SANAL REFAH NEREYE KADAR?

2007 yılında Türkiye ye, 154 milyar dolar yabancı sermaye girdi… Bu sermaye yeni yatırım için gelmedi. Özelleştirmeden, piyasadan şirket satın almak için geldi. Yani sermaye geldi, 2007 yılı açıklarımızı kapattık, ancak satılan şirketler artık kâr götürecek. Getirdiklerini 3 yılda, beş yılda veya on yılda tamamıyla geri götürmüş olacaklar. Ancak aldıkları şirketler yine kendilerinin olacak ve yine kâr transferleri devam edecek.

Özetle 2007 yılını kurtardık… Buna karşılık gelen sermaye sonsuza kadar kâr transfer edecek.

Bu sene satın alma gücü paritesine göre fert başına GSYH 10 bin doları geçiyor…

“Satın alma gücü paritesine göre Gayri Safi Yurt İçi Hasıla nedir?” diye birkaç kişiye sordum… Kimse bilmiyor. Belki Medyada bu tabiri yazanlar veya konuşanların da bir kısmı bu teknik terimi bilmiyordur… Çünkü açıklamak kimsenin aklına gelmiyor.

ABD’nin iki katı satın alma

Satın alma gücü paritesi (Purchasing Power Parity -PPP) farklı ülkelerin birbirine göre yani nispi anlamda satın alma gücünün ölçülmesi için yapılan bir hesaptır. Bu hesapta ABD Doları ortak para birimi olarak kullanılıyor…

Diyelim ki Türkiye’de çeşitli mallardan oluşan bir sepet malın fiyatı ABD’de elbette dolar olarak 100 dolardır… Türkiye’de ise aynı mal sepetinin fiyatı 50 dolardır… Bu demektir ki ABD’de 3 bin dolar maaşı olan birisinin satın alma gücü ile Türkiye’de 1500 dolar maaşı olan birisiyle aynıdır… Bu şartlarda Türkiye’de fert başına milli gelir 5 bin dolar ise satın alma gücü paritesine göre 10 bin dolardır.

The Economist dergisi, bu işi daha kolay ifade eden bir yol bulmuş… Aylık olarak bir Big Mac endeksi yayınlıyor… Bu endekse göre ABD’de bir Big Mac 2 dolar ve Türkiye’de ise bir dolar ise, Bu şartlarda dolar cinsinden hesaplanırsa Türkiye’de Big- Mac yiyenlerin satın alma gücü ABD’dekilerin iki katıdır. Bu örnek satın alma gücü paritesini daha kolay izah etmektedir.

Nedeni değerli YTL…

Satın Alma Gücü Paritesine göre Türkiye’de fert başına gelir hiç de 10 bin dolar dolayında görünmüyor.

İktisat Fakültesi Mezunlar Vakfı’nın, İstanbul halkı arasında yaptığı araştırmaya göre, halkın yüzde 60’ı işsizlik, yoksulluk ve hayat pahalılığından şikâyet ediyor…

Eğer satın alma gücü yıllık 10 bin dolara ulaştıysa, halk neden bu kadar şikâyetçidir?

Bunun iki nedeni var…

1) Kur düşük (YTL aşırı değerli) olduğu için dolar cinsinden fert başına milli gelir daha yüksek çıkıyor.

Döviz kurlarındaki artış, herhangi bir temel yıla göre, enflasyonun altında kalırsa, kur düşük yani YTL değerli demektir… Bu bir anlamda YTL – döviz dengede değil demektir.

Çeşitli ülkelerin zenginlik sıralamasında ne durumda oldukları herkesin kendi parasıyla ifade edilirse, karşılaştırma yapılamaz… Bunun için her ülke milli gelir hesaplarını önce kendi parasıyla yapıyor. Sonra bu milli gelir dolar kuruna bölünerek dolar cinsinden milli gelir hesaplanıyor. Bu milli gelir de nüfusa bölünüyor… Bu yolla dolar cinsinden kişi başına milli gelir hesap ediliyor.
YTL’nin aşırı değerli olduğunu biliyoruz… Eğer dengede olsaydı bir dolar en az 2 YTL olacaktı… Bu durumda fert başına milli gelir de dolar cinsinden daha düşük olacaktı. Satın alma gücü paritesine göre fert başına milli gelir de en fazla 7 veya 8 bin dolar olacaktı.

Zengin – fakir farkı açıldı…

2) Türkiye’de zengin fakir farkı açıldığı ve zengin daha çok zengin olduğu için, ortalama gelir yüksek çıkıyor.

Türkiye’de bölgeler arası ve kişiler arası gelir farkı arttı… Örneğin İzmit bölgesi nüfusunun fert başına geliri, Ağrı’dan 11 kat daha yüksektir… İkisinin ortalamasını alırsak Ağrı’dakinin geliri de yüksek çıkar.
Bir köyde yaşayan yüz kişinin ortalama yıllık geliri 5 bin dolar olsun… Köyün bir yıllık toplam geliri, 500 bin dolar eder… Köye yıllık geliri bir milyon dolar olan bir zengin geldiğini düşünelim… Bu defa 101 kişinin ortalama geliri 14 bin 850 dolara çıkar.

Son söz… Düşük kur dolar cinsinden hepimizi zengin gösteriyor… Bunu yaşayanlar anlıyor…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir