İNSAN REFAHI OLMAYAN BİR DÜNYADA İSTİKRAR OLMAZ

İletişimin gelişmesi, sosyal medyanın büyümesi, dünyadaki diğer insanların nasıl yaşadığını değerlendirme imkanlarını artırdı. Bunun içindir ki bir ülkede ortaya çıkan açlık ve yoksulluk gibi sorunlara diğer ülkeler tarafından kısa sürede müdahale ediliyor.  

 

Yine Dünyanın globalleşmesi sayesinde Gelişmemiş ve Gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasında görevli olan Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler örgütünün de yetersiz olduğu hemen farkediliyor. 

 

Uluslararası kurumlar insan refahından çok, ülkelerde GSYH ‘nın büyümesini takip ediyor. Büyümenin insan refahına yansıması için önce ülkenin insan hakları ve demokratik özgürlükler açısından gelişmiş olması gerekir. Otokrasinin olduğu ülkelerde, yaratılan katma değerin nasıl dağılacağını piyasa ve toplum değil, dar çerçevede ve az sayıda insandan oluşan rejimler tayin eder.

 

 

Bu nedenle, yalnızca ekonomik ve özellikle sermaye hareketlerinin değil, Demokrasinin de küreselleşmesi gerekir.

 

Demokrasinin küreselleşmesine bu günkü Birleşmiş Milletler katkı yapamaz. Zira Birleşmiş milletler daimi konseyinde etkili olan Çin ve Rusya gibi otokratik rejimler var. Öte yandan ABD ‘nin Arap baharı da gösterdi ki bu günkü ABD yönetimi de bu işi yapamaz.

 

Dünya Sermaye hareketleri için küreselleşmeyi nasıl kulandı ise, Demokrasi ve refahın gelişmesi ve genişlemesi için de yeni bir yaklaşım oluşturarak küreselleşmeyi kullanabilir.

 

Bu çerçevede İktisadi gelişmişliği yeniden tarif ederek, insan refahı ve demokrasiyi daha ağırlıklı olarak bu tarifin içine koymalıyız.

 

Ne var ki, yıllardır Türkiye de de yalnızca büyümeyi konuşuyoruz.  

 

İktisadi gelişmişlik düzeyini, demokrasi yanında bebek ölümleri, okuryazar oranı, yaşam beklentisi, elektrik tüketimi gibi, sağlık harcaması gibi, okuryazar oranı gibi  refah ggöstergeleri açısından değerlendirmek gerekir.

 

*Türkiye de Bebek ölüm hızı son on yılda düştü ve yinede fakat gelişmiş ülkeler seviyesinin çok altındadır. Söz gelimi, Almanya, Fransa, Japonya gibi ülkelerde binde 4 bizde ise TÜİK verilerine göer 2013 ‘yılında yüzde 11.1’dir.

 

*TÜİK’e göre, Yaşlı Nüfus memnuniyeti bizde, 2014 yılında yüzde 62.8 iken 2015 yılında yüzde 56.8’e geriledi.

 

*100 bin kişiye düşen doktor sayısı, OECD 34 ülke ortalaması olarak 327, Yunanistan’da 629 iken bizde 176 doktordur.

 

Türkiye’de  AKP iktidarında, çalışanlar, esnaf ve çiftçii, hem büyümeden pay almadı… Hem de  son iki yıldır, büyüme oranı da düşmeye başladı.

  

Türkiye 2003 ile 2007 arasında ve 2010 ile 2011 yıllarında hızlı büyüdü.

Buna rağmen işsizlik oranı tersine arttı. 2000’li yıllarda yüzde 6 olan işsizlik oranı yüzde 10’un üstüne çıktı.

 

Bunun nedeni uygulanmakta olan politikaların popülizme dönük ve kısa vadeli olmasıdır. Bunun içindir ki, Odalar Birliğinin açıklamasına göre , üretimde ve ihracat malında  ithal ara malının payı yüzde 70’lere ulaştı.   

  

“The Economist Intelligence Unit” tarafından hazırlanan ve 2013 yılını kapsayan yaşam kalitesi endeksinde ülkelerdeki bireylerin yaşamlarını etkileyebilecek aşağıdaki faktörler değerlemeye alınarak 80 ülke arasında on tam puan üstünden sıralama yapılmıştır:

           1. Sağlık: Ortalama yaşam süresi

           2. Aile Hayatı: Boşanma oranları

           3. Toplumsal Yaşam

           4. Ekonomik durum: Kişi başına düşen gayri safi milli hasıla göz önüne alınmıştır.

           5. Siyasi düzen ve güvenlik

           6. İklim ve coğrafya

           7. İş güvenliği: İşsizlik oranları

           8. Siyasi Özgürlükler

           9. Cinsel eşitlik

 

Bu ülkeler içinde, birinci sırayı 8.22 puanla İsviçre yer almıştır. Türkiye 80 ülke içinde 5.95 puanla 51 sırada yer almıştır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.