Fiili İşsiz Sayısı 7 Milyon

2009 ekonomik krizinde işsizlik oranı yüzde 14 olmuştu. Bu sene Ocak 2019 ayında kriz yılından daha yüksek çıktı ve ortalama işsizlik oranı yüzde 14.7’ ve tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 16.8 oldu. İş aramayıp çalışmaya hazır olanları da katarsak ,fiili işsiz sayısı 6 milyon 979 bine , fiili işsizlik oranı da yüzde 20.4 e yükseldi.

Oysaki , Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) şubat 2019 raporuna göre dünyada işsizlik oranı ortalaması yüzde beşe düştü. İLO’ya göre bu oran  2008 yılında yaşanan küresel ekonomik krizden bu yana en düşük işsizlik oranıdır.

Demek ki işsizlik sorununda Türkiye negatif yönde Dünyadan ayrıldı. O zaman küresel olarak değil de, kendimize özgü nedenlere odaklanmak ve çözüm aramak zorundayız.

OCAK AYI İŞSİZLİK GÖSTERGELERİ
TUİK AÇIKLANAN İŞSİZLİK GÖSTERGELERİ 2018 2019
İŞSİZ SAYISI (BİN) 3,409 4,668
İŞSİZLİK ORANI (YÜZDE) 10,8 14,7
TARIM DIŞI İŞSİZLİK ORANI (YÜZDE) 12,7 16,8
GENÇ NÜFUSTA İŞSİZLİK ORANI (YÜZDE) 19,9 26,7
NE EĞİTİMDE NE DE İŞTE GENÇLER (YÜZDE) 23,1 25,5
İŞGÜCÜ (BİN) 31,438 31,825
KAYITDIŞI ORANI (YÜZDE) 32,5 33,1
FİİLİ İŞSİZLİK GÖSTERGELERİ
İŞ ARAMAYIP ÇALIŞMAYA HAZIR
OLAN NÜFUS (BİN) 2,352 2,311
FİİLİ İŞSİZ SAYISI 5,761 6,979
FİİLİ İŞGÜCÜ(BİN) 33,790 34,136
FİİLİ İŞSİZLİK ORANI (YÜZDE) 17,04 20,4

Tarım sektörü işsizliği gizlediği için , en uygun olanı Tarım dışı işsizlik üstünden tespit yapmaktır. Yüzde 16.8 işsizlik oranı ciddi ve sosyal riski yüksek bir orandır.

İşsizliğin temel nedeni , ekonomide küçülmedir. 2018 son çeyreğinde yüzde 3 daralan ekonominin , 2019 ilk çeyreğinde de yüzde 2.5 daralması bekleniyor. Bu paralelde Üretimde düşme işsizliği daha çok etkiliyor.

Üretim neden düşüyor ?

2018 son çeyreğinde hane halkı tüketim harcamaları yüzde eksi  8.9 oldu. Toplam talebin düşmesi üretimde arzın daralmasına yol açtı.

Halen TL kuru döviz sepeti karşısında yüzde 30 dolayında daha düşük değerdedir. Bu  sonuç Üretimde kullanılan ithal aramalı ve hammadde fiyatlarının  da TL cinsinden aynı oranda artması demektir. Üretim maliyetleri artınca üretici malını satmakta zorlanıyor ve üretimi düşürüyor.

Üretimde aramalı ve hammadde girdi oranı yüksektir. Bazı sektörlerde yüzde elliyi geçiyor. Kur artışı ithalatın finansman maliyetlerini artırdı. Aynı zamanda Türkiye de risklerin artması , dış borçlanma maliyetlerini artırdı. 12 Nisan Cuma günü Türkiye’nin beş yıllık tahvillerinde risk primini gösteren CDS oranı 449.75 baz puana çıktı. Bu demektir ki Türkiye daha yüksek faizle dış borç alıyor. Kaldı ki hem uluslar arası sermaye hareketlerinin yavaşlaması , hem de ülke riskinin artması nedeniyle , özel sektör ithal girdiyi finanse etmek için yeni dış borç bulamıyor. Bu nedenle de ithal girdi girişi yavaşladı ve üretimde gerileme oldu.

Bu tabloyu düzeltmek sürdürülebilir büyüme politikaları ile olur.

Ekonominin canlanması için kısa dönemde , bütçe harcamalarını etkin kullanmak , kamu altyapı yatırım harcamalarını artırmak , İşletme kredisi reel faizlerini düşürmek ve parasal yatırım teşviklerini artırmak gerekir.

Orta dönemde  döviz kuru sistemini değiştirmek ve dolarizasyondan kurtulmak gerekir. Ayrıca Hukuki altyapıyı güçlendirmek zorundayız.

Uzun dönemde ise , her gün tartıştığımız  yapısal önlemleri bir planlama içinde  gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Belki hepsinden daha önemlisi olarak ,Suriyelileri göndermek işsizliği  çözmenin olmazsa olmaz şarttır. Suriyeliler hem kayıt dışı çalışıyor , hem de sosyal bir sorun olarak  yatırımlar için güven ortamını zedeliyor. Suriyelilerin sorunu  sığınma sorunu değildir. Türkmenler ve Kürtler DAİŞ’ e karşı savaşırken, Arap gençlerine sığınmacı demek şartları zorlamaktır.

Suriyelilerle ilgili Türkiye  için söylenecek Gaziantepli divan şairi Ali Rıza Erhan ‘ın bir sözü var ;

Kendisi muhtacı himmet bir dede

Nerde kaldı ki gayrıya himmet ede…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir