YOL KAZASI

Türkiye ile IMF arasında stand-by düzenlemesinin yılbaşına yetişeceği açıklanıyor. Umarız Türkiye yılbaşına kadar bir yol kazasına uğramaz. 2004 yılında Kur Riski adlı bir kitap yazdım. Türkiye’nin uzun süreli bir durgunluğa gireceğini ifade ettim. O zamanki , tarafsız ve halktan yana bir gazete olan ve sonradan AKP iktidarının baskısyla kapatılan, Gözcü gazetesi de “Dinlemediniz, bari okuyun” diye bir manşet yaptı.
(www.esfenderkorkmaz.com sitesinde mevcuttur.)

IMF politikalarının Türkiye’yi uzun dönemli bir durgunluğa sokacağı açıktı. Zira IMF reçeteleri hiçbir zaman ekonomide reel dengeleri gözetmez. Örneğin, Türkiye’de faiz dışı fazla uygulaması , iç borçlarda kamu borç yükünü düşürdü. Ancak, devlet altyapı yatırımı yapmadı. Mevcut yatırımları da özelleştirdi. Bu sorun işsizlik yarattı. Özel sektör yatırımlarını da olumsuz etkiledi. Zira devlet altyapı yapmazsa , özel sektör de üstüne fabrika kuracak ortam bulamaz.
Öte yandan düşük kur nedeniyle, sanayi aramalını ithal etti. Aramalı yatırımları engellendi.. Yatırımlar, gelir artışı yaratır. Toplam talebin ve istihdamın da artmasına imkân verir. Yatırım hacminin artmadığı bir ekonominin, durgunluğa girmesi de kaçınılmaz olacaktı.

IMF reçeteleri istikrara yetmedi

1999 sonundan bu güne kadar , IMF’nin reçeteleri Türkiye’yi istikrarlı bir ülke yapmaya yetmedi. Ekonominin barometresi olan, enflasyona ve ülke riskinin bir göstergesi olan reel faizlere baktığımız zaman , Türkiye’nin dünyada en riskli 4 ülke içinde olduğunu görebiliriz.

Bu ülkeler içinde, İzlanda iflas etti.. Macaristan İflasla boğuşuyor. Türkiye’de reel faizler bu iki ülkeden de yüksek.

Durgunluktan çıkış için bütün Merkez Bankaları faizleri indirdi. ABDí de yüzde 1 , Avrupa’da Euro bölgesinde yüzde 2.5 , Japonya’da 0.25 ve İngiltere’de yüzde 2 oldu.

Faizin önemi

Türkiye’ de Merkez Bankası sıcak para çıkışını önlemek için 2006 yılı haziran ayında gecelik faizleri 4 puan artırdı. Şimdi de tüm dünya da faizler yüzde bir düzeyinde sürerken veya eksiye geçerken bizde MB gecelik nominal faiz oranı yüzde 16.25ítir. Eğer faiz yüksek olursa , tüketiciler faiz geliri kaybı olacağı için , tüketim yapmaktan kaçınır. Tüketim daralması toplam talep daralması demektir. Talep artmazsa durgunluktan çıkış zorlaşır.
Öte yandan enflasyon açısından da Türkiye dünyanın ilk dört ülkesi arasındadır.

Bu göstergeler , IMF’nin 8 yılda Türkiye’yi düze çıkarmadığını , tersine daha riskli bir ülke haline getirdiğini göstermektedir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir