BİZ BORÇLANIYORUZ.. ÇOCUKLARIMIZ ÖDEYECEK..

Hazine Müsteşarlığına göre , 2006 yılının ilk çeyreğinde Türkiyenin dış borcu 14.4 milyar dolar arttı.. 185 milyar dolara  yükseldi.  Artış kamuda daha az, özelsektörde daha çok oldu.

Özel sektörün , bankalar dahil toplam dış borcu  100.6 milyar dolara , kısa vadeli dış  borcu ise 38.4 milyar dolara çıktı. Böylece özel sektörün dış borcu kamu sektöründen daha büyük oldu.. Oysaki , 1990 yılında özel sektörün dış  borcu yok denecek kadar azdı..  2000 yılında ise , toplam dış borcun üçte biri kadardı.

Özel sektörün dış borçlanması , içeride reel failzerin yüzde onun üstünde , buna karşılık dışarıda reel faizlerin yüzde 2-3 dolayında olmasından ileri geldi.. İçeride ekonomi yönetimi kur artışı olmayacağını da tekrarladığı ve bu tekrarlar bir nevi taahhüt olduğu için , özel sektör dışarıdan borçlanmayı tercih etti.. Bu borçlar geri ödendiğinde maalesef  faizleri dışarıya gidecektir.

Kamunun dış borç yükü ise 84.5 milyar dolara yükseldi.. Yani kamunun dış borç yükü de arttı. Kamunun brüt iç borç stoku ise bu günkü kurla  166 milyar dolardır..Yani Kamunun toplam borç stoku , 250.5 milyar dolardır.. Eğer bunu 2006 yılı ilk çeyrekteki yıllık GSMH’ya oranlarsak , kamunun toplam borç yükü yüzde 80  olur.. Hani  maastricht kriterlerini tutturmuştuk ?

 

Yüksek faizle kur üzerinde baskı kurarark , borç yükünü suni anlamda düşük göstermenin k,imseye hayrı olmaz.. Yanlış hesap bağdattan döner..

Kaldı ki , dış borlarda , ister özel sektör ödesin , ister kamu sektörü ödesin geri ödemede dövize ihtiyaç var.. Ve aynı zamanda geri ödemede faiz dahil dışrıya kaynak çıkşı olur..

Suni rakamların arkasına sığınmak yerine , borç yükünün yüksek olduğnu kabul edip , çözüm yolunu tartışmalıyız..

Önce yanıltıcı sonuçlar veren bu günkü kur sisiteminden kurtulmamız gerekir..

Ayrıca Türkiye’de hazine hem hazine işlemlerini yapıyor.. Hem de iç ve dış borçları idare ediyor. Yani aynı zamanda “borç idaresi” olarak çalışıyor.

Borç idaresi, iç ve dış borçların alınması, geri ödenmesi, borçlanma stratejisinin yürütülmesi piyasa şartlarına göre borçların en uygun vade ve faiz bileşiminde olmasının sağlanmasıdır.

Bizim gibi borç yükü ağır bir ülkede, hazine, hem hazine işlemlerini hem de borç idaresini, ideal düzeyde yapamaz.. Devletin borçlanması, faizi verdiğimiz sürece daha kolay ve kestirme yol olduğu için, hazine şimdiye kadar kamu finansmanında sıkıştıkça borçlanma yoluna gitti.

Kaldı ki borç idaresi farklı bir uzmanlık gerektirir.. Hazinede de çok değerli ve uzman arkadaşlar çalışmaktadır. Ancak uzmanlık kişiden çok kurumsal bir bütünlük ister..

Yukarıdaki gerekçelerle hazineden ayrı ve bağımsız bir borç idaresi kurulmalıdır.. Kuruluş yasasında ve her yıl bütçe kanununda bu idarenin borçlanma sınırı da belirlenmelidir.

Borç anapara ve faizleri de birleştirilip, bu kurum tarafından ödenmelidir. Bu kuruma her yıl bütçeden borçların tavsiyesi için bir ödenek aktarılmalıdır.

Borç idaresi kurumunun iki temel fonksiyonu olmalıdır:

1)İç ve dış borçları idare etmek   2)Borç yükünü düşürmek ve uzun dönemde borçları tavsiye etmek.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir