DIŞ BORÇ ARTIŞI YENİ BİR SORUN YARATIR MI?

Son aylarda dış borç stoku çok hızlı artıyor.. 2005 yılında 170.6 milyar dolar olan dış borç stoku  2006 ortasında Haziran ayında takriben 190 milyar dolara yükseldi..

Demek ki, Türkiye her ay ortalama 3.3 milyar dolar borçlanıyor.

ABD veya sanayileşmiş bir ülkenin dış borç stokunun artması ile, bizim gibi gelişmekte  olan bir ülkenin dış borç stokunun yükselmesi, farklı sonuçlar doğurmaktadır.

Üstelik dış borçlarımız kağıt üstünde göründüğünden daha fazladır.. Ve dış borç yüküde dış borç stoğundan daha ağırdır. Çünkü ..

 

1)- Sıcak para da dış borç demektir.

Şimdi sıcak paranın getirdiği rehavetle bu sorunu görmüyoruz. Ancak sıcak para doğrudan yabancı yatırım gibi değil.. Ne zaman çıkacağı belli değil.. uzun süre kalmaz.. Bu nedenle , kalıcı değil..

Sonunda sıcak para çıkışında da Merkez Bankasının halen mevcut 20-25 milyar dolayındaki döviz pozisyon fazlasını kullanacağız.. Veya yeni dış borç olarak çıkan sıcak parayı ödeyeceğiz.

Nisan ayında yabancı kaynaklı sıcak para 63.4 milyar dolardı.. Haziran ayında 41.7 milyar dolara gerledi. Temmuzda tekrar artmaya başladı.. Ancak Türkiye’ nin de ilk çeyrekte bu anlamda dış borçları yukarıda verdiğimiz rakamlara göre, daha hızlı arttı..

2) Borç yiyen kesesinden yer.

2006 nın ortalarında 29 milyar dolara yaklaşan Türkiye nin bir yıllık cari açığı da dış borçla finanse edildi. Bu cari açık artmaya devam ediyor.. Cari açığı da sıcak para ve dış borçla finanse ediyoruz.. Cari açık arttıkça  dış borç stokuda büyüyor. Üstelik cari açık nedeniyle Türkiye nin riski artıyor.. Risk arttıkça dış borçlanma faizi de artıyor. İçeride faizler daha yüksek olduğu için, özel sektörde dış borçlanmayı seçiyor.

3)- Özel sektör zora girebilir.

YTL  faizleri yüksek olduğu için döviz geliri olmayan şirketlerde dövizle borçlanıyor. Uzun dönemde şirketlerin dış borçlanmasının olumsuz etkileri olmaz.. İşletmeler kur artışlarını maliyetlerine  yansıtabilir.. Ancak kısa vadeli borçlar kur artışı sırasında açık pozisyonu olan özel firmaları ve Bankaları yeniden sıkıntıya sokar.

4)- Dış borçlar yatırımda kullanılmadı.

Yatırım mallarının toplam ithalat içindeki payı bu sene ocak-haziran 6 aylık dönemindeki ortalama yüzde 16.1 iken, Haziran ayında yüzde 15 e geriledi.

Özel sektörün dış borcu artarken yatırımları azalıyor.. Dış krediler yatırımlarda kullanılsaydı, üretim artışı, verimsizlik artışı ve istihdam yaratarak kalkınmayı, fert başına gelir artışını hızlandırabilirdi.. Bu yolla dış borçlar kendi kendine geri ödeyecekti.

Şimdi,Türkiye net dış borç ödeyen ülke konumuna gelince, dışarıya kaynak çıkışı olacak.     Net dış borç mürettebatının milli hasılaya oranı, büyüme oranından daha yüksek olursa, fakirleşme yaşanacaktır.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir