ZENGİN ÜLKELER KADAR VERGİ VERİYORUZ

Vergi gelirleri (Vergi hasılatı)’nın, Gayri Safi Milli Hasılaya oranına, “Vergi yükü” denilmektedir. Vergi yükü bir ülkenin mevcut imkanlarının ne kadarını vergi için ayırdığını göstermektedir. İki türlü hesaplanmaktadır… Birisi, parafiskal, yani vergi benzeri gelirler dahil vergi yükü.. Diğeri de parafiskal gelir hariç vergi yükü..

Parafiskal gelirler, sosyal güvenlik kurumlarına örneğin SSK primi gibi ödemeler, Ticaret ve sanayi odasına verilen aidatlar gibi gelirlere verilen addır.

Türkiye’de 2003 yılında, parafiskal gelirler hariç vergi yükü yüzde 26’dır… Parafiskal gelirler dahil vergi yükü ise yüzde 33 veya 34’e çıkmaktadır. Vergi yükümüz neredeyse Avrupa ortalamasına  ulaşmıştır… Oysaki Avrupa da fert başına ortalama gelir 25.000 dolar bizde ise 2300 dolardır.

Yüksek gelirler daha fazla vergi kapasitesi yaratır. Çünkü, asgari geçimin üstünde kalan gelir arttıkça, gelir sahibine olan faydası azalır. Bu sebeple, yüksek gelirlerin vergi oranları daha yüksektir. Türkiye de vergi yükünün Avrupa’ya yakın olması, fert başına gelirine göre daha ağır vergi ödediğini gösteriyor.

 

Parafiskal gelirler dahil vergi yükü 1991 yılında yüzde 17 iken aradan geçen on yıl içinde yüzde 34’e, yani tam iki katına çıktı. Oysaki 1980 sonrası bütün dünyada vergi yükü düştü.. En azından bazı ülkelerde artmadı. Son  yirmi yılda bütün dünyada yaşanan hızlı büyümenin nedenlerinden birisi de vergi yükünün  düşürülmesidir.

Özellikle sanayileşmiş ülkelerde vergi yükünün düşmesi, özel sektör elinde kaynak oluşmasına ve özel yatırımların artmasına neden olmuştur. Ayrıca, vergi oranı azalınca, faizler de düşmüştür. Ücret üzerindeki yüklerin azalması da, emeğin verimini ve kalitesini artırmıştır… Bu nedenledir ki bütün dünyada hızlı bir büyüme yaşamıştır. Türkiye açısından vergi yükünün düşürülmesi, hem küreselleşme yarışı açısından da önemlidir…  Hem de vergi adaleti açısından önemlidir.

Türkiye’de vergi yükünün yüksek olması yanında vergi adaleti de yoktur.. Toplam vergilerin üçte ikisi, zengin ve fakirin aynı oranda ödediği KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerden oluşmaktadır…

Aslında bizde vergi devlet hizmeti yapmak için değil, borç ödemek için toplanıyor… Bu durum vergiye olan tepkiyi artırıyor.

Kaldı ki bu işin sonu yoktur… Çünkü vergileri artırmakla, borç sorunu çözülmüyor… İç borç stoğu vergi artışından daha hızlı artıyor…  Ayrıca bu şartlarda  bir vergi reformu yapmakta mümkün değildir… Bunlardan önce iç borç sorununa bir çözüm gerekir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir