DİN SİYASET ÜSTÜ OLMALIDIR

Bilgi çağından nasibini alamayan ve demokrasiye geçememiş ülkelerin başında, Ortadoğu İslam ülkeleri geliyor. Bu günkü kargaşa içinde bırakın bilgi ve kalkınmayı, normal bir devlet olmak için bile daha çok zaman gerekecek.  

Nedeni, ABD’ nin ılımlı İslam projesidir. Ilımlı İslam projesiyle Ortadoğu’ya hakim olmak isteyen Amerika’nın da şimdi bu nedenle zor düzelecek bir kamburu olmuştur.  

Geçtiğimiz asırlarda, Ortadoğu’daki demokrasi ve kalkınma sorunu, birçok batılı tarafından Osmanlı İmparatorluğunun dini yönetim tarzına bağlanıyor. Ulusların Düşüşü kitabında, D.Acemoğlu ve J.A.Robinson , ‘’ Neololotik çağda, Ortadoğu Dünya ya öncülük etmiştir. İlk şehirler bu günkü Irak ( Mezopotamya )da kurulmuş, Demir ilk defa Anadolu’da eritilmiştir. Orta çağa kadar Ortadoğu teknolojik açıdan dinamik bir bölgeydi. Ortadoğu’yu fakirleştiren coğrafi şartlar değil, Osmanlı İmparatorluğu ve onun kurumsal mirasıdır. ‘’ şeklinde yorum yapıyorlar.  

 

 

Hristiyan dünyasının kalkınmış olmasında, dinin siyaset dışına tutulmuş olması da etkili olmuştur. Ancak daha yakından bakarsak Hristiyanlıkta reform sonrası, Din ile demokrasi ve kalkınma arasında kayda değer bir bağlantı yoktur. 

Hristiyanlıkta Protestanlık daha az sınırlayıcı kural ve daha çok serbestlik tanımaktadır. Belki bunun İngiltere’nin ve Hollanda’nın kalkınmasında yararı olmuştur. Ancak diğer Katolik İtalya ve Fransa’da kalkınmıştır.   Katolikler ve Protestanların nüfus içindeki oranları birbirine yakın olan Almanya da demokratik ve kalkınmış bir ülkedir. (Aşağıdaki tablo ) 

 

15. ve 17. yüzyıl boyunca tüm Avrupa‘yı etkileyen ve Katolik Kilisesi‘ ne karşı yapılmış olan reform hareketi, aynı zamanda dini aktörlerin siyasete müdahalesini de sınırlamıştır. Laik devlet anlayışını getirmiştir.  

Bugün Hristiyan âleminin kalkınmış olmasının temelinde laiklik yatmaktadır. Laiklik bağımsız düşünceyi, bağımsız düşünce de teknolojik buluşları da beraberinde getirmiştir. 

Japonlar milli dini olan Şintoizm ve 6. yüzyılın sonunda gelen Budizm’i benimsemiştir. Fakat diğer dinlerde olduğu gibi ayrım yoktur. Nikâh törenini Şintoizm tarzıyla yapan bir kişinin ölüm töreni Budizm tarzıyla yapılabilir. Japonya da gelişmiş bir toplumdur. 

Osmanlıda Abdülhamit, iyiniyetli Osmanlının dağılmasını önlemek için dini bir tutkal olarak kullanmıştır…  Ancak önce Arap İslam ülkeleri Osmanlıyı arkadan vurmuştur. 

Söz gelimi, İslam Halifesi olan II. Abdülhamit döneminde halifelik makamının İslam Dünyası’nda etkinliğinin desteklenmesi için ve paralel olarak Osmanlı imparatorluğun topraklarını birleştirmek amacıyla 20 asrın ilk yıllarında Şam’ı Medine’ye bağlayan Hicaz Demiryolu yapıldı. Ne var ki Hicaz krallığı İngiltere ile işbirliği yaparak Osmanlıya karşı isyan hareketi başlattı.  

Çağımızda, din siyasetin üstünde olmalıdır. Laik devlet bu üstünlüğü sağlamaktadır.  Aksi halde hem din hem de kalkınma zarar görmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir