EKONOMİDE DİNANİZM KAYBOLDU

Krizlerden sonra, ekonominin iç dinamikleri piyasanın canlanmasına yardım ediyor… 2001 krizinden sonra hükümete olan güvenin  azalmış olmasına rağmen, 2002 yılında canlanma ve büyüme yaşandı…

Yeni hükümet ve tek parti iktidarı, iktidarın ne yapacağına bakılmaksızın  bu dinamizmi artıran ilave bir psikolojik ortam yarattı… Yani krizden sonraki büyümenin ve canlanmanın temel nedeni iç dinamiklerin harekete geçmesi oldu.

Sürekli büyüme ve istikrar için, iç dinamikleri destekleyecek uzun vadeli yapısal önlemler almak ve kısa vadeli politikaları değiştirmek gerekir… Oysa siyasi iktidar devraldığı kısa vadeli politikaları aynen devam ettiriyor… IMF’den de vazgeçmiyor.

Bu nedenledir ki, artık işler eskisi gibi değil… Ekonomide yavaşlama sinyalleri ortaya çıktı…

Merkez  Bankası her ay, iktisadi yönelimi belirlemek için imalat sanayinde faaliyette bulunan işletme yöneticileri ile anket yapıyor… Bu sonuçlardan “Reel kesim güven endeksi“ni hazırlıyor…  Bu endekse bakarak geçen yıl ve bu yıl Mayıs aylarında, ekonomideki öncü göstergeleri görebiliyoruz…

 

 

 

 

 

 

REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ

 

                                                       Mayıs 2004     Mayıs 2005

 

Reel Kesim Güven Endeksi                        107.4                                      102.8

Genel Gidişat                                    118.9                       115.1

İhracat İmkanları                              126.9                      116.6

Yatırım harcaması                              96.1                        91.2

Toplam Sipariş                                   88.0                        80.9

Mamul Mal Stok Miktarı                      96.3                        94.8

Toplam İstihdam                               107.5                      103.5

Üretim Hacmi                                     118.3                      117.9

İç Pazara Satılan mal Hacmi             114.2                      105.2

Hammadde stok eğilimi                    100.5                       99.6

 

Geçen yılın mayıs ayında 107.4 olan Reel kesim güven endeksi  bu sene mayıs ayında 102.8’e geriledi… Bu gerilemeye neden, ihracat imkanlarındaki azalma, işsizliğin artması ve yatırım harcamalarındaki duraklama oldu.

İhracat imkanları, döviz kurlarının geçen seneye  göre düşmesi neticesinde azaldı.

Geçen sene Mayıs ayında TL değerli ve kur düşüktü… Yetmiyormuş gibi bir yıl içinde kur daha da düştü… Örneğin 2004 Mayıs ayında dolar kuru 1.533  idi… Bu sene Mayıs ayında  1.366 ‘ya geriledi  geriledi… Euro ise aynı aylarda 1.814 ‘ten 1.732 ye  geriledi…  Gerçekte ise enflasyon kadar, yani yaklaşık yüzde 8 artması gerekirdi.  Bu şartlar altında, ihracat imkanları azalmış oldu. 

Öte yandan, yatırım harcaması da 96.1’den 91.2’ye geriledi…  Değerlerin yüzün altında olması , yatırıma geçen sene de bu senede olumsuz bakıldığını göstermektedir… Eğer ekonomik istikrar varsa, risk yoksa ve dinanizm  varsa özel sektör  yatırımlara neden olumsuz baksın…

Sermaye Piyasası Kurulu raporuna göre, İslami Holdingler yoluyla 4 milyar dolar toplandı… Bu Holdingler, yurt dışındaki insanlara yüzde 50 kar vaadinde bulunarak söz konusu paraları topladılar… Aynen bankerlik olayında olduğu gibi,  borçlarını yeni borç aldıkları paralarla kapattılar… Elbette ki bazılarında zincir koptu… Bazılarına ise kopacaktır.

‘’Paranın ve sermayenin dini ve milliyeti olmaz…’’ deniliyor… Ancak AKP hükümeti bilerek bu yolu açıyor.. Örneğin Özel Finans Kurumlarına, bankaların yaptığı işlemler için yetki verildi… TMSF mallarının önemli bir kısmı, nasıl olduysa, AKP yanlılarına verildi…

Bu konuda bir işadamı, “Yabancıya gitmesin diye  TMSF’ye ait bazı tesisleri bilerek pahalıya aldıklarını” söyledi… Ancak hiç kimse zarar edecek bir yatırıma girmez… Aksi halde oyunun kuralına aykırı olur… O zamanda insanın aklına su sorular geliyor…

–       Ödemelerde el altından yeni imkanlar veya  taksitlendirme  mi veriliyor?

–       Alınan tesislere ilave olarak yeni tahsisler sözü mü verildi?

–       İmar planlarında veya faaliyet konularında, ek imkanlar mı yaratılacak?

Öte yandan yeni para dergisini, AKP’nin iş dünyasındaki temsilcileri  diye yayınladığı iş adamlarının çoğu AKP’de parti yöneticisi ve üyesidir…  Zaten kendileri de bunu inkar etmiyorlar… Kaldı ki, İTO  seçimlerinde AKP’ nin  bazı devlet imkanlarını kullandığını , mesela  oy verecek iTO üyelerinin seçim mahalline Bir devlet kurumuna ait araçlarla taşındığı biliniyor.    

AKP ‘li işadamı ayırımı, partili – partisiz ayırımı,     partisiz iş adamları aleyhine   haksız rekabet yaratır.. Bu durum ekonomide verimliliği olumsuz etkiler.

Öte yandan  bu uygulamalar  AKP’  kendi patronlarını yaratıyor sorusunu gündeme getiriyor ?

Aslında böyle bir uygulamanın sermayeye, topluma ve ekonomiye zarar getireceği ortadadır .. Buna rağmen böyle bir uygulama  neden yapılıyor ?

Ve yine şu endişeler gündeme geliyor .. Bir ülkede  sermayeye hakim olanlar , siyasi olanak dışında , ülke politikasına da hakim olurlar.. Ülke geleceğini  de dilekleri gibi yönlendirebilirler.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.