YÜKSEK FAİZ EKONOMİYİ TAHRİP EDİYOR

Başbakan Eylem Planını açıklarken ‘’ Faiz oranları yine yakın tarihimizin en düşük seviyelerine çekilmiştir ‘’ dedi.

 

Başbakan faizleri de çarpıtarak söylüyor. Faizde önemli olan reel faizdir. Çünkü nominal faizler enflasyonu da içeriyor.

Bu nedenle de gerçek satın alma gücünü göstermiyor.

 

Gerçekte ise, kriz yılları dışında ‘’reel faiz oranları ‘’yakın tarihimizde tersine bu günkü kadar yüksek olmadı.

Örneğin , 1997 yılında faiz oranı yüzde 79.7 idi. Buna karşılık 1998 yılında enflasyon oranı yüzde 84.6 oldu. Ve bir yıllık reel faiz eksi yüzde 3 dolayında oldu.

 

 

Bu gün  Dünyanın en yüksek faizi  de  yine Türkiye’dedir.

 

EKONOMİK GÖSTERGELERİ TÜRKİYEYE YAKIN BAZI ÜLKELERDE FAİZ ORANLARI

 

ÜLKELER                                     2004              2005        2006

————–                                 ———-          ————    ——–

BREZİLYA                                      17.1                18.8         14.4

YUNANİSTAN                                 ——                2.3           3.0

MACARİSTAN                               11.3                  7.0           6.9

MEKSİKA                                        6.8                   9.2           7.2

VENEZUELA                                  ——–               6.1           5.3

TÜRKİYE ( MB reeskont )              38.0                30.0         25.0

TÜRKİYE (MB gecelik satış )         22.0                17.5         22.0        

 

Yukarıdaki tablodan görüldüğü gibi , nominal faizler de  Türkiye de faiz oranları diğer ülkelere göre daha yüksektir.

Faiz, iktisat politikasının en önemli aracıdır.

YÜKSEK FAİZ- DÜŞÜK KUR

Türkiye şimdiye kadar yüksek faiz düşük- kur şeklindeki  faiz kur makasıyla işi götürdü..  Bu politikanın ekonomiye olan  maliyeti hemen ortaya çıkmıyor. Tersine, düşük kur  ithalatı ucuzlatıyor. Yüksek faiz  sıcak para girişini artırıyor.. Döviz bollanıyor. Suni bir canlanma oluyor.. İthalata dayalı büyüme yaşanıyor..

1)Türkiye bu suni ortamı 5 yıldır sürdürdü.. Ancak şimdi deniz bitti. Çünkü, yüksek faiz – düşük kur, aynı zamanda ekonomiye potansiyel riskler de getirdi.

Bu nedenle ortaya sürdürülemez dış açıklar çıktı..İçeride üretilen aramaları  yerine ithalat malı ikame edildiği için yatırımlar azaldı.. Büyüme düştü.. Özel sektörün dış borçları ve döviz pozisyon açıkları, ödeme kapasitesini geçti. Ve kamu yatırımları ile bankalar cari açığı kapatmak için yabancılara satıldı.. Gelecek yıllarda bu kurumların karları da dışarıya transfer edilecek..

Yüksek reel faiz daha devam edecektir.. Aslında bu karar kimseye değil yalnızca sıcak paraya bağlıdır..

   Yüksek faiz sıcak para girişini artırdı. Sıcak para döviz arzını artırdı.. Kur düşük kaldı.. Sıcak para stoku 107 milyar dolara ulaştı.

    Dünya seviyesine inmesi için faiz oranlarının enaz on puan düşmesi gerekir… Eğer düşerse, sıcak para çıkar.. Sistem çöker. Bu nedenle sıcak para stokunun bugünkü seviyesi, faizlerin düşmesine izin vermiyor.

FAKİRDEN VERGİ ALIP ZENGİNE FAİZ VERİYORUZ

2)   Kamu iç borçlanma kağıtlarında beklenen reel faiz yüzde 11’dir. Bu durumda, devletin iç borç faiz yükü artacaktır. Bu durumda gelir dağılımı daha çok bozulacaktır. Çünkü vergilerin yüzde 72’sini halk veriyor. Buna karşılık, devlet iç borçlanma kağıtlarında yüksek reel faizi aynı halkın yüzde biri alıyor.  

3)  YTL cinsinden yatırım kredilerinde reel faiz yüzde 12 ve  ticari kredilerde reel faiz yüzde 15 dolayındadır..  Bu nedenle içeride sabit sermaye yatırımlarında yatırım artışı yavaşladı.  Daha ucuz dış kredi alanlarda  belirsizlik var diye uzun dönemli yatırım yapmıyor.. Kredileri ticari alanda kullanıyorlar.

  4) Yüksek reel faiz büyümenin de düşmesine neden oldu.. 2007 yılının üçüncü çeyreğinde, büyüme oranı geriledi.

5)    Yüksek faiz, tüketimin kısılmasına ve enflasyonun önlenmesine neden olur.. Ancak uzun süre devam ederse, bir yandan bu yüksek faiz bir yandan yatırımların azalması üretim maliyetlerinin artmasına yol açar.. Kur artışıyla yeniden şok enflasyonlar oluşur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir