BÜYÜME VE KALKINMAYI SÜRDÜREBİLİR MİYİZ?

Ekonomi, faiz-kur tuzağından bir türlü çıkamıyor. Aşırı değerli YTL den kurtulamıyor.. Temmuz ayından sonra  yeniden girmeye başlayan sıcak para, tekrar kurların gerilemesine YTL nin aşırı değer kazanmasına  neden oluyor.. Şimdi , son 4 yıldan beridir konuştuklarımızı değerli YTL sorunlarını sil baştan konuşmak gerekiyor.

        Değerli YTL nin bir sorunu “ sürdürülebilir büyüme “ konusunda ortaya çıkıyor..

        Yüksek faiz düşük kur üretim ve büyümeyi ithalata bağımlı yaptı.. Üretimde ithalata dayalı bir yapı oluştu..

         2004 yılında aramalı ithalatın toplam ithalat içindeki payı yüzde 67.3 idi.. Bugün bu pay yüzde 72.7 ye ulaştı.

        Ocak ayından Haziran ayına kadar geçen 6 aylık dönemde aramalı ithalatı 17.9 oranında arttı.. Aynı dönemde sanayi üretimindeki artış yüzde 2.8 oldu.. Aramalı ithalatının daha hızlı artışı, üretimin giderek ithalata daha çok bağımlı bir yapı kazandığını gösteriyor.

Türkiye sürekli olarak döviz kurlarını düşük tutarak, ithalata dayalı büyümeyi sürdüremez.. Sürdürmeye kalktığı için Bu defa ihracatta rekabet gücümüz düşüyor.. Cari açık artıyor. Dış borç stoğu artıyor. Reel faizler yüksek seyrediyor. Yatırım hacmi daralıyor.. İşsizlik artıyor..

        Mayıs-Haziran aylarında kur artışı ihracata moral verdi.. İhracat arttı.. Ancak ithalatta arttı.. Nedeni, ihracatın ithalata bağımlı bir yapı kazanmış olmasıdır.. İhracat malının takriben yüzde 60 i ithal aramalı ve hammaddedir. Başka bir ifade ile 100 liralık ihracat malının 60 lirası ithal aramalıdır.

Bazı sektörlerde ithal aramalı girdi kullanım oranı yüzde 80’e ulaşmıştır..  Örneğin gaz üretim ve dağıtımında yüzde 80 , petrol ürünleri imalatında yüzde 70 , sentetik kauçuk ve palstikte yüzde 43’tür.

Öte yandan sıcak paranın esir aldığı bir ekonomide, büyüme de sıcak paraya bağlıdır. Sıcak para girişi kesilirse kurlar artıyor..  Sıcak parayı tutmak için Merkez Bankası reel faizleri yüksek tutmak zorunda kalıyor. Her iki olay büyümeyi etkiliyor.

Yine değerli YTL’nin yolaçtığı cari açığı sürekli dış borçla kapatmakta mümkün olmayacaktır.. Bir ülke aldığı dış borçtan daha fazlasını geri ödemeye başlarsa, kaynak çıkışı olur.

Türkiye her yıl , bir önceki yıla göre daha çok dış borç alıyor.. 2006 yılının ilk altı ayında dış borç stoku yüzde 11.2 oranında , dış borç stoku içinde kısa vadeli dış borç stoku da yüzde 14.1 arttı.

Bu yılın ikinci çeyreğinde aylık dış borçlanma 3.3 milyar dolara yükseldi.

Dış borç mürettabatının ( Anapara , faiz ve masrafları toplamının) GSMH oranı , büyüme oranını geçerse dışarıya net kaynak çıkışı olacaktır .. Bu durumda fakirleşme ortaya çıkacaktır

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.