TÜRKİYE DIŞ İSTİKRARDA NEGATİF AYRIŞTI

Siyasi iktidar makro göstergeleri işine geldiği gibi yorumluyor. Söz gelimi İhracat patladı diyor ve fakat ithalatın ve sonuçta cari açığın  daha fazla arttığını gizliyor. Bu sene büyüme var diyor ve fakat popülizmin getirdiği bütçe açığını ve dış borçlardaki artışı görmezden geliyor. Karayolları yaptık diyor ve fakat  hem geçenden , hem de geçmeyenden para alıyoruz demiyor.

 

Sıkışınca, başka devletleri suçluyorlar… Söz gelimi Başbakan yardımcısı  Gaziantepte ‘’Ekonomik anlamda Türkiye‘ye karşı bir provakasyon içindeler” demişti.

 

Kısacası bunlar halka bozuk bir   sütün üstünde  tutan   kaymağını gösteriyor. Gerçekte ise kaymağın altına bakmak gerekir. O zaman sütün bozuk olduğu anlaşılacaktır.

 

Dün itibariyle , TÜFE bazlı reel kur endeksine göre döviz sepeti TL karşısında   kabaca yüzde 17 -18 daha değerliydi. Kur arttıkça kısa vadeli dış borçları çevirmek zorlaşacaktır.

 

 

 

Merkez Bankası verilerine göre , Türkiye bir yıl içinde 173 milyar , 516 milyon dolar dış borç ödeyecektir. (Aşağıdaki tablo )

 

KALAN VADEYE GÖRE KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU

                                  (MİLYON ABD DOLARI)

———————————————————————————–

DEVLET                                         6.296

MERKEZ BANKASI                         761

BANKALAR                                 96.532

ÖZEL SEKTÖR                            69.927

TOPLAM                                    173.516

 

 

Bu borçlar içinde en büyük pay 96.5 milyar dolar ile bankalarındır . Bankalar da bu dış kredileri kısmen iç borçlanma senetlerine , kısmen  özel sektöre kredi olarak vermiştir. Özel sektöründe 70 milyara yakın dış borcu var.

 

Kısa vadeli dış borçların artması  Ekonomide  kırılganlığı ve dış borçlarda risk primini  artırıyor.

 

Türkiye’nin veya başka bir ülkenin dış piyasalarda sattığı tahvilleri  ve bonoları alanlar , bunları geri ödeme riskine karşı sigorta ettiriyor. Türkiye’nin risk primi , CDS (Credit Default Swap)ı diğer ülkelerden yüksektir.

 

Venezuela gibi kriz yaşayan ülkeleri saymazsak , Türkiye’nin risk primi İstikrar sorunu yaşayan diğer ,Tayland, Ukrayna, Rusya gibi ülkelerden negatif olarak ayrıştı.

 

Dün itibariyle , CDS ‘ler Brezilya’da 174.76 , Rusya da 134.27 , Türkiye de ise 219.33  baz puan idi. 

 

Kısa vadeli dış borçlar içinde devlet borçlarının payı düşüktür. Ancak dış borçlarda  ister devlet olsun , ister özel sektör olsun fark etmiyor. Risk priminde Türkiye’nin dış borçları olarak değerlendirme yapılıyor. Ayrıca ister devlet ister özel sektör olsun , dış borçları ödemek için dövize ihtiyaç var. Döviz arza ve talebini ve sonuçta  Kurları etkiliyor.

 

Yine devlet veya özel sektör dış borç alınca , Türkiye ye kaynak girişi oluyor. Net ödeme durumunda kaynak çıkışı oluyor.

 

Alınan bu dış borçlar eğer altyapı veya fiziki  yatırımlarda kullanılmış olsaydı , gelecek iktidarların bu borçları ödemesi yük olmazdı. Zira yatırımlar aynı zamanda potansiyel  büyümeyi , ihracatı artıracak , borç kendini ödemiş olacaktı..

 

Ancak bizde  borçlar cari açığı kapamada kullanıldığı için , gelecek yıllarda  ödenmesi halinde net kaynak çıkışı olacak ve büyümeyi düşürecektir.. Eğer ödenen dış borç mürettabatının GSMH’ya oranı  büyüme oranını geçerse, bu durum fakirleşme yaratacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir