HER ŞEY ZAMANINDA YAPILMALI

1979 yılında Türkiye’nin elli sente muhtaç duruma düşmesinin 27 yıldır cezasını çekiyoruz. Ülkeyi Elli sente muhtaç bırakan bir hükümetin dünyada ve ülke içinde prestiji sıfır olur. Her türlü melanet doğar. Bu nedenledir ki, o dönemde terör ve anarşi azdı… 1980 ihtilali oldu. Siyasi partiler kapatıldı… Siyasi yasaklar geldi.

Neden Türkiye elli sente muhtaç oldu? Elbette ki yanlış yönetim sonucu. Türkiye 1963 yılında planlı ekonomi dönemine girdi… Planlı ekonominin temel politikaları “İthal ikamesine dayalı” idi. Yani ithal ettiğimiz malları içerde üretmekti… Zira o dönemde sanayi malları ithal ediyorduk. Tarım ürünleri ihraç ediyorduk. Planlı dönemde imalat sanayi teşvik edildi… Yatırımlar arttı. Büyüme yaşandı. Ne var ki, 1974 petrol krizinden sonra dünya dışa açılmaya başladığında biz yine içe kapalı aynı politikalara devam ettik. Bu nedenle de döviz darboğazları yaşadık. Elli sente muhtaç olduk.

GERÇEKTE ise, ekonomik programlar dinamik olmalıdır. Ekonomik , siyasi ve sosyal olaylar çok hızlı değişiyor. Hele hele bizim gibi gelişmekte olan bir ülkede bu şartlar daha dinamik bir yapıdadır. Bu nedenle ekonomik programlar zaman içinde bu şartlara uyum sağlayacak ve bu şartları dikkate alacak şekilde değişmelidir.

Eğer o dönemde Demirel ve Ecevit hükümetleri, ithal ikamesine dayalı bu politikalardan, dışa açık politikalara zamanında ve yumuşak inişle geçselerdi, Türkiye elli sente muhtaç olmazdı.

Özal da tepki olarak dışa açılmayı birden bire yaptı… Bu nedenle ülke kaynak kaybeden ve borçlanan bir ülke oldu.

Bugün de ekonomi aynı sıkıntı içindedir. Enflasyonun köpüğünü almak ve bankaları kurtarmak için 2001 yılında yapılan program , bugün de devam ediyor.

Yapısal dönüşüm gerekli

BENİM öteden beri 2001 yılında IMF programının 2004 başından itibaren değişmesi gerektiğini iddia ediyorum. IMF ile ilişkilerden farklı olarak, 2004 yılı başında yeni bir “Yapısal dönüşüm programı” yapılması gerekirdi.
2003 yılının sonunda enflasyonda, TEFE yüzde 12 dolayına gerilemişti. 2004 yılı nisan ayında da TÜFE yüzde 10 düzeyine inmişti. Bugün bakarsak yine aynı düzeyde devam ediyor. Demek ki, yangın söndürme programı olarak ifade edilen 2001 yılı programı 2004 yılı başında enflasyonun köpüğünü almıştı. Bankaların durumu da, hazine desteği ile düzelmişti. O yıl enflasyondaki yapısal sorunları çözebilmek için , Yüksek faiz – düşük kur nedeniyle değerlenen Türk Lirası sorununu, yine aynı nedenle dışa bağımlı bir yapı kazanan iç üretim sorununu ve yine devamı olan işsizlik sorunu ancak yapısal bir dönüşüm programıyla çözülürdü.

Gerçeği herkes anladı

IMF ve Hükümet yapısal dönüşümü, sosyal güvenlik kurumlarını birleştirmek gibi idari ve yasal düzenlemeler olarak anlıyor. Oysa ki yapısal çözümler, üretimin yapısında değişme, sektörel yapıda değişme, vergi yapısında değişme gibi temel yapıya ait sorunlardır.

Şimdi siyasi partilerden tutun, işadamlarına, odalara kadar herkes işin gerçeğini anladı.

Örneğin, İSO başkanı Tanıl Küçük de “Bu program, 2001 sonrası dönemin aciliyetleri çerçevesinde ekonominin parasal ve mali boyutuna öncelik verecek şekilde hazırlandı. Bu program, temel misyonunu tamamlamış görünüyor. Neticede bu elbise artık bu vücuda uymuyor.” diye konuşuyor

Politikalar dinamik olmalı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir