AKLI KIT OLANDAN ÇEVRECİ OLMAZ

Önceki gün ,bir televizyonda ‘’Türkiye Golf turizminin merkezi oluyor..’’ şeklinde haber yer alıyordu..

Haberde Antalya Belek’te yeni bir golf sahası yapan bir turizmci ile ve bu yatrıma karşı olan bir bayan çevreci ile de röportaj yapılmıştı..

Turizmci , ‘’ Bu alanlar bataklıktı.. bataklığı kurutmak için bazı yerlere okaliptüs ağaçı ekilmişti.. Biz bataklığı kurutup , okaliptüsleri kestik.. Kestiğimiz okaliptüs kadar da daha dayanıklı ağaç ektik.. Bu sahaya çim ektik.. Golf turizmi yapanlar diğer turistlerin enaz on katı döviz bırakıyor ‘’ ‘’ diye konuştu..

Tepkili bayan çevreci ise, ‘’ Burada ekili çimlere harcanan su , 12 bin nüfuslu bir kasabaya yeter’’ diyordu.

 

Bayan çevreci eğer ‘’ bir tek ağacın kesilmesine karşıyım ‘’ deseydi.. Veya “golf sahası için ayrıca yapılan veya yapılacak beton binalara karşıyım” deseydi.. Çevreyi korumanın sözcülüğünü yapmış olacaktı.. Ancak , suyu örnek göstermesi ,neden çevre sorunun içinden çıkamadığımızın bir göstergesi oldu.

Akdeniz’de , Manavgat  akıp denize giderken , bir turizm tesisine verilen suyu örnek göstermek , çevre anlayışına zarar verir.

Yapılaşma ve ağaç sorunu gerçek çevre sorunudur..  Çünkü doğanın tahrip edilmesi , döviz girdisi veya kazançla telafi edilemez..

En yakın örneğini Şile’de görüyoruz.. Şile’de denizden kum çekildiği için , açılan çukurlarda her  yaz yüzlerce insan can veriyor.. Şile’de ormanlar taş ocakları haline geldi.. Gece sabaha kadar taş ocakları taş kırıyor.. çevre yanında gürültü kirliliği de oluştu..  Taş ocakları olduğu için ormanın içine beton santralları kuruldu.. Kamyonların geçtiği orman yollarında ağaçlar kurumuş.. Ayrıca büyükşehir de Şile’yi  istanbulun çöplüğü yaptı.. Bu şartlarda İstanbul!un tek ciğeri Şile ormanları yakında bitecek.. İstanbul nefessiz kalacak.. İşin garibi yanıbaşımızda olan bu çevre katliamını kimse görmüyor.. İstanbullular gibi Şileliler de  uyuyor.. Kimse ses çıkarmıyor.

Şile örneğini çevrecilik anlayışı için örnek verdim.. Golf sahasına giden su meselesine gelince.. Akılcı ve doğru  yaklaşım , yapılmış bir golf sahasının getireceği döviz ve vergi geliri ile , Manavgat’tan  12 bin nufuslu kasabaya su getirmektir..

Aksi halde  İvan’ın komşusu durumuna düşeriz..

Rusya’da 1990 öncesi , yönetim kısmi mülkiyete izin veriyor..

İvan bir keçi satın alıyor.. Keçiyi evinde besliyor.. sütünü sağıp , hem peynir yapıyor.. Hem de satıyor.. Beş on kuruş kazanıyor.. Bununle yeni bir keçi daha alıyor..

İvan’ın komşusu kıskanıyor.. Allah’ım sen İvan’ın keçisini öldür diye dua etmeye başlıyor.. Oysaki İvan’ın komşusunun ,’’Allah’ım bana da bir keçi ver demesi’’ hem daha kolay ve hem de manevi güçle daha çok çalışıp keçi alması   daha mümkün olacaktı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir