EKONOMİK KRİZ GELİYORUM DİYOR (II)

Dün bu köşede, Türkiye’de yaşadığımız 1994 ve 2001 krizlerini özetlemiştim. Son on beş yılda yaşanan krizlerden, 1994 Meksika, 1997 Tayland-Güney Doğu Asya krizlerinde, makro dengelerde önemli bir sorun yaşanmıyordu.

Meksika’da bütçe açıkları makul düzeyde idi. Enflasyon oranı düşüktü. Peso değerlenmişti. Cari açık artmıştı. Özel sektör borçları yüksekti. Hükümet 20 Aralık 1994 tarihinde peso bandını yüzde 15 artırma kararı verdi. Ancak peso beklenenden hızlı arttı. Kriz oldu.

Güney Doğu Asya’da, örneğin Tayland’da 1988-1996 arasında bütçe fazlası vardı. Bu ülkelerin istikrarlı görünmesi ve Batı’da faizlerin düşük olması nedeniyle, söz konusu ülkelere hızlı bir sıcak para girişi olmuştu. Ulusal para birimleri reel anlamda değer kazanmıştı.

Buna karşılık Güney Doğu Asya’da, özel şirketler aşırı borçlanmıştı.Tayland’da kriz sıcak para çıkışıyla oldu. Borsa dibe vurdu.

Rusya krizi, bütçe açıklarının artması, firmaların aşırı ölçüde kur riski altında kalması, kısa vadeli borçların ağır yükü, borç faiz yükü, Ruble’nin ABD Doları’na endekslenmesi ve bu nedenle aşırı değer kazanması, kayıt dışı ekonominin büyüklüğü, Rusya’yı iç ve dış borcunu ödeyemez duruma getirmişti.

2001 Arjantin krizi… Arjantin’de 1988 yılı ile 1999 yılı arasında 10 yıl Arjantin Pesosu dolara endekslenmişti ve gerek bu nedenle gerekse spekülatif yabancı sermaye girişi nedeniyle peso aşırı değer kazanmıştı. Peso’nun rekabet gücü düştü. Özel sektörde iflaslar oldu. Doğal tekeller ve altyapı özelleştirildi.

2001 yılında yabancı bankalar 30 milyarlık mevduat dışarıya transfer ettiler. Rezervler 7 ayda yüzde 40 düştü.

 


Hâlâ ders alamadık

TÜRKİYE ve dünyadaki global krizlerden çıkarılacak dersler şunlardır:

1) Bir ülkede reel faizlerin, uluslararası faiz oranlarına göre yüksek seyretmesi, spekülatif nitelikte sermaye ve sıcak para girişine neden oluyor.

2) Hangi kur rejiminde olursa olsun, sıcak para girişi döviz arzını artırıyor. Kur baskısı oluşuyor. Milli para değer kazanıyor.

3) Düşük kur ve yüksek faiz nedeniyle rekabet gücü düşüyor. Tüketim ve ithalat artıyor. Cari açık artıyor. Faiz farkı nedeniyle özel sektör dış borçları
artıyor.

4) Sanayi sektörü ithal girdiye bağlanıyor. Küçük firmalar iflas ediyor.

5) Bu gelişmeler ülke riskini artırıyor. Konvertibilitede olduğu için ülkeden hızlı döviz çıkışı oluyor. Kur artıyor. Kriz başlıyor.

Türkiye’de kriz beklentisi var

EKONOMİK krizler, para ve sermaye piyasasında panik ile başlar. Sıcak para çıkışı, dış borç ödeme, cari açık, yabancı sermaye girişinde azalma gibi nedenlerle, döviz talebinde ani artışlar, güven ortamının çökmesi, kurlarda bir artış, devalüasyona neden olur.

İkinci aşamada, finans sektöründe açık pozisyonu olan bankalar zora girer. Sermaye piyasasında borsa çöker.

Kısa vadeli dış borcu olan, ithalata bağlı üretim yapan özel sektör firmalarında, kur artışı nedeniyle iflaslar olur. İşsizlik artar.

Son aşamada sosyal kargaşa olur. Sosyal patlama olur. Bu krizin dibe vurmasıdır. 2001 krizinde Arjantin’de kriz dibe vurdu. Türkiye’de krizin maliyeti halka yayıldı. İçi boşaltılmış olan bankaların, özel sektörde zora giren firmaların, maliyetini Hazine üstlendi. Bu maliyetler halkın vergisiyle finanse edildi… Borçlanmayla finanse edildi. Şimdi de ediliyor.


Türkiye’de kriz olur mu?

BAZI siyasiler ‘Türkiye’de örtülü kriz var’ diyor. Krizin örtülüsü olmaz. Ekonomide makro dengelerin bozuk olması… Büyüme oranında düşme… İşsizliğin yüksek olması ve ekonomide aşırı kırılganlık, krizin altyapısını oluşturan şartlardır. Bu dengeler bozuldukça, aynen bir depremde olduğu gibi, olumsuz enerji birikimi oluşur. Ekonomik, siyasi ve sosyal, iç veya dış faktörle kriz patlar.

Kriz şartları oluştuğu içindir ki, bir beklenti var. Aslında beklentiler de önemli ölçüde ekonomik gidişatı yönlendirir.

Türkiye’de ekonominin duvara çarpacağı kesindir. Bu sorunu ne zaman yaşarız? Etkileri ve sonuçları ne olur? Ne zaman istikrarlı bir ekonomiye geçeriz? Duvara çarpmadan önlemenin yolu var mı? Bu soruların cevabını da salı günkü yazımda vermeye çalışacağım.

(Devamı salı günü)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir