Umudumuzu Kaybetmeyelim

Dikkat edersek  toplumda şiddetli bir huzursuzluk  var. Halk geleceğinden endişe  ediyor.  Cumhuriyet döneminde  kimsenin aklına gelmemiş sorular 2013 sonrasında gündeme gelmeye başladı ;  Türkiye İran olur mu ? Ekonomide daha ağır sorunlar yaşarmıyız? Türkiye de kaos yaşanır mı ?

İşsizler iş bulabilir miyim ? Çalışanlar işsiz kalırmıyım? İşletmeler döviz borcumu nasıl öderim ? Sermaye rüşvet vermeden iş  yapabilirmiyim?  Yatırımı olanlar , malıma çökerler mi? diye endişe ediyor.

Bu sorular , 2021 yılında devlette çeteleşme iddialarının ve yaşanan gerçeklerin açığa çıkması ile daha da arttı. Özellikle devlette çeteleşme açıklamaları umutların kararmasına neden oldu.

Türkiye bir geçiş dönemi içindedir. Yaşayan nesil , darbeler gördü ,çatışmaların ve siyasi tuzakların içinde kaldı. Ama bunların hiç biri AKP iktidarının 19 yılda yükseldiği külfeti yüklemedi. Topluma bu külfeti aslında AKP  de değil , Genel Başkan Erdoğan yükledi. Başkanlık sistemi ile demokrasi ve hukukun askıya alınması ,  bu günkü kötü sonu getirdi. Halkın biat kültürüne sahip olması da bu yanlışlara çanak tuttu.

Zaten siyasette artık tek eksenli oldu. Erdoğanın iktidarı ve bu düzen devam etsin mi ? etmesin mi ?

Öte yandan bu gün panik yaşayan yalnızca halk değil… Son zamanlarda çeteleşme  ve yolsuzluk haberleri , iktidarın da panik içinde olduğunu gösteriyor.  Bunun içindir ki  her alanda popülizmi tırmandırdı. Meseleyi Beka sorununa bağladı.

Söz gelimi AKP genel Başkanı Erdoğan ; ‘’Türkiye’yi seven bizi de seviyor  ‘’ diyor. Bu söz  aynı zamanda Otoriter Popülizmin Korkutucu yükselişini açıklıyor.

24 Temmuz 2019 da Tom Palmer (Çeviren: Deniz Karakullukçu ) ‘’Popülistler genellikle gerçek halkın doğru iradesinin tek bir lider etrafında birleştiğine inanırlar. Venezula’nın popülist devlet başkanı merhum Hugo Chavez, bu durumu şu sözlerle ifade ediyordu: “Bundan böyle yalnızca ben Chavez değilim! Chavez biz halktır . Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalif bir isme “Biz milletiz! Sen kimsin?” şeklinde kükremişti. ‘’ diye yazmıştı.

Otoriter popülizmi huzur içinde  sürdürebilen tek bir ülke yoktur. Kaldı ki Sosyal medya ile batı ilişkileri nedeniyle , toplum ve özellikle gençlerimiz modern yaşam tarzını ,demokrasinin meziyetlerini gördü ve tanıdı. Bunun için Türkiye İran olmayacaktır . Ayrıca Türkiye de bugünkü düzenin devam etmesi , hukukçuların çok kullandığı  ; ‘’hayatın normal akışına aykırıdır.  ‘’ Bunun için bu siyasi kadrolar ve bu toplumu kamplaştırma, popülizm , iktisadi anlamda politikasızlık, yoksulluk , işsizlik, ideolojik eğitim düzeni, devlette çeteleşme ortadan kalkacaktır.

Bu günkü sonu getiren AKP ‘nin getirdiği bu sistemin   çıkış yolu bulması için , 20 yıl geriye gitmesi gerekir. Kendini inkar etmesi  gerekir.  Tek çıkış yolu siyasi iktidarın değişmesidir.

AKP sonrası , kim gelirse gelsin , hukuki ve demokratik altyapı düzelecek ,  ekonominin iç dinamikleri artacak , yabancı yatırım sermayesi yeniden gelecek  , mevcut sermaye çıkışı duracak ,  sanayisizleşme ve orta gelir tuzağından çıkacağız ve yeniden huzur gelecek.

Her şeyden önce moralimizi sağlam tutmalıyız. Yurt dışına çıkarak kendimizi kurtarmak yerine  , ülkemize ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmalıyız. Toplum olarak çıkış yolunu tartışmalıyız. Zira ne demişler ;  “ufka ulaşmasan bile ona uzanmaktan vazgeçme.”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir