ÜRETENİN DE TÜKETENİN DE GÜVENİ KALMADI

Başbakan, sınırlı sayıda insan türban takacak diye Türkiye’yi kavgaya sokuyor. Halkın derdi ise bambaşka… Yüksek faiz işletmeleri, düşük kur ihracatçıyı, zamlar esnafı, köylüyü ve halkı, enflasyonun artması, banka ve kredi kartlarından alınan yüksek faizler tüketiciyi zora sokmuştur.

Örneğin son günlerde tartışılan kredi kartı faizleri, tüketicinin ne durumda olduğunu da ortaya koymuştur.

1) 2007 yılında hane halkı, bankalara 20 milyar YTL faiz ödemiştir.
Halk ödeme gücünün üstünde borçlanmıştır. Borç harç içinde kalmıştır. Tüketicinin borcu mayıs sonunda 102.5 milyar YTL’ ye çıkmıştır.

2) 2003 yılında kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı 21 bin kişiydi. Bu yılın mart ayında bu sayı 662 bin 117 kişiye ulaştı.

Tüketicilerin kredi kartı kullanmasının bir lüks olarak algılanması yanlıştır.

Birçok insan için kredi kartı kullanması, hayatın idamesi için kaçınılmaz bir yoldur.

3) Kredi kartı kullananların ödeme sorunu yaşaması, bankaların tefeci faizinden daha yüksek faiz alıyor olmasından ileri gelmektedir.

Banka ve kredi kartlarında, kredi kartı sözleşmesinde yazılı olan akdi faizin ve geç ödendiğinde alınan gecikme faizinin üst sınırını Merkez Bankası belirliyor. Ancak bankaların yüzde 95’i faizleri en üst limitten alıyor. Bu faizler, basit faizle yüzde 63 ve bileşik faiz hesabıyla da 85.6’ya çıkıyor.


                 Banka ve kredi kartlarında faiz oranı

                               Aylık Yıllık Basit Yıllık Bileşik

Akdi faiz                4.54       54.5            70.3
Gecikme faizi       5.29       63.5            85.6

Tefeci faizi daha uygun

Yasada, banka ve kredi kartı faizlerinin basit faiz usulüne göre alınacağı hükmü yer almıştır. Ancak tüketici açısından basit faizle ödediği faizin fırsat maliyetini de bileşik faiz hesabıyla yapmak gerekir.

4) Türkiye ekonomisinin daralmaya başladığı dönemde, banka ve kredi kartları faizlerini düşürmek daha doğrudur. Fahiş faiz yerine makul faiz kredi kartıyla yapılan işlemleri artıracaktır.

5) CHP gurubu, birçok defa banka ve kredi kartlarından alınan tefeci faizine sınır getirmek için Meclis’e önerge verdi… Sonuç çıkmadı. Şimdi AKP’ liler verince bankalar lobi yapmaya başladı.

Kredi kartı faizleri, mevduat faizi artı Türkiye için kabul edilen yüzde 7 ortalama risk oranı kadar reel faiz ilavesiyle tespit edilmelidir. (Örneğin yüzde 10 enflasyon varken yüzde 7 reel faiz için artı yüzde 18 nominal faiz vermek gerekir.)

7) Tüketici bu kadar yüksek faizden korktuğu için, tefeciden aylık yüzde 2.6’dan kredi kartı çektiriyor. Bankalara olan kredi kartı borcunu ödüyor.
8) Sonuçta tüketicinin güveni kalmadı. Tüketici Güven Endeksi nisan ayında yüzde 76.24’e geriledi.

CNBC-E’ nin yaptığı Tüketici Güven Endeksi de 2007 ağustos ayında 105.1 iken nisan ayında 54.46’ya geriledi.

Reel sektörün güveni kalmadı

MB Mayıs ayı “İktisadi Yönelim Endeksi” sonuçlarına göre Reel Sektör Güven Endeksi, güvensizlik sınırına geldi. 2007 seçimlerinde Reel Sektör Güven Endeksi 100 olan güvensizlik sınırının üstünde idi. Reel sektörün hükümetten beklentileri yüksek idi. Bu nedenle Reel Sektör Güven Endeksi, Ağustos 2007 ayında 114.2 idi. Bu güven, hükümetin ekonomiyi günübirlik yönetmesi ve risklerin artması ile, giderek düştü. Mayıs ayında, 100.7’ye gerileyerek güvensizlik sınırına geldi.

Aynı endekse göre reel sektör, ekonomik gidişatın iyi olmadığını söylüyor. Seçimlerde ekonomik istikrar için ümitli olan reel sektör (Temmuz 2007’de endeks değeri 108), aradan üç ay geçtikten sonra umudunu kaybetmeye başladı. Mayıs 2008’de endeks değeri 69’a geriledi.

Reel sektörün genel gidişatı kötü görmesi, özel sektör yatırım artışının da durmasına neden oldu.

Ekonomide beklentiler, ekonomik konjonktürü bu beklenti yönünde etkiler. Bu nedenle özel sektör yatırımlarının azalması ve ekonomide bir daralma da kaçınılmaz olacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.