DÜNYA İLERİYE, BİZ GERİYE

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayınlanan 2014 İnsani gelişme Endeksinde Türkiye iki sıra daha geriledi. 2013 yılında 187 ülke arsasında 69 sırada iken, 2014 yılında 188 ülke arasında 72 sıraya geriledi.

Raporda, genel olarak insani gelişme ve eğitim açığının bütün Dünyada kalkınmayı tahdit ettiği vurgulanıyor.

Gerçekten artık insanların refahı gelirden daha önce kalkınmışlık seviyesi ile ölçülüyor. Ekonomik kalkınma, büyümeyi de içine alan daha geniş bir kavramdır. Ekonomik büyüme yanında, okullaşma oranı, kişi başına düşen doktor sayısı, çocuk ölüm oranı, kişi başına düşen gazete, okuma oranı, öğretmen sayısı gibi insani gelişme ölçütleriyle çevre şartlarının iyileşmesi de kalkınmanın birer göstergesidir.

 

 

 

Ayrıca kalkınma olması için teknolojik gelişmenin de sağlanmış olması gerekir. Demokrasi de kalkınmayı ve toplumsal refahı destekleyen önemli bir unsurdur. Gelir artışı yüksek ve fakat yaşam kalitesi düşük, katılımcı demokrasiye sahip olmayan bir toplum gelişmesini tamamlamış bir toplum değildir.

UNDP raporunda, Türkiye’nin en zayıf olduğu iki alanın Bilgiye ve Eğitime Erişim ile Cinsiyet eşitsizliği olduğu belirtiliyor.

Aziz Sancar Nobel Ödülünü kendisine Atatürk Türkiye’sinin getirdiğini açıkladı. Zira Atatürk Türkiye’sinde eğitimde fırsat eşitliği vardı. Eğitimde fırsat eşitliği olursa, toplumda en geniş tabandan en yetenekli olanlar eğitim fırsatı bulur. Bunu da ancak devlet yapar. Özel eğitimde parası olan okur.

İran’da, atom bombası yapanlar, şah devrinde yurt dışında teknik eğitim almış olanlardır. Bu gün İran’daki din eksenli eğitim aynı imkanı vermiyor.

Türkiye’de devletin eğitimdeki yeri giderek azalıyor. Bunun yanında parası olmayıp, yetenekli olanlar eğitimde fırsat eşitliği bulamıyor. Zira orta öğretimde yetenekli ve çalışkan olmak yetmiyor… Önceleri dershaneler, şimdi ise özel kurslardan geçmek gerekiyor. Çünkü yükseköğrenime geçiş sistemi tamamıyla test taktiği bilmekten geçiyor.

Öte yandan eğitimi din eksenli olarak kullanmak isteyenler var. Söz gelimi Türk Eğitim vakfı birçok dallarda yurt dışı eğitimi finanse etmektedir. Yetenekli ve başarılı öğrencilerin seçimi daha önce tespit edilmiş olan standartlara ve objektif kriterlere göre yapılmaktadır. Buna adını herkesin bildiği din eksenli örgütler, yurt dışı eğitimin finansmanda ideolojik kriterlere göre seçim yapmaktadır.

Netice olarak Maalesef bu gün eğitim politikası da artık yeni Nobel adayları yaratmayacak bir çıkmaza girmiştir. İngilizlerin bir atasözü vardır. Çocuğunu eğitmek için anneannesinden başlamak gerekir. Cumhuriyetin yüzüncü yılına eğitimde ve fırsat eşitliğinde sorunları olarak bir ülke olarak giriyoruz.

Bunu yalnızca UNDP söylemiyor… Bizimde üye olduğumuz OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ) de her yıl yayınladığı istihdam raporunda aynı hususu vurguluyor. 

OECD 2015 istihdam raporuna göre, 35 üye ülke içinde 15-29 yaş arasında işsiz ve eğitimsiz genç oranın en yüksek olduğu ülke Türkiye nin olduğu vurgulanıyor. Türkiye de yüz gençten 28.4’ü işsiz ve eğitimsizdir.  Bizden sonra yüzde 26.7 oranıyla Yunanistan geliyor. Lüksemburg’da bu oran en düşük yüzde 6.5’ tir. OECD ortalaması olarak ta yüzde 14.0 tür. Yani bizdeki eğitimsiz ve işsiz genç oranı ortalamanın iki katıdır. (Aşağıdaki tablo )

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir