Gıda Güvenliği ve Beslenme

Dünkü Yeniçağın manşetinde ,’’ İthal gıda hem Tüketiciyi hem de çiftçiyi vurdu ‘’ başlığı vardı. Aslında Gıda sorunu tahminlerimizin ötesinde bir risk oluşturuyor.

NASA Dünya yeraltı suları haritasını yayınladı. Türkiye’de yeraltı suları normal seviyesinin altında ve kuraklık yaşanıyor. Kuraklığın gıdaya yansıması zaman içinde oluyor.

Türkiye ‘de kuraklık göllerin su seviyesinden , kuruyan göllerden anlaşılıyor. Ömerli’de dağdan gelen küçük bir derenin son on yıl içinde kuruduğuna şahit oldum.  Çünkü  daha aşağılarda  çok sayıda artezyen kuyusu açıldı. Nasa ve Birleşmiş Milletler raporları Türkiye de kuraklık riskini tescillemiş oldu.

Kuraklık gıda sorununu  yaratır. Bizde bugünlerde  gıda sorunu tartışılmıyor. Biz devlet olarak millet olarak her zaman iş başa düşünce önlem almaya kalkarız. Aşıda olduğu gibi bu defada geç kalmış oluruz ve İş işten geçmiş olur.

Gıda sorunu Dünya da risk oluşturuyor. Birleşmiş Milletler ve bağlı kuruluşların 2019  ‘’Gıda Güvenliği ve Beslenme ‘’ raporuna göre ; 2015 yılına kadar gıda fiyatları düşmüş ve gıda üretimi  olumlu bir yola girmiştir. Ancak  2015 sonrasında durum değişmiş ve  son yıllarda Dünyada açlık sorunu artmıştır.

  • 2018 yılında Dünyada 820 milyon insan sürekli açlık sınırında yaşıyor. Pandemi nedeni ile bu sayı 2020 de 1 milyarı geçmiştir.
  • Asya nüfusunun yüzde 12’sinden fazlası hala yetersiz beslenmektedir.
  • Dünyada, 2 milyarı aşkın insanın güvenilir, besleyici ve yeterli gıdaya düzenli erişimi yoktur.
  • Ekonomide yavaşlama ve gerilemelerin son yıllarda gıda güvenliği ve beslenme üzerindeki olumsuz etkilerinin en sert yaşandığı 65 ülkeden 52’sinde ekonomi, ağırlıklı olarak ham madde ihracatı veya ithalatına dayanmaktadır.

Türkiye gıda ve içecek sanayii federasyonuna göre , Türkiye bu sektörde 2020 de 18,5 milyar dolarlık ihracat ve 14,3 milyar dolarlık ithalat yaptı.

Gıda dışında , pamuk gibi sanayide kullandığımız çoğu tarımsal hammaddeyi  artık ithal ediyoruz. Bunun nedeni 2013 yılına kadar TL’ kurunun , kur  baskısı ile yüksek kalması ve daha ucuz gelen ithalat talebinin artmasıdır.

Bu gün MB Aralık 2018 verilerine göre tersine TL yüzde 38 daha düşük değerdedir ve fakat , tarlalar bozuldu, ithal gübre ve akaryakıt kur artışından pahalı geliyor ve aynı zamanda tarımsal destekler azaldı. Kimse pamuk ekmiyor.

AKP iktidarı 2006 yılında tarım kanununu çıkarıldı. Bu kanunun Madde 21;  Tarımsal destekleme programlarının finansmanı, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. Bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz.” Şeklindedir.  Bu kanunla hükümet 2007 seçimleri için çiftçiye selam gönderdi. Ama bu güne kadar siyasi iktidar kendi çıkardığı kanuna da uymadı.  2007’de tarımsal desteklerin milli gelire oranı yüzde birin altında kaldı. Yüzde 0,67 oldu. Üstelik bu pay bugüne kadar giderek azaldı. 2009 ve sonrasında yüzde 0,6’nın altında kaldı.  2018 yılında yüzde 0,40 oldu. (Aşağıdaki tablo )

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör de “Gıda güvenliği milli güvenlik kadar önemlidir.  Üretici, üretim desteklenmezse gıda güvenliği kontrol altına alınamaz” demişti.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir