Kronik Enflasyon Çözülebilir mi?

İMF’ nin kemer sıkma ve Güçlü ekonomiye geçiş programı ile TÜFE oranı 2004 yılında yüzde 9 seviyesine gerilemişti. Ancak o zaman ve sonrasında enflasyonun temel nedeni olan yapısal sorunlar çözülmediği için yüzde 10 kronik enflasyon devam etti.

Hükümetin hataları , yanlış politikaları bu oranı artırdı ve  bu kronik enflasyon üstüne 10 puan daha koydu ve TÜFE yüzde 20’ye ulaştı.

Yapısal sorunlar nedir ve nasıl çözülür ;

  • Kurumsal yapı bozuldu ;

Özellikle son yıllarda AKP’ nin siyasi islama daha yaklaşması ve bu  ideolojik bir anlayış içinde değişen kurumlardan, devlet,eğitim, hukuk  düzenindeki bozulma kırılganlığı artırdı. Güveni düşürdü. Piyasada , üretici ve satıcıda  panik yaratarak enflasyonun artmasına neden oldu.

Devletin parti devleti yapılması ve  siyasi arpalık olarak kullanılması, kamu harcamalarında etkinliği düşürdü. Özellikle Başkanlık rejiminden sonra Erdoğan’ın , saraylar , uçaklar , törenler ve saray kadrosu için harcamaları ; arz ayağı olmadığı için enflasyonu arttırdı.

İstihdam yaratmak yerine , bütçeden popülizm amaçlı  karşılıksız para dağıtmak ta aynı şekilde arz ayağı olmadığı için fiyatların artmasına neden oldu.

Bu günkü iktidarın kurumsal yapıyı yeniden oluşturması mümkün değildir. Aksi halde dayandığı taban çöker. Gelecek iktidarlar Bu sorunu orta dönemde çözebilecektir. 

2) Piyasada oligopol yapı oluştu.

Kamu tekelleri ve doğal tekellerin özelleştirilmesi ile  piyasada oligopol yapılar ve  karteller oluştu. Maliyet artışları kolayca perakendeye yansıtılıyor.

Kamu – özel işbirliği yoluyla yapılan altyapı yatırımlarının maliyeti yüksek oldu. Navlun ücretlerinin yüksek olması bu tür gıda fiyatlarını da artırıyor.

Yasaya göre ; banka kartları ve kredi kartları azami faiz oranlarını MB karar veriyor. Ama tüm bankalar azami faiz üstünden faiz alıyorlar. Rekabet yok. Hükümet eliyle zımni bir kartelcilik oluştu.

Gelecek iktidarın doğal tekelleri , enerji dağıtım sistemini yeniden devletleştirmesi gerekir.

3) Devlet – piyasa optimum dengesi bozuldu.

AKP , piyasa – devlet optimal dengesini bozdu. Et balık kurumu gibi ürünleri üreticiden normal fiyatına alıp , tüketiciye az farkla satan işletmeleri özelleştirdi. Stokçular , spekülatörler fiyatları artırıyor.

Devletin yeniden piyasaya girmesi ve aynı zamanda tarımsal desteklerin Halen yüzde 0,4 olan GSYH’  içindeki payını en az yüzde bire  çıkarılması gerekir.

4) İthalata bağlı üretim yapısı oluştu.

2003 yılından başlayarak  2014 mart ayına kadar TL döviz karşısında aşırı değer kazandı. Bu nedenle   daha ucuza geldiği için , üretimde ithal aramalı ve hammadde kullanıldı. Üretimde  ithal girdiye bağımlı yapı oluştu. Sonrasında TL’ nin aşırı değer kaybı ; ithalat yoluyla üretim maliyetlerini artırdı. Bu artış enflasyona yansıdı.

Aramalı ve hammadde sektörlerinde ithal ikamesine gitmek ve bu sektörlere teşvik vermek gerekir.

5) Toplam Faktör verimliliği düştü

Toplam faktör verimliliği (TFV) üretimdeki artışın emek ve sermaye artışı ile açıklanamayan kısmıdır. Toplam faktör verimliliği ve teknolojik gelişme GSYH ‘ da büyümenin itici gücü olarak kabul edilir. Uzun dönemde ekonomik büyümenin ve gelişmenin ardındaki temel dinamik verimlilik artışlarıdır.

Birleşmiş Milletler  kalkınma programı (UNDP) ‘ nin AB ve Türkiye tarafından finanse edilen bir teknik projesinde de , ‘’Toplam Faktör Verimliliği Türkiye’nin ekonomik büyüme performansına katkısı kısıtlı kalmakta ve inişli çıkışlı bir seyir izlemektedir. Yakın dönemde (2012-2017) yüzde 5,8’lik büyümenin sadece 0,8 puanı toplam faktör verimliliği (TFV) artışlarından kaynaklanmıştır.  Türkiye’de TFV artışlarının sınır olması büyümenin sürdürülebilirliği açısından dezavantaj oluşturmaktadır.’’deniliyor

BETAM ,Türkiye ekonomisinde büyüme döngüleri ve Toplam Faktör Verimliliği 1980-2018, araştırmasına göre Türkiye de Toplam faktör verimliliği giderek düşüyor. 1980 -1989 yılları arasında ortalama toplam faktör verimliliği yüzde 2,2 iken , 2003 -2013 yılları arasında yüzde 1,2 oldu. 2014-2018 yılları arasında da yüzde 0,4 e geriledi.

Toplam Faktör verimliliğini artırmak için önce planlama yapmak gerekir. Bu plan içinde , üretim , istihdam , gelir dağılımı politikalarını koordineli düzenlemek gerekir. Gelecek iktidarlar bunu uzun dönemde başarabilir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir