde (2000 yılında yüzde 21.8 ) ve Özel yatırımlar yüzde 15.7 olmuştur. AKP iktidarından sonra özel tasarruflar hızla düşmüş ve 2014 yılında yüzde 11.7’ye gerilemiştir. Özel yatırımlar ise tersine ilk yıllarında artmış ve fakat sonra 2014 yılında 2000’li yılların başındaki oranlara (yüzde 15.7) ye düşmüştür.

3) En belirgin değişme tasarruf- yatırım açığında ortaya çıkmaktadır. AKP iktidarının ikinci yılında özel tasarruf –yatırım açığı oluşmaya başlamış ve kriz yılı olan 2009 yılı dışında her sene bu açık devam etmiştir. Tasarruf- yatırım açığı dış kaynakla kapatıldığı için de cari açık sorunu meydana gelmiştir.

Başbakan eğer yatırımların önünü açmak istiyorsa, önce bu tabloyu önüne koymalı ve düşünmelidir. Ekonomide aynı verilerle her ülkede, her zamanda, her ekonomik ve siyasi konjonktürde aynı sonuçları alamazsınız. Hatta üretici ve tüketicinin içinde bulunduğu psikolojik durum bile onların tüketim-tasarruf kararlarını etkiler.

 

Dünyada ve Türkiye ‘de spekülatif sermaye ekonomiye hakim oldu. Finans sektörü Reel sektörü temsil edemiyor.

 

Cumhurbaşkanlığı danışmanlarının ikide bir çıkıp ekonomiye yön vermeye kalkması, zaten kırılgan olan ekonomiyi daha kırılgan yapıyor.

Ekonomide hem daha isabetli politikalar açısından, hem de ekonomiye güven vermesi için Başbakan ekonomi yönetimini dikkatle organize etmelidir.

 

(Yarın devam edecek )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir