Doğu ve Güney Doğu Nasıl Kalkınır ?

Türkiye gelir dağılımı açısından iki uçlu bir sorun yaşıyor… Birisi nüfusun Gelir dağılımı bozuluyor… Söz gelimi ; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), in ‘’Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması ‘’ sonuçlarına göre ; 2018 yılında  en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, bir önceki seneye kıyasla 0,2 puan artarak yüzde 47,6 ve en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun payı 0,2 puan azalarak yüzde 6,1 oldu. Toplumun en zengin yüzde 20’sinin gelirinin, en yoksul yüzde 20’sinin gelirine oranı 7,5’ten 7,8’e çıktı.

İkincisi iller arasında gelir dağılımı bozuluyor… TÜİK’in 2018 verilerine Türkiye’de fert başına gelirin en yüksek olduğu il Kocaeli’dir . Kocaeli’nde fert başına gelir  79 245 lira ( 16 442  dolar ) dır. Türkiye’nin fert başına geliri en düşük ili ise Ağrıdır. Fert başına geliri 15 121 TL ( 3 137 dolar ) dır.  Kocaeli ile ağrı arasında fert başına gelirde 5.24  kat fark var.

Türkiye’nin 2018 Yılında en fakir üç ili , Şanlıurfa , Van ve Ağrıdır.  Üçü de Doğu ve Güney doğudadır. Genel olarak bakarsak ta en fakir iller  Doğu ve Güney doğudadır.

Dahası TÜİK, adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre Doğu ve Güney doğu Anadolu da il nüfusları da azalıyor.

1960 yılında ,  DPT’ nin kuruluşu  ile birlikte ,Doğu ve Güney Doğu kalkınması ile ilgili plan ve projeler yapıldı… 1964 Keban Planı,1989 Güney Doğu Anadolu projesi, Doğu Anadolu kalkınma planı yapıldı. Ancak istenen sonuç alınmadı.

Oysaki bu bölgelerde özel sektörün yatırım yapması için aşağıdaki şartların oluşması gerekir.

Kamunun altyapı yatırımlarını tamamlaması;

Özel yatırım teşvikler edilmesi ;  Ancak verilecek teşvikler yatırımların tamamlanmasına bağlı olarak nakit olarak yapılmalıdır. Ayrıca  bu teşvikler Merkezi devlet tarafından değil , bölgelerdeki sanayi ve ticaret odaları, ziraat odaları ve borsalara fon sağlanarak siyasetten bağımsız  organize edilmelidir.

Yine bu önlemlerin, ekonomik ve sosyal yapıyı ve istikrarı gözeten bir özel makro plan içinde koordine edilmesi gerekir.

Daha da önemlisi ; Bu illerin kalkınması için hükümetin öncülük etmesi ve bu illerin doğal ve beşeri imkanlarını ve zenginliklerini harekete geçirilmesi gerekir.

Bu illerde elverişli yatırım konularında, devlet yatırım yapmalı ve bu yatırımlarda o yörede oturanlar çalışmalıdır. Bu yatırımlarda çalışanlar maaşlarının dörtte birini vererek bu fabrikalara ortak olabilir. Zaman içinde devletin payı tamamıyla yöre halkına geçmiş olur.

Yine devletin içinde olduğu bölgesel yatırım kooperatifleri kurulabilir.

Devletin altyapı yatırımları dışında doğrudan yatırım yapması önemlidir, zira  terör korkusu ile özel sektör yereli kaynak ayıramıyor. Her ilin kendine özgü kaynakları  var. Söz gelimi  Devlet bazı illerde aşağıdaki yatırımlar yapılabilir.

  • Tunceli’ de kaynak suyu imkanları var. Güney doğu ve orta doğuya hitap eden bir içme suyu tesisi kurulabilir. Orta doğuya ihracat yapılabilir.
  • Ardahan ve Kars’ ta ortak, organik tarım ve hayvancılık organize bölgesi kurulabilir. Organik hayvan ürünleri üretim tesisi yapılabilir. Dünyada organik ürünlere olan talep artmaktadır.
  • Mardin’ de sanatkar fazladır.  Hediyelik eşya ve örme eşya sektöründe ihracat potansiyeli var.  Yatırım yapılabilir.
  • Oltu’da, oltu taşı işleme tesisleri kurulabilir.
  • Çorum, nohut ürünleri işleme fabrikası kurulabilir.
  • Hakkari’ de, deri işleme ve ürünleri tesisleri kurulabilir.
  • Bayburt’ta prestijli inşaat projelerinde kullanılan Bayburt Doğal Taşı üretimi ve ihracatı yapılabilir.
  • Artvin’ de Kafkas arısı üretimi ve organik bal üretim tesisleri yapılabilir.

Terörün önlenmesi için doğu ve Güney doğu Anadolu için , özel olarak kalınma planları yapılmalı ve strateji oluşturulmalıdır. Biz Doğu ve Güney doğu Anadolu insanı olarak bu alanlarda  emek vermeye hazırız.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir