Bu Gidişle Kurlar Dikiş Tutmayacak

Türk Lirası  , kurlarla Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında sıkıştı kaldı. Sayın Erdoğan faizlerin artmasını istemiyor. Eksi faiz ise döviz talebini ve kurları artırıyor. Merkez Bankası dolaylı yoldan faizleri artırsa da , radikal bir artış yapamadığı için kalıcı çözüm olamıyor.

Geçen hafta MB TL swap piyasasında TL faizini 10,25 ‘ten , 11,75’e yükseltti.  Swap işlemi yoluyla Merkez Bankası , bankalardan altın ve döviz  alıp ,  onlara  TL sağlıyor. MB Swap faizlerini artırmak yoluyla , ihtiyaçtan fazla TL ‘ dövize gitmesin diye , TL’ de sıkılaştırmaya gitmiş oldu. 7,9479 olan Dolar- TL kuru biraz düştü ve fakat sonrasında yeniden artmaya başladı. Dün öğlen saatlerinde 7, 9303  olmuştu.

Kurları faiz dışında etkileyen , her alanda yüksek riskler , yanlış kur politikası varken , piyasa işlemleri ve MB sıkılaştırma adımlarının  dikiş tutması mümkün olmayacaktır. Radikal çözümler gerekiyor. Bunların başında , siyasi iktidarların Merkez bankasına müdahalenin önlenmesi ile dalgalı kur politikasının değiştirilmesi geliyor.

Hükümetlerin Merkez bankasına müdahalesi , güven kaybına neden oluyor ve  kırılganlığı artırıyor. Yüksek kırılganlık ve riskleri olan bir ekonomide , piyasa işlemleri yaparak kur sorununu çözmeyiz.

Dalgalı kur politikası , Türkiye şartlarına uymuyor … Gelişmiş bir ekonomide dalgalı kur sistemi otomatik olarak dış ödemeler dengesini sağlar. Eğer cari açık ortaya çıkarsa döviz talebi artar. Kurlar artar. İthalat azalır , ihracat artar. Cari denge sağlanır.  Kur dengeye gelir.

Türkiye de, piyasa yapısı bu sisteme uygun değildir. Üretimde yüksek oranlı ithal girdi kullanılması ,  kontrolsüz spekülatif sermaye hareketleri , vadeli döviz  işlemlerinin sınırlı olması ve Dolarizasyon nedeni ile sistem çalışmıyor.

Doğrusu yarını görebileceğimiz , kontrollü bir kur sistemine geçmektir.

Ne var ki ;  İktidar partisinin böyle bir niyetinin olmadığı da anlaşılıyor.  Zira AK Parti’nin 2018 seçim beyannamesinde  ‘’ dalgalı döviz kuru rejimi sürdürülecek. Döviz piyasaları yakından takip edilecek, gerektiğinde dengeleyici döviz likiditesi araçları kullanılacak. ‘’ deniliyor. 

Türkiye’nin üretmek için ithal girdiye ihtiyacı var. Dış borçlarda risk pirimi 500 baz puan dolayındadır.  Dış borçları çevirmek pahalıdır. MB rezervleri eksidedir. Bu şartlarda döviz ihtiyacı ve kur sorunu acil hale gelmiş oluyor.

Bankalardaki ve yastık altında döviz tasarrufu var. Ancak siyasi riskler de yüksek olduğu için , kur ne kadar artarsa artsın , kimse döviz bozdurmuyor.  Türkiye’nin kısa sürede taze döviz bulması gerekiyor.

Ülkeler zor durumlarda ve zaman zaman kur ve altına müdahale etmiştir. Döviz ve altın  mevduatına yüksek oranlı vergiler getirmiş  veya bu mevduatları Milli para ile bozdurmaya zorunlu tutmuşlardır.  Serbest piyasa ekonomisinin kalesi sayılan ABD’ de bile 1930 buhranından sonra , buhranın tahribatını onarmak için , 9 Mart 1933 te , FED’ e yetki veren bankacılık yasası çıkarıldı. Bankaların elinde bulunan devlet tahvillerine yüzde 100 , çek , senet  ve dier likit kağıtlara yüzde 90 ‘ına eşit kredi verdi. Bu bir anlamda Mevduata yüzde 100 devlet güvence vermek demekti. Daha önemlisi  bundan bir ay sonrasında , 5 Nisan 1933 ‘te Başkan Franklin Delona Roosvelt 6102 sayılı başkanlık kararını yayınladı. Bu karara göre , ‘’ ABD’ de altın para , altın külçe ve altın sertifikası stoklanması ‘’yasaklandı.  Karar bu tür tasarrufların en geç 1 mayısa kadar bozdurulmasını  zorunlu  tutuldu.  Uymayanlara 10 yıla kadar  hapis ve 10.000 dolara kadar para cezası verileceği açıklandı.

Yine Rosvelt aynı yılın Ağustos ayında ‘’ ABD’ de altın madenlerinde üretilen altınları ABD hazinesinin belirleyeceği fiyatla, hazineye satmak zorunluğu getirildi.

Güney Kıbrıs Rum Hükümetinin yaşadığı döviz krizi sırasında ,100 bin Euro’nun üzerindeki mevduatta yüzde 9.9, 100 binin altındakine 6.5 ‘kurtarma vergisi’ getirildi.

2015 Yunanistan dış borçlarında temerrüte düşünce ,  bankalar kapatıldı. Bankamatiklerden günlük para çekme limiti 60 avro ile sınırlandırıldı.

Türkiye’nin benzer bir uygulamaya gitmesi düşünülemez. Ancak hükümetin de, taze döviz bulması ve bu iki konuda adım atması gerekir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir