FAKİRLEŞME GETİREN BÜYÜME

Türkiye 2001 yılındaki krizden sonra 27 çeyrek büyümüştür. Bu büyüme ithalata bağımlı bir büyüme şeklinde olmuştur.

Düşük kur nedeniyle Türkiye büyümede ithal aramalını bağlı kalmıştır. Bu ithalatı dış borç ve varlık satışı ile finanse etmiştir.

 

1) Türkiye’ nin dış borcu, 2008 ikinci çeyreğinde 284,5 milyar dolara çıkmıştır. AKP iktidarında dış borç stoku 150 milyar dolar artmıştır. Eğer bir dünya krizi olmasıydı yine de Türkiye dış borç sınırına gelmişti. Yeni borç almakta, mevcut borçları çevirmekte zorlanacaktı. Yani borçlanma sınırına gelmişti. İster istemez büyüme oranı düşecekti.

 

Kaldı ki, dünya krizi işin tuzu biberi olmuştur. Eğer dış borçlarımız bu kadar yüksek olmasaydı Türkiye bu krizi daha hafif atlatabilirdi.

 

 

2) İthalatın Finansmanı kısmen varlık satışları yoluyla olmuştur. Özelleştirmede, Telekom ve benzeri altyapı doğal tekeller, limanlar gibi altyapı yatırımları, yabancıya döviz karşılığı satılmıştır.

 

Ayrıca Bankaların yüzde 42’ si de yabancıya satılmıştır. Bu dövizlerle ithalat Finanse edilmiştir.

 

Varlık satışı sonsuz değildir. Türkiye’ nin satılacak malı kalmamıştır. Kalanlar içinde artık dış talep yoktur.

 

Bu satılan varlıkların karları, hayat boyu dışarıya gidecektir. Büyüme oranı düşecektir.

 

Özet olarak dış borç ve varlık satışıyla Finanse edilen ithalat artık düşecektir. 2008 için Bütçe’ de 234 milyar dolar olarak öngörülen ithalat, ilgili bakanın açıklamasına göre 150 milyar dolara inecektir.

 

ÇÖZÜM NEDİR?

 

Kalıcı çözüm için Merkez Bankası kanunu ve dalgalı kur sistemini değişmeliyiz.

 

Dalgalı kur Türkiye için uygun bir kur sistemi değildir…Değişmelidir… Çünkü,

  • İçeride faizler, dış faizlerin üç- dört katıdır.
  • Dolarizasyon vardır…
  • Vadeli döviz işlemleri sınırlıdır.

 

Bu üç sorun, döviz arz ve talebinin piyasada oluşmasını engelliyor.

 

Bu nedenle,

 

  • Merkez bankası kanunu değişmelidir. MB reel döviz kurunu gözetmelidir. Mevcut yasada MB yalnızca Türk Lirasını korumak zorundadır.

 

  • Dalgalı kur sisteminden6 ay gibi bir geçiş dönemi içinde, kontrollü kur sistemine geçilmelidir.

 

Bu yapılmazsa, üretici kesim tasfiye edilmiş olacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir