DIŞ TİCARET AÇIĞI NEREYE GİDER?

Bu yılın ilk dört ayında, 23 milyar dolarlık ihracat yaptık… Buna karşılık 35 milyar dolarlık ithalat yaptık… Dış ticaret açığı 12 milyar dolar oldu… Dış ticaret açığı geçen seneye göre arttı… Geçen sene aynı dönemde dış ticaret açığı 10 milyar dolar olmuştu… Ve yıl sonunda dış ticaret açığımız 54.4 milyar dolara dış cari açığımız ise  15.6 milyar dolara çıkmıştı.

Eğer uzun vadeli yatırım sermayesi ile  kapatılmazsa, cari açık bir ülkenin kaynak kaybı, kan kaybı demektir.

Osmanlı İmparatorluğunda, Padişah yönetimi Kapitülasyonlar  ülkenin dışarıya kaynak aktarılmasına neden olmuştu…

Bugünkü yönetim ve IMF işbirliği, kapitülasyonlardan yüzlerce kat daha fazla  kaynak çıkışına neden oluyor… Hatta ülkenin kan kaybetmesine neden oluyor…

Dış açık veriyoruz… Bu açığı dış borçla kapatıyoruz… Yani kan kaybı çift yönlü oluyor… Bugünümüzü de kaybediyoruz… Yarınımızı da satıyoruz…

Dünyanın yaşamakta olduğu Küreselleşme sürecinde en çok kaybeden biz oluyoruz… Küreselleşme  sürecini  önlemek elimizde değil… Ancak eğer istersek bu süreçten karlı çıkmak elimizdedir…

Ne var ki IMF bizim karlı çıkmamıza izin vermez… Ekonomi yönetimi de enflasyonu bahane ederek ve kısa dönemli siyasi hesaplar peşinde olduğu için bu süreçte Türkiye’nin kan kaybına kulak asmıyor…

Türkiye’nin kan kaybı, düşük kur politikasından ileri geliyor…Politika diyorum… Zira geçmişe bakarsak, ekonomi Yönetiminin düşük kuru bir politika aracı olarak kullandığını göreceğiz.

1999 sonunda, IMF ile standby düzenlemesi yapıldı… Bu düzenleme içinde ki “Sabit kur rejimi” ve çoğu insan muhalefet etti… Bizim gibi birçok insanda, Faiz-Kur makasını açacağı için ”sabit kur kriz getirir” dedik… Kriz geldi.

Dalgalı kur’a geçtik… Dalgalı kur’da da faiz-kur makası açıldı…Cari açık daha çok arttı… 2000 yılında 10 milyar dolar olan cari açık  2004 yılında 15.5 milyar dolara çıktı… Yine her iki rejimde de sıcak para girdi… Uzun vadeli yatırım sermayesi gelmedi.
 

Nasıl oluyor da birbirinin yükseksen derece tersi iki rejimde aynı kapıya çıkıyor?

Bu sonuçlar  kamu oyunda iki konuyu tartışmaya açmalıdır?

1)  Demek ki “Dalgalı Kur Rejimi” zannedildiği gibi serbest çalışmıyor… Makro dengeleri sağlamıyor…

2)   Merkez Bankası dalgalı kur rejimiyle birlikte,kurlara dolaylı müdahale etti… Sistemi çalıştırmadı.

Müdahale şöyle oldu: Merkez bankası  uzun süre, döviz alımlarını durdurdu… Gecelik faizleri  enflasyona paralel olarak düşürmekte ağır davrandı… Bilerek geç kaldı. Sonuçta faiz-kur makası açıldı…Sıcak para girmeye başladı… Sıcak para döviz arzını artırdı…Döviz arzı arttıkça, döviz fiyatları düştü… Türk Lirası  değerlendi…

Yani bir “Kısır döngü” oluştu… Şimdi Merkez Bankası istese de bu tuzaktan çıkamaz.

Çözüm, kur rejimini değiştirmektir. Gerçekçi kur uygulamasına gitmektir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir