TÜRBAN KARŞI DEVRİMİN BİR PİYONUDUR

Mecliste görüşülmekte olan ve Anayasının  10. maddesi ve 40. maddesinde yapılmak istenen değişiklik ne türban nede AKP ile sınırlı bir harekettir. Mesele İstiklal savaşında açıktan açığa, son 85 yıldan beri dinde yeraltında çalışan bir “zihniyet değişikliği” talebidir. Bir “karşı devrimdir” … Ve bir “Negatif toplumsal dönüşüm programının” atlama taşıdır.

 

Bu tespitlerimiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da tescil edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında Türkiye üzerinde “Türban ve benzeri dini simgeler” in siyasal hayatta bir sömürü amacı haline geldiği sabittir.

 

Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen, Anayasa değişikliği AKP-MHP ve DTP koalisyonu ile geçti.

 

Türban hamlesi karşı devrimin son hamlesi olmayacaktır. Sınavda yargı ve imam-hatip okulları için ÖSS’ de katsayı uygulaması var. Karşı devrim önünde tek güç olarak “CHP” kaldı.

 

 

 

Aslında CHP tarihinde, her siyasi ortamda ve her siyasi konjontürde, uğrayacağı kayıpları veya alacağı kazançları düşünmeden ülke ve toplum sorunlarını ön planda tutarak mücadele etmiştir. CHP Genel Başkanı Sayın Baykal “oy hesabı yapmıyoruz önemli olan üstlendiğimiz Laik demokratik cumhuriyeti koruma misyonumuzdur” diyor.

 

Bugün tarih, Laik demokratik cumhuriyete sahip çıkıp, korumakta CHP’ ye kurtuluş savaşına koşut önemde bir görev yüklemiştir. Bu misyonda Sayın Baykal yalnızca CHP Genel Başkanı olarak değil, aynı zamanda toplumda söz konusu bu misyonun lideridir.

 

Maalesef bu karşı devrim bu Negatif sosyal dönüşüm hedefine, MHP’ nin katılmış olması da, MHP’ nin gerçek kimliğinin ortaya çıkmış olması durumundan belki de laik düzenin korunması için uzun dönem de daha yararlı olacaktır.

 

Meselenin bir Türban olayı değil bir karşı devrim olduğunu, AKP’ li bazı Milletvekilleri açıkça ifade ediyor. Örneğin dünde bir AKP Milletvekili “Meclise de Türbanla girilmelidir” demişti.

 

CHP Parti Meclisinde bir arkadaşımız “Son Halife Abdülmecidin kızı ile 1922 Fransa da İllustation gazetesinde çıkan resminde, kızının başı açıktı. Kızı modern bir batılı kadın görünümünde” olduğunu açıkladı.

 

Aslında Üniversitede eğitim yapan 10.000 kız öğrenciye eğitim hakkı gibi takdim edilmektedir. Gerçekte ise Milliyet de yayınlanan bir ankette, Türkiye’ de kızlarımızın yüzde 62’ sinin evinde oturduğu sonucu çıkmıştır.

 

Takip edilen karşı devrimin oturması için, toplumsal altyapının da uygun olması gerekir… bu altyapıyı Başbakan 2002’ den beri oluşturdu:

 

1)     Toplumda işsiz ve yoksul sayısının artması toplumun reflekslerini zayıflattı: Halkın bankalara 94 milyon YTL borcu birikti. Hükümet iş bulmak yerine yeşil kart, kömür dağıttı. Halkı siyasi iktidarın eline bakar duruma getirdi. Bu şartlarda toplumsal tepkiler zayıfladı. Karşı devrime toplumun refleksleri azaldı.

 

2)     Türban tartışması özellikle gündemde tutuldu… Yasa çıksın veya çıkmasın, Halk ikiye bölündü… Hedef sosyal kargaşa yaratmaktır.

 

Karşı devrim bu kargaşa ortamını kullanmak istiyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir