BİZ ÇALIŞIYORUZ, BAŞKA ÜLKELER YİYOR

AKP’nin ekonomik anlayışında üç 3 temel yaklaşımının anlayışının hakim olduğu anlaşıldı.
– Ülke kaynakları dışarıya transfer edildi.
– Ekonomi tutsak oldu… İktisat politikasının araçları etkisiz kaldı.
– AKP iktidarı fakirden aldı, zengine verdi.

Küreselleşme, dünyada kaynakların yeniden dağılmasına ve ekonomik dengelerin değişmesine neden oldu.

Çin gibi, Hindistan gibi, kur dengesini sağlayabilen, milli paralarını aşırı değer kazanmaktan ve bu yolla ulusal çıkarlarını koruyabilen, reel yatırımları ve istihdamı ön planda tutan ülkeler hızla kalkındı. Bizim gibi, dışa bağımlı bir ekonomik yapı oluşturan, ithalata bağımlı üretim yapan ülkeler ise zararlı çıktı.
Bu zarar bugün gözle görünmüyor veya işsizlik şeklinde kısmen hissediliyor, ancak önümüzdeki yıllarda maalesef sıkıntıya girmemiz kaçınılmaz olacaktır. Hem borca yediklerimizi ödemek zorunda kalacağız, hem de kazandıklarımızı dışarıya vermek zorundayız.

Kaynaklar dışarıya gidiyor

AKP, dışarıya kaynak transferini, gerek TMSF’ye ait banka ve işletmeleri ve gerekse özelleştirilen işletmeleri yabancıya satış, düşük kur ve yüksek faiz politikası uygulayarak artırdı.

Üstelik yabancıya yapılan satışlar hem özelleşen işletmeler arasında çoğunluğu oluşturuyor. Hem de kârlı altyapı yatırımlarıdır. Örneğin Telekom yatırdığını 3- 4 yılda geri götürüyor.

AKP bu işletmeleri, açıkları kapamak için yabancıya satmayı tercih etti.

* Cari açığı veya bütçe açığını kapamak için, alt yapı yatırımlarının ve doğal tekellerin yabancıya satılması devletin zayıflamasına, sosyal dengesizliğe neden oldu.

* Bu kuruluşlardan yüksek oranlı yurt dışına kâr transferi önümüzdeki yıllarda cari açığı artıracaktır.

* Yabancıya satışlar iç ve dış politikayı yabancıların lehine etkileyecektir.

Dış borç faizleri arttı

Türkiye’ nin toplam dış borcu, 263 milyar dolara çıktı. Bu borçlar için yüzde 6 faiz ve masraf ödese, yılda 16 milyar dolar faiz gidecektir.

2007 yılında yalnızca kamu dış borcu için 10 milyar doların üstünde faiz ödendi.

* AKP döneminde dış borç stoku ve kâr vadeli dış borç stoku arttığı için, daha fazla dış borç faizi ödendi.

* Özel sektör dış borçları risk sınırını geçti.

* Kısa vadeli borçlar arttı. Kısa vadeli borcun artması hem ekonomide kırılganlığı artırdı. Hem de yeni kredilerin daha pahalı alınmasına neden oldu.

Özel sektörün dışarıdan borçlanması, uygulanmakta olan politikaların bir sonucudur… Özel sektöre verilen kredilerde YTL faizleri reel olarak yüzde on ile onbeş arasında değişti… Yüzde onun altına inmedi… Oysa özel sektörün yurt dışından aldığı döviz kredilerine yüzde 5 dolayında faiz ödüyor… Ayrıca gerek Merkez Bankası’nın yüksek faiz politikasıyla ve gerekse Hazine’nin dış borçları içeriden borçlanarak ödemesiyle, kur artışı da frenlendiği için dış borç almak özel sektör için daha avantajlı oldu.

Cari açıkla kan kaybediyoruz

Cari açığın bu sene 50 milyar doları geçmesi bekleniyor. Cari açığın tek nedeni de düşük kurdur. Kur artarsa özel sektör dış borcunu ödeyemez. İflaslar olur. Artmazsa cari açık devam eder.

Türkiye düşük kur tuzağına düşmüştür. Bu tuzağı Türkiye’nin verdiği cari açığı kendi lehine kullanan, bu garabet nedeniyle cebine döviz koyan ülkeler ve bu ülkelerin IMF’si ile içerideki işbirlikçileri hazırladı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir