Ekonomide Panik Dönemi

Sosyal medya da Yalıkavak – Bodrum , bir lokantanın adisyon’ u dolaşıyor. 4 kişi 3760 lira , Servis ücreti 342 lira  , bir su 40 lira , Bir kadeh viski 500 lira. Başka bir lokantaya ait adisyon , lahmacun 98 lira , 3 istakozlu makarna 1785 lira  . Oysaki yasal olarak Bodrum belediyesinin fahiş fiyat uygulamasını önleme yetkisi var.

Piyasa ekonomisinde fiyatları arz- talep belirler. Aşırı pahalı mallara talep olmaz. Satıcı fiyatı düşürmek zorunda kalır. Ancak Türkiye de iki piyasa var… İkinci piyasa ekonominin  tahminen üçte birini oluşturan yeraltı ekonomisidir.

Kara para iddialarının odağındaki Bodrum Paramount Otelde gecelik fiyatın 100 bin dolar olduğunu ve kimlerin kaldığını Sedat Peker açıkladı.

Yüksek fiyatlar devam ettiğine göre , demek ki her zaman  bu paraları ödeyenler var. Spekülatif yollardan , yeraltı faaliyetlerden para kazananlar için bu fiyatlar önemli değildir.  Yada yüksek fiyatlarla kamu özel işbirliği yolu ile devletten ihalesiz ihale alanlar için de fiyatlar önemli değildir. Onun içinde talep var ve fahiş fiyat devam ediyor.

Devletin  görevi yeraltı ekonomisini önlemektir. Devam etmesi  aynı zamanda zihinlerde ;  Acaba  Siyasi iktidar ve belediyeler panik içinde  ekonominin çarkları durmasın diye mi yeraltı ekonomisini önlemek istemiyor ?  Yoksa , önlemeye güçleri mi yetmiyor veya bu ekonomi içindekiler aynı zamanda siyasi alanda etkili insanlar mıdır ? sorularını gündeme getiriyor.

İMF’ raporuna göre Türkiye Dünyada konut fiyatlarının en fazla artığı ülke oldu. Bunun bir nedeni panik halinde TL’ den kaçıştır. Diğer neden ise gelir dağılımında aşırı bozulmadır.

Pandemi ortamında gayrimenkul fiyatları son iki yılda  yazlık ve açık alanlarda yüzde 200 , şehirlerde yüzde 100 arttı. Buna rağmen talep devam ediyor. Fiyatlar ne kadar artarsa artsın gayrimenkul alanlar var. Ama bir yandan da atıl işgücü olarak 17 milyon işsiz , aileleri ile 30 milyon insan yoksulluk sınırında, karnını zor doyuruyor. 1000 lira için siyasi iktidarın eline bakıyor.

Enflasyonda da panik yaşıyoruz. Üretici ve satıcı fiyatları kur artışından daha fazla artırıyor. Bunu nedeni  istikrarsız, kırılgan  spekülatif ve oligopol piyasa  yapısıdır. Piyasa Fırsatçılığa açıktır. Toptancı depodan çıkışı en yüksek kurdan yapıyor. Perakendeci de vitrindeki eski ithal malları da yeni kurdan hesaplıyor. Aksi halde yerine yenisini koyamayacağını biliyor .Dahası aynı perakendeci vitrindeki yerli malların fiyatını da artırıyor.

Devlette çete şaibesinin oluşması ve tartışılan siyasilerin çetelere desteği iktisadi ajanların moralini bozdu.  Herkes panik içinde geleceğinden endişe ediyor. Elindeki fırsatı kullanıyor. Pahalı satıyor. Yargıya müdahale, otokrasiye gidiş de işin tuzu biberi oldu.

Özetle Türkiye  son beş yıldır , Cumhuriyet döneminde hiç tanışmadığı, ekonomide  panik dönemini  yaşıyor. Bu paniği önlemek için , ekonominin hukuki ve demokratik altyapıya kavuşması ; Özellikle siyasi güven oluşması gerekir.

Arjantin ikinci Dünya harbinden önce Dünyanın en zengin 7 ülkesi idi. Sonrasında darbeler oldu. Demokrasi ve hukuk rafa kaldırıldı.  Peronizm çıkar hedefli oldu. Carlo Menem döneminde yolsuzluk arttı. Bu gün İMF’den 57 milyon dolar kredi desteği aldığı halde  ekonomisi düzelmedi. Çünkü siyasi altyapıda iyileşme olmadı.

Türkiye de siyasi güven oluşmazsa bu  panik bitmez. Tek çözüm demokratik ve hukuki altyapıyı yeniden kuracak ve siyasi güven sağlayacak yeni bir siyasi iktidardır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir