DIŞ BORÇ BİNİ AŞTI…

Bir yandan özelleştirme, bir yandan faizlerin düşmesi, kamu iç borç yükünü düşürdü… Avrupa Birliği Maastricht kriterlerinde devlet borçlarının Milli gelire oranı en fazla yüzde 60 olmalıdır deniliyor. Kamu borç stoku bu sınırının altındadır.

 

 

 

Türkiye’ de sorun dış borçlardır.  Zira iç borçlar , bir iç transferdir… Kamu borç faizi enflasyonun üstünde olduğu sürece , kamu alacaklı olanlara reel faiz transfer eder. Tersine , yani faiz enflasyonun altında ise , eksi reel faiz var demektir. Bu durumda da , özel sektörden devlete gelir transferi olur.

 

Ancak  bu transfer ,  hiçbir zaman iç borç stokunun artmasının  bir anlam ifade etmeyeceği anlamına gelmez. İç borçların ekonomik ve sosyal etkileri kaçınılmazdır.

 

Öte yandan , cari işlemler açığı devam ettikçe dış borçlarımız da artmaya devam edecektir. Dış borçların iç borçlardan en büyük farkı, kamu veya özel sektör dış borcunun , ekonomide aynı etkiye sahip olmasıdır. Dış borçlarda  Kamu borcu gibi  özel sektörün dış borcu da  hepimizi ilgilendirir… Çünkü :

 

  • ABD  ve AB  kendi parasıyla borçlanıyor. Bu ülkelerde iç ve dış borç ayırımına  gerek yoktur. Kendi dolarları veya Euro’ları ile dış borç alıp, geri ödüyorlar. Türkiye ise dövizle borçlanıyor. İster devlet, ister özel sektör olsun, sonunda bu borçları dövizle ödeyeceğiz. TL’ mizin olması yetmez.. Ayrıca dövize ihtiyaç var. Borç girişinde ve çıkışı döviz arz ve talebini etkiler.

 

  • İster özel sektör, isterse devlet alsın, dış borç alındığında ülkeye kaynak girişi, ödendiğinde kaynak çıkışı olur. Gayri Safi Yurt içi Hasılayı (GSYH ) doğrudan etkiler.

 

Bunun içindir ki  dış borçlara  , kamu ve özel ayırımı yapmadan , Türkiye’nin toplam dış borçları olarak bakmalıyız.

 

2012 üçüncü çeyreği itibariyle Türkiye’nin dış borç stoku 326.3 milyar dolardır. Bu borcun 217.2 milyar doları özel sektörün , 109.0 milyar doları da kamu ve Merkez bankası borcudur.

 

Dış borçlarda  neden risk artıyor?

 

1)2012 yılında Büyüme oranında düşme olmasına rağmen, Dış   işlemlerde 50 milyar  cari açık verdik. Cari açık devam ettiği sürece dış borç stoku da artacaktır. Türkiye’nin ödeme kapasitesinin üstüne çıkacaktır. Mamafih bu artış son on yıldır devam etmiştir.  2003 yılında Toplam dış borç stoku 144.1 milyar dolar idi. Demek ki dış borç stoku 9 yılda yüzde 126 oranında  artmıştır. 

 

2) Dış borç yükü dış borçların GSYH’ ya  oranı şeklinde gösteriliyor. Ancak bu gösterge tek başına  dış borç yükünün ne kadar ağır olup olmadığını göstermez. Ayrıca bir ekonominin  döviz kazanma potansiyeli de önemlidir. Çünkü , ödeme kapasitesi döviz kazanma potansiyeline bağlıdır. Türkiye’nin  cari açıktan dolayı döviz kazanma potansiyeli yoktur.

 

3)TL  halen yüzde 18 dolayında aşırı değer kazanmış durumdadır…Eğer kur artışı olursa, özel sektör toplam 217.2  milyar dolara ulaşan dış borcunu ve özellikle de 88.5 milyar dolara ulaşan kısa vadeli dış borcunu ödeyemez. Maliyetini yine halk çeker.

 

4) Dış borç alındığında ülkeye kaynak girişi olur . Anapara ve faiz ö-dendiğinde kaynak çıkışı olur. Borç stokunun yüksek olması her yıl daha fazla faiz çıkışı demektir. Ayrıca aldığımız dış borçtan daha fazla dış borç anaparası ödediğimizde ,  net kaynak çıkışı artacaktır. Türkiye’den dış borç anapara, dış borç faizi  çıkışı ve yabancı sermayenin kar  transferi  gibi toplam kaynak çıkışının  GSYH ‘ya oranı , büyüme oranından daha yüksek olursa , fakirleşme başlayacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir