TOPLUMSAL STRES BİRİKTİ

İşsizlik oranı arttı… Tekstilde birçok işletme zor durumdadır. TÜSİAD, TOBB durgunluğa ve işsizliğe dikkat çekiyorlar, ATO, büyümenin yavaşlamasının ticaret hayatına zincirleme etki yaptığını açıklıyor.

Ortalık her gün bir yolsuzluk haberi ile çalkalanıyor. AKP iktidarında rüşvet belgeli olmaya başladı. Basında yolsuzluğa karışan AKP il ve ilçe yöneticileri açıklanıyor.

Medya savaşları ve bir kamusal hizmet olan bir kısım basının yanlı tutumu insanları rahatsız ediyor… Ekonominin kayıtsız şartsız IMF’ye teslim edilmiş olmasını kimse içine sindiremiyor…

Kırk yıldır ekonomiyi batağa sokanlar hâlâ meydanlarda kurtarıcı gibi dolaşıyor… Halkın bankalara olan borcu 94 milyar dolara yükseldi. Özel sektörün dış borcu 150 milyar dolara yükseldi.

Böyle bir ortamda yaşayıp ta strese girmeyen olur mu?

Stres, olumsuz enerji birikimidir… Yerde meydana gelen enerji birikimi depreme neden olur… Ekonomide meydana gelen enerji birikimi, kriz yaratır… Toplumda oluşan enerji birikimi, yani stres de, sosyal patlama yaratır.

Birikimin nedenleri

TÜRKİYE neden böyle bir strese girdi?

Genel ve özel olmak üzere iki nedeni var…

Genel nedenlerden birisi, gelişmekte olan ülkelerin böyle bir süreçten geçmesidir. Zira, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ve sosyal dengeler yerli yerine oturmamıştır. Bu dengeler yerleşinceye kadar, sosyal hareketlilik yüksektir. Ekonomik ve sosyal yapıda değişim sancıları yaşanıyor. Ülkeler geliştikçe gerek sosyal dengeler ve gerekse makro ekonomik dengeler yerli yerine oturuyor… Halkın eğitim ve kültür düzeyi artıyor… Toplum daha fazla bilinç sahibi oluyor… Piyasa oluşuyor… Refah artıyor… Sosyal ve ekonomik sorunlar çözülüyor. Stres bitiyor.

Bu durum, oturmuş topraklarda depremin daha az veya hiç olmaması, buna karşılık daha genç topraklarda daha fazla olmasına benzer.
İkinci genel neden, Türkiye’nin özel durumu ve şanssızlığı, stresin boyutunu artırmıştır.

Türkiye’nin gerek coğrafi açıdan ve gerekse inançlar bakımından doğu ile batı arasında sıkışıp kalmış olmasıdır… Doğunun despot toplumları ile batının demokratik toplumları arasında bocalayan bir ülkeyiz… Bu durum sosyal dengelerin oturmasını engelliyor.

Siyasi istismarlar

ŞANSLI bir toplum olsaydık, iyi niyetli politik kadrolar, geçiş sancılarını azaltabilir, geçiş sürecini kısaltabilirlerdi. Maalesef tam tersine, politik kadrolar özel çıkarlarını toplumsal çıkarların üstünde tuttular… Geçiş sürecini ve değişim sancılarını artırdılar.

Özel durum, 1980 sonrası iktidar olan siyasi partilerin, dini siyasi bir araç olarak kullanması ve din istismarı yapmış olmalarıdır.

Bugün AKP bu istismarın en derin ve en fazlasını yapıyor. Örneğin halka iş yerine iane dağıtıyor… Örneğin ekonomi dibe giderken, Başbakan Türkiye gündemine türbanı oturttu. Toplumu gerdi… İkiye ayırdı.

Toplumda biriken ekonomik ve sosyal stres, bir sosyal patlamayı getirebilir. Dikkatli olmak zorundayız.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir