Kronik TL Krizi Nereye Gider?

15 Kasım 2021 ; dolar kuru 10 liradır ve Merkez Bankası 2003 yılı ve TÜFE bazlı reel kur endeksine göre , TL dolara karşı yüzde 44 oranında daha düşük değerdedir. 2016 yılı Eylül ayında aynı endeks dengede ; 101,05 idi. O günden beri TL değer kaybediyor. Bu arada üç kur şoku yaşandı.  Ağustos 2018 , Ekim 2020 ve Ekim- Kasım 2021 .

Kronik TL krizinin nedenlerini tartışmaya gerek yok , neden ne olursa olsun sonuçlarını yaşıyoruz.

  • TÜFE yüzde 19,98 ; Yİ-ÜFE yüzde 46 oldu.
  • Halkın satın alma gücü düştü. Yoksulluk arttı.
  • Gelir dağılımı bozuldu. Kamu özel işbirliği yoluyla dolar üstünden talep garantisi alan müteahhitler kur arttıkça zenginleşti , bütçe ve halkın vergi yükü arttı.
  • Ülke riski arttı.

Kronik TL krizinde kritik eşiği , TL kazanan ve fakat döviz borcu olanlar oluşturuyor.

MB verilerine göre ; bankaların döviz olarak verdikleri krediler 137,5 milyar dolardır. Bankalarda döviz mevduat hesaplarının toplamı 232, 8 milyar dolardır. Demek ki bankalar topladıkları döviz mevduatının bir kısmını (yüzde 25 ) Merkez bankasına karşılık olarak yatırmışlar. Kalanını da döviz kredisi olarak  vermişler.

Döviz kredilerinin bir kısmı ihracatçı olmayan ve döviz geliri olmayan özel sektöre aittir. Zira bankalar  kendilerini garantiye almak için , borç yapılandırmasına giden özel sektörün bir kısım TL alacaklarını   dövize çevirdiler.

Bir yandan da Türkiye dış ticaret açığı veriyor.  Ağustos -Eylül aylarında altın fiyatlarında gerileme  nedeni ile altın ithalatı düştü. Ödemeler dengesi geçici olarak cari fazla verdi.  Ancak eğer altın hariç ihracat ve ithalat rakamlarına bakarsak , her iki ayda da ithalat artışı ihracat artışından daha yüksek oldu. Yani girdi ithalatı be dış  ticaret açığı devam ediyor.  Girdi ithalatı için dövize ihtiyaç var .

Kur arttıkça ; özel sektörün döviz borcu TL maliyet olarak olarak artıyor.  Özel sektör reel işçi ücretlerini düşük tutarak ayakta kalıyor. Ama bu defa da düşük ücret verimliliği düşürüyor. Üretim maliyetleri artıyor.

Dahası özel  sektörün döviz borcu var ve fakat döviz varlığı yetersizdir.  Özel sektörün , bankaların ve devletin de döviz pozisyon açığı var.

MB verilerine göre , Ağustos 2021 itibariyle döviz pozisyon açığı ;

  • Özel sektör :110,8 milyar dolar.
  • Bankalar : 81,5 milyar dolar .
  • Devlet : 73,9 milyar dolardır.

Bu şartlarda , özel sektör dövizle olan borçlarını ödemekte sıkıntıya girecektir. Dönmeyen krediler bankaları da zora sokacaktır. Sonuç ; ekonomik buhrandır. Ekonomik buhran ; reel sektörde iflasların olduğu , bankacılık sisteminde sorunlar yaşandığı , işsizliğin arttığı , piyasada karaborsanın ve  kaosun  oluştuğu bir durumdur.

Türkiye’nin  kısa dönemde bu krizden kurtulması için İMF’ ye gitmesi ve taze döviz bulması  gerekir. Ama bu iktidar ipleri  İMF’ vermek istemez. Çünkü seçime gidiyor. O zaman da Türkiye ‘yi buhrana girmekten ancak mucize kurtarır.

İkinci bir sorun; İktidar değişirse buhran derinleşir mi ? meselesidir.

Elbette  gelecek iktidar bir istikrar  planı  yapmak zorundadır. Zaman gerekiyor. Ama kısa sürede iki imkan vardır ;

Birisi … AKP dışında gelen iktidar kim olursa olsun, Avrupa Birliği yeniden destek verecektir.

İkincisi … Ekonomik buhranın nedenlerinde birisi ;  kamu-özel işbirliği anlaşmaları nedeniyle  çok yüksek oranda  kaynak kaybının olmasıdır. Kamu -özel işbirliği anlaşmasında  yabancı ortak ta olsa ,eğer rüşvet ve yolsuzluk tespit edilirse , şirketler uluslar arası tahkime gidilemiyor. Bu kaynakların kısa sürede  tekrar bütçeye aktarılması imkanı doğmuş oluyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir