ÜRETİMİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Son göstergelere göre, gerek sanayide üretim kapasitesi ve gerekse üretim endeksi düştü. Düşmenin bugünkü nedeni, küresel krizin giderek derinleşmesidir. ABD Hükümeti’nin aldığı likidite artırıcı önlemler, temelde yapısal sorunları çözmede yalnızca birkaç gün etkili olabiliyor.

Küresel kriz dışında, öteden beri Türkiye’de üretim üzerinde etkin olan düşük kurdur. Yüksek faiz-düşük kur, AKP Hükümeti’nin, sıcak para gelsin diye bilerek ve özellikle uyguladığı bir politikadır. Düşük kur ihracatı daha pahalı, ithalatı daha ucuz kıldığı için, aramalı ithalatı içeride üretmekten daha ucuza geliyor. Bu şartlarda sanayiciler, KOBİ’ler daha ucuz olduğu için ara malını üretmek yerine ithal ettiler. Sonuçta iç üretim ve istihdam daraldı. İşsizlik arttı.
Rekabet gücü düştü

Ayrıca üretimin düşmesine neden olan diğer faktörler de şöyledir:

1)Elektrik, doğalgaz, akaryakıt gibi girdi fiyatları ile bu girdiler üstünden alınan KDV ve ÖTV oranları yüksektir. Sanayide kullanılan Feul-oil fiyatları 2003 yılından bugüne kadar dolar bazında dört-beş kat arttı.. (TİM 15 haziran 2006 raporu, sayfa 13) Bu artış, üretim maliyetlerini artırıyor. Rekabet gücünü düşürüyor.

2)Elektrik üretimi, ithal doğalgaz ağırlıklıdır. Doğalgazda Türkiye dışa bağımlıdır. Bu durum üretimde riski artırıyor. Uzun vadeli stratejik plan yapmayı ve yatırımları engelliyor.

3)İstihdam üzerindeki vergi ve prim yükü yüksektir. Bu yük bir işçinin işverene maliyeti içinde yüzde 40 dolayındadır. Evli bir çocuklu işçi üstündeki istihdam yükü dünyanın en ağır yüküdür.

4)Yatırım indirimi teşviki kaldırdı. Yatırımların teşviki, ekonomide kaynak dağılımında etkinlik açısından gereklidir. Vergi indirimi bölge bazında, proje bazında ve döviz kazandırıcı yatırımlar bazında verilen selektif nitelikteki teşviklerin yerine ikame edilemez. Çünkü vergi indiriminin konjonktür etkisi vardır. Teşvikler kaynak kullanımında etkinliği artırır.

Bankalarda yabancı payı arttı

5)Türk bankacılık sisteminde yabancı sermayenin payı artmaktadır. Bu durum ulusal programlar yapmaya, uzun dönemli stratejiler yapmayı engelliyor.

6)Özelleştirmede de yabancı payı yüksektir. İslami sermayeye öncelik tanınıyor. Stratejik yatırımlar kamuda kalmalıdır… Diğerleri için ise ulusal sermayeye vadeli satış gibi teşvikler sağlanmalıdır.

7)Ulaşım ve altyapı yetersizdir. Faiz dışı bütçe fazlasının yüksek tutulması nedeniyle, kamu altyapı yatırımları yapılmıyor. Başbakanın double yol sloganı, mevcut yolların daha bozulmasına ve yarım kalan yollara neden oluyor.
Türkiye’de daha ucuz ve hızlı ulaşım yolları olan, tren yolu ve deniz yolu taşımacılığı yerine daha pahalı karayolu taşımacılığı yapılıyor. Bu nedenle üretim maliyetleri içinde, taşıma maliyetlerinin payı yüksektir. Mamafih TÜFE endeksinde ulaştırma fiyatları, ortalama TÜFEínin üstünde arttı.

Sanayi kredileri azaldı

8)Ülke riski yüksek olduğu için, reel faizler de yüksektir. Yüksek reel faiz nedeniyle üretimde faiz maliyeti yüksektir. Bu maliyet artışı da rekabet gücümüzü düşürmüştür. Sanayi kredileri azalmıştır. Toplam krediler içinde imalat sanayi kredilerinin payı 2002 yılında yüzde 46.5 iken 2006 nisan ayında yüzde 37.7íye gerilemiştir. (TİM 15 Haziran 2006 tarihli raporu sayfa 7.)

9)Reel sektör için vasıflı işgücü eğitimi yapılmıyor.

Eğitimde insan gücü planlaması yapılmadığı için bazı mesleklerde işgücü fazlası, bazı mesleklerde ise işgücü eksiği var.
Özel sektör, odaları aracılığı ile ihtiyaç duyduğu vasıflı işgücünü kendi yetiştirmeye başlamıştır. Siyasi iktidar eğitimde işgücü planlaması yapmak yerine, imam hatip yetiştirmeye ve bunların piyasaya ve devlete hakim olması projelerine öncelik veriyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.