EKONOMİK KRİZ GELİYORUM DİYOR (I)

AKP iktidarı ekonomiyi güllük-gülistanlık olarak görüyor. Bazı bakanlar “Küresel kriz, bizim için fırsat olur” diyor. Bazıları “Borsa birkaç gün içinde eski düzeyine gelir” diyor. Türkiye’de bir ekonomik kriz olabileceğine ise hiç ihtimal vermiyorlar.

Gerçekte ise Türkiye’yi, önce yaşananlardan farklı ve fakat daha ağır bir ekonomik kriz bekliyor. Bu defa kriz bir gecede yüksek devalüasyonla değil, sistemin çökmesi ve dibe vurması şeklinde ortaya çıkacaktır.
Son yaşanan krizler, yüksek oranlı bir devalüasyonla ortaya çıkmıştı. Bu gün bu iki krizden bahsedeceğim. Yarın da Türkiye’yi ne tür bir kriz beklediğini analiz etmeye çalışacağım.

1993 yılında başlayan kriz sinyallerini ekonomi yönetimi yanlış değerlendirdi ve kriz yönetiminde başarısız oldu.

* 1994 yılında cari açık büyüdü.

* Faiz oranlarını düşürmek için piyasaya likidite enjekte edildi.

* Likidite enflasyonu ve döviz talebini artırdı.

* Siyasi otorite dövize olan talebi yüksek döviz rezervlerini satarak sınırlamanın mümkün olacağını hesaplayarak sorunu çözeceğini hesapladı.

Hesap tutmadı… Çünkü bankalar devalüasyon olacağını biliyordu… Satılan dövizleri artan fiyattan topladılar. Döviz arzı artmasına rağmen, kurlar düşmedi.

Diğer yandan İMKB, o dönem için 52 milyon dolar gibi dar bir işlem hacmine sahipti ve piyasada dolaşan spekülatif sermayeyi mas etme kapasitesine sahip olmaktan çok uzaktı.

Sonuç olarak Ocak 1994’te döviz kuru bir dolar 19 bin TL Merkez Bankası rezervleri 7 milyar dolar iken, Nisan 1994’te döviz kuru 38 bin TL’ye çıkarken, uluslararası rezervler 3 milyar dolara düştü. İşsizlik arttı. Enflasyon üç haneye yükseldi. 1994 krizi oldu.

Hükümet 5 Nisan kararlarını aldı. Döviz talebini düşürmek için kriz öncesi düşürmek istediği faiz yerine bu defa yüzde 400 faizle borçlanma kâğıdı sattı.

1994 krizi yanlış yönetimden doğdu


2001 krizini IMF yarattı

TÜRKİYE 1999 yılı sonunda IMF ile Stand- by düzenlemesi imzaladı. IMF sabit kur sistemi önerdi. Türkiye “evet” dedi.

2000 yılında TÜFE yüzde 40 oldu… Kurlar ilan edildiği şekilde yüzde 20 artırıldı. Bir yıl içinde bu yolla TL aşırı değer kazanmış oldu.

2000 yılı kasım ayında likidite sıkıntısı yaşandı. Ancak MB stand- by ekindeki IMF’ye verdiği performans göstergeleri gereği likiditeyi artırmadı.
Aşırı değerlenmiş TL ve bu nedenle cari açığın artması devalüasyon beklentisi yarattı. TL’den kaçış yaşandı.

Ben kriz öncesi… “Kriz olacak… Döviz kurları, haziranı beklemeden ocak ayında yüzde 20 artırılsın. Bu iş yasaya bağlansın. Vadeli işlemlere de uygulansın” diye o zaman Gözcü Gazetesi’ndeki köşemde çok yazdım. Dinleyen olmadı. Banka televizyonları genç akademisyenleri yayına çıkararak, bizim gibi düşünenleri devalüasyon lobisi olarak ilan ettiler.
22 Şubat 2001 tarihinde, döviz kuru çıpası yürürlükten kaldırıldı.
16 Şubat’ta 27.9 milyar dolar olan döviz rezervleri, 19 Şubat’ta 22.6 milyar dolara indi.


Türkiye’nin eli mahkûmdu

2001, IMF’nin likidite ve IMF’nin kur politikası sonucu oldu. O kadar çelişkili oldu ki, kriz sonrası IMF önce uygulamamızı istediği sabit kur rejiminin tam tersi, dalgalı kur politikasını önerdi. Türkiye’nin eli mahkûmdu. Uyguladı.
Dalgalı kura geçiş kararından sonra dolar 688 bin TL’den 962 bin TL’ye yükseldi. Artan döviz talebi yüksek faiz silahıyla durdurulmak istenince gecelik İnterbank faiz oranları en yüksek yüzde 50’den, yüzde 6200’e çıktı.
Türkiye dışında, 1994 yılında Meksika’da, 1997 yılında Tayland- Güney Doğu Asya’da, 1998 yılında da Rusya’da ekonomik kriz oldu. Bu krizlerde kur – döviz- sıcak para ve borç ödeme sorunları nedeniyle ortaya çıktı.
(Yarın devam edecek. )

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir