VARLIK FONU ÖRTÜLÜ ÖDENEK OLMASIN

Sermaye piyasalarının istikrarını sağlamak ve stratejik yatırımlara kaynak aktarmak amacıyla, Başbakanlığa bağlı ‘’Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi ‘’ kuruluyor.

 

Anonim şirket olunca, çalışması da özel sektör gibi olacak ve Sayıştay denetimi dışında kalacak.

 

Özelleştirme fonundan sağlanacak 50 milyon lira sermaye ile kurulacak fona il başta işsizlik fonundaki 100 milyar lirada dahil edileceği anlaşılıyor.

 

Dünyada Örnekleri:

Petrol zengini ülkeler veya Çin gibi ihracattan dolayı cari fazla veren ülkeler ellerinde biriken dövizleri ve kaynakları değerlendirmek için

‘’Ulusal Varlık Fonu ‘’ kurmuşlardır. Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Norveç ulusal varlık fonları birer örnektir.

 

OECD ve IMF kurulacak bu tür fonlar için, Norveç’i örnek olarak öneriyor. Norveç varlık fonunda 870 milyar dolar var. (Türkiye’nin bir yıllık Milli Gelirine eşit ) 

 

 

Dünyanın en büyük 10 ulusal varlık fonunun üçü Çin’e aittir. Çin cari fazlalarını bu fonlar aracılığı ile değerlendirmektedir. Diğerleri petrol veya cari fazla veren ülkelerdir.(Aşağıdaki tablo)

Türkiye ulusal fonda ne kadar iddialı olabilir?

Türkiye cari açık veriyor. Petrol geliri de yok. Elinde yalnızca 35 milyar dolarlık işsizlik fonu var. Bu fonda Devlet iç borçlanma senetlerine yatırılmış durumda. Yani zaten bu fon kullanılıyor.

Diğer kaynaklar, Silah sanayini geliştirmek için kurulan Savunma Sanayi Fonu ile özelleştirmelerden kalan paranın toplandığı Özelleştirme Fonu, Ayrıca 45 yaşın altındaki çalışanlardan her ay kesilecek BES primlerinin oluşturacağı kaynak, Karayolları, DSİ, TRT gibi özel bütçeli kuruluşların, kimi KİT’lerin ellerindeki arsa ve binalardan oluşan varlıklarının Özelleştirme İdaresi eliyle satılması olabilir.

 Özelleştirme gelirlerinin fona aktarılmasında ortaya çıkan bir çelişki var : ‘’devlet bir kamu altyapı yatırımını özelleştirecek, gelirini fona aktaracak başka altyapı yatırımlarını destekleyecek.’’ Kaldı ki özelleştirme nereye kadar? KİT’lerin tamamına yakını özelleşti.

Sakıncalı yanları var:

Geçmişte ekonomik istikrarın bozulmasına bütçe dışı fonlarda etkili oldu. Varlık fonu farklı olabilir, ancak iki önemli sorun, iki önemli sakıncası giderilirse…

1.En önemli sorun devlete ve sonuç olarak Millete ait bir fonun, yine millet tarafından yani Parlamento adına Sayıştay tarafından denetlenmesidir.  Bu denetim olmazsa, Başbakanlık fonu örtülü ödenek gibi kullanabilir. Bu fon kalıcı olacağı için bu günkü hükümetin veya gelecekteki hükümetlerin bu fonu yandaşları için kullanmayacağı ve yandaşlarına servet transferi aracı yapmayacağını kimse garanti edemez.

Maliye Bakanı Ağbal, “Türkiye’de kurulacak varlık fonu, Sermaye Piyasası Kurulu’nun yapmış olduğu bütün kurumsal yönetişim düzenlemelerine tabi olacak, şeffaf olacak, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından düzenlenen bağımsız denetimle ilgili bütün kurallara tabi olacak” diyor. Buradaki çelişkide açıktır: Özel denetim fonun kayıtlara uygun olup olmadığını denetler. Fonun halk adına kullanılma şeklini denetleyemez.

2) Kamu altyapı yatırımlarını yap işlet devret modeli ile veriyor. Bu yatırımlar için talep garantisi de veriyor. Müteahhit maliyet olarak hem asgari yüzde 12 banka faizini koyuyor,  Hem de yine asgari yüzde 10 karını koyuyor. Yani bu günkü şartlar altında müteahhit gelecek yıllardaki gelirini bu güne indirgemek için yüzde 22 iskonto oranı kullanıyor.

 

Oysaki aynı yatırımı devlet borçlanarak yapsa, yalnızca yüzde 10 iç borçlanma faizi verecektir. Yani yatırımın maliyeti düşecektir. Halkın cebinden daha az parası çıkmış olacaktır. 

Bizim hem bütçe açık veriyor, hem de cari açığımız var. Bütçe açıklarını kapatmak için devletin borçlanma sınırı var. Bunun yerine yatırımların bir kısmını fondan desteklerse, o zaman bu sınır genişlemiş oluyor. Hele, hele müteahhide kaynak sağlamak için bu fondan borçlanırsa, borçlanmanın maliyeti artar, halktan müteahhide kaynak aktarılmış olur.  

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir