TÜRKİYE’Yİ TANIMAYAN EKONOMİYİ YÖNETEMEZ

Devlet Bakanı, IMF ile görüşmelerin sürdüğünü, büyük olasılıkla, kaynak kullanmaya gerek olmayan “İhtiyatı stand -by” yapılacağını açıkladı. İhtiyati standa-by’ın tek farkı Türkiye sıkışırsa kaynak kullanacak.

Şimdiye kadar yapılan tüm stand-by’lar, istikrar sorunu ve başta Türkiye’nin kaynak ihtiyacından yapılmıştı. Şimdi ekonomide istikrar varsa ve bakanın söylediği gibi kaynağa ihtiyaç yoksa, IMF’ye neden ihtiyaç var ? Türkiye yarım asırdır IMF’nin gölgesinde yaşıyor. Bu güne kadar , ekonomide herhangi bir şekilde bir yapısal çözüm önermedi .. Böyle bir öneri yapması için, Türk ekonomisini, insan faktörünü, toplumun yapısını bilmesi gerekir.

Ekonomide temel sorun olan ekonomik istikrar ve sosyal refah sorunun IMF’yi ilgilendirmez. Bu güne kadar uygulanan politikalar istikrar getirmedi. AKP’nin sosyal refah yaklaşımı zaten yoktur. IMF ise hâlâ “Türkiye’nin Çıpa’ya ihtiyacı var” diyor.

Ne yapmalıyız?

Küresel ekonomik sorunlar da, tüm dünyada endişe yaratıyor. Ancak cari açık ve dış borç sorunu tamamıyla iktidarın ve ortağı IMF’nin başarısızlığından ileri gelmektedir..

Öte yandan Kısa dönemde, kriz riskini önlemek gerekir. Bunun için de cari açık ve dış borç sorununu çözmek gerekir. Piyasalardaki aşırı dalgalanmayı önlemek gerekir.

Orta ve uzun dönemde , üretimi dışa bağımlı olmaktan kurtarmak gerekir. İstihdama dayalı üretim şekline geçmek gerekir. Uzun dönemli bir “yapısal dönüşüm programı” yapmak gerekir. Kamu ve özel sektör arasındaki dengeyi kurmak gerekir. Bunun için sosyal fayda yaratan mal ve hizmetleri devletin yapması gerekir. Doğal tekellerin, altyapının özelleştirilmesinden vazgeçmek gerekir.

Piyasa da oligopol yapıları önlemek ve aynı zamanda TOKİ gibi özel sektöre karşı haksız rekabet yaratan kamu kurumlarını gerçek işlevine çekmek gerekir. Piyasa da haksız rekabet yaratan, ihalelerde ve kamu hizmetlerinin özel sektöre yaptırılmasında yolsuzlukları, adam kayırmaları önlemek gerekir.

Finans ve reel sektör dengesi

Kamuda, merkezi devlet ve mahalli idareler arasında, yetki ve sorumluluğu yeniden belirlemek gerekir.

Finans sektörü ile reel sektör arasında, teşvik sistemi ve vergileri kullanarak yeniden denge sağlamak gerekir.

Ulusal sermayeye de yabancı sermaye kadar imkan sağlayarak , yabancı sermaye lehine ortaya çıkan haksız rekabeti önlemek gerekir.

Altı ay veya bir yıllık bir geçiş dönemi içinde, dalgalı kur sisteminden kontrollü kur sistemine geçmek gerekir. Bu yolla gerçekçi kura dönerek, ihracatta rekabet imkânı sağlanacak ve cari açık önlenecektir. Aynı zamanda üretim dışa bağımlı olmaktan kurtulacaktır. Kısa dönemde faiz dışı fazla uygulaması da değişmelidir. Zira, iç ve dış borç anapara ödemeleri ve yeni borçlanma bütçe dışında kaldığı için, faiz dışı bütçe fazlası borç stokunu kontrol edemiyor. Borçlanmak Hazine’nin nakit ihtiyacına göre yapılıyor.

Özelleştirme geliri yanlış kullanıldı

Özelleştirme gelirlerinden yalnızca Telekom bütçeye gelir kaydedildi. Diğerleri Hazine’de fon hesabında tutuluyor. Bu fondan KÖYDES’ ve AKP’li belediyelere kaynak aktarılıyor. Belediyeleri uzun vadeli borçlandırıyor. Merkezi devlet bütçeden yapması gereken hizmetlerin bir kısmını bu belediyelere yaptırıyor. Faiz dışı bütçe fazlası yerine “En az kamu açığı” gibi yeni çözümler getirmeliyiz. Genel olarak ta kendimize özgün politikalar üretmeliyiz.
Örneğin artık “İktisadi büyüme” yerine, eğitim düzeyinde, sağlık imkânlarında, kültürel yapıda gelişmeleri, kişiler ve bölgeler arası gelir dağılımında iyileşmeyi de içeren “İktisadi gelişme”yi hedef almalıyız.

İstikrar politika araçlarında, IMF reçetelerini atıp, ekonomik ve sosyal yapıya uyan politikalar geliştirmeliyiz.

Borç sorununa kalıcı çözüm bulmalıyız ..

Kamu net borç stoku hesabı yanlıştır. Yanıltıcıdır. Piyasaya, özel sektöre yanlış sinyal veriyor. Siyasi istismarlara neden oluyor. Kaldırılmalıdır.
Bağımsız bir borç idaresi kurumu oluşturulup, borç yönetimi bu kuruma verilmelidir. Bu kuruma her yıl Bütçe Kanunu ile sınırlı borçlanma yetkisi verilmelidir. Borçlanma yetkisi ile birlikte mutlak borç stokunu geçmeyecek kadar da bütçeden ödenek aktarılmalıdır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir