VERGİLER DELİK DEŞİK OLDU

Dikkat edersek , vergi sisiteminde her ay bir vergi değişiyor..  Şimdi de gelir vergisinde bir değişiklik yapılacağı duyuruldu.. Bunların hepsi de refoırm adı altında sunuluyor..

Vergilerin bu kadar sık değişmesi , vergi sisitemini içindenm çıkılmaz bir sisitem haline getirdi.. Gerçekten de :

1) Vergilerde çok sık değişiklik yapmak , vergiyi anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz yapıyor ..Vergiye  karşı tepkiye neden oluyor . Vergilerde uzun dönemde reform niteliğinde değişiklik yapmak dışında , her yıl yapılan çok sayıda değişiklik , mükellefin tepkisine neden oluyor..Vergiyi anlamakta vergiye intibak etmekte vatandaş zorlanıyor.

Bütçe gerekçesine göre 2005 yılında vergi yasalarında 60’dan fazla değişiklik yapıldı.. Bakanlar kurulu kararı ile de vergilerde  15’e varan değişiklik yapıldı.                                  

 

Vergi sisteminde  bir yılda toplam 75 dolayında değişiklik yapılması , sistemi daha çok bozdu.. içinden çıkılmaz duruma soktu.. vergiyi zorlaştırdı.. Mükellefin vergiye karşı tepkisini artırdı..

2)Vergilerin çok sık değişmesi ,yatırımları da olumsuz etkiliyor.. yatırım kararlarını caydırıyor.. Zira yatırım yapan uzun dönemli fizibilite hesapları yapıyor.. Eğer vergiler hergün değişirse, kimse uzun dönemli yatırım hesapları yapamaz.

3) Vergilemede etkinlik için , iktisadın babası sayılan Adam  Smith’in koyduğu ve bugüne kadar gelişen vergileme prensiplerine uyulması gerekiyor.

Bu prensiplerin başında  ‘’vergilemede adalet ‘’prensibi (ilkesi ) gelir..

Adalet ilkesine göre vergi, mali güçle orantılı olarak verilmelidir.  Bu adaleti artan oranlı , gelir ve kurumlar vergisi sağlamaktadır.

Elbette, iktisat ve maliye politikasının diğer araçları gibi , vergi de tek başına gelir dağılımını düzeltmeye yetmez.. Ancak eğer adaletsiz uygulanırsa , o zaman tek başına da olsa  gelir dağılımının bozulmasını hızlandırır.

Bugün için  vergilemede en büyük sorun adalet sorundur.. Zira vergilemede adaleti sağlayacak olan , gelir ve kurumlar vergisinin payı düşüktür.. Örneğin toplam vergilerin  yüzde 70’ini , zengin ve fakirin aynı oranda ödedikleri ÖTV- KDV gibi tüketim vergileri oluşturmaktadır.  Oysaki tüketim vergileri gibi vergilerin payı AB’de  ortalama yüzde 50’yi geçmiyor.

Adaletsiz vergi vergiye karşı olan tepkiyi artırdığı gibi , vergi bilincini de zedelemektedir.  Devletin , eğitim , sağlık , altyapı gibi yatırımları gibi doğrudan vatandaşa dönük yatırımlarında gerileme yaşanmaktadır..Ayrıca vatandaş trafik , asayiş  ve terörle mücadele gibi hizmetlerden şikayet etmektedir..Bu nedenle verdiği verginin kendisine hizmet olarak dönmediğini düşünüyor. Dolayısıyla vergiye karşı tepki duyuyor. Vergide adalet olmayınca , bu tepki daha çok artıyor.

Çalışan kesimin vergi yükü ve istihdam vergileri çok ağırdır. Bu konuda adım atılmıyor..

İstihdam üzerindeki yükler , yüzde 42’ye ulaşıyor.. Evli bir çocuklu çalışanı dikkate alırsak , bu yük dünyada en yüksek yüktür. Kayıtdışılığa bu yük neden oluyor. İndirilmesi gereken  de  bu yüktür. İşveren bunu öne sürerek, çalışanlara düşük ücret veriyor.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir