TOK AÇIN HALİNDEN ANLAMAZ…

1800 yılına kadar dünya nüfusu bir milyarın altında idi. Bu gün 7,2 milyardır. 2050 yılında ise 12 milyar olarak tahmin ediliyor. 2050 yılında dünya nüfusunu doyurabilmek için, Dünyada bu günkü tarımsal üretimin ortalama olarak yüzde 70 oranında artırılması, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 100 oranında artırılması gerekir. Türkiye istatistik Enstitüsü Kurumuna göre Türkiye’nin 2050 yılında nüfusu 93,5 milyon olacak.


Türkiye’de tarım sektörü ve gıdada payı yüksek olan buğday üretimi, nüfus artışını karşılayacak oranda artmadı. Çünkü Hükümetlerin bir tarım planı olmadı. Uygulamalar ve Hedefler de eksiktir. Bu güne kadar Hükümetlerin Tarımı ve köylüyü desteklemesi tamamıyla popülizm amaçlıdır. Bir plan ve program içinde hiç olmadı. Söz gelimi Tarım destekleri için Demirel’in söylediği meşhur bir sözü var : ‘’ Kim ne veriyorsa biz beş fazlasını veriyoruz. ‘’ Bu günkü Hükümet zaten plan sözünden rahatsız oluyor.

Bu sene buğday üretiminde düşme var. Geçen sene, yani 2013 yılında 22 milyon ton olan buğday üretimi bu sene 18 milyon tona geriledi. Buğday piyasasını düzenleyen ve çiftçinin istismar edilmesini önlemesi gereken, Toprak mahsulleri ofisi buğday fiyatlarını frenlemek için, bu sene fiyat açıklamadı ve piyasaya alıcı olarak girmedi. Buna karşılık Bakanlar kurulu Toprak Mahsulleri Ofisine 2.5 milyon ton buğday ithal kontenjanı verdi.

Bu şartlar çiftçini aleyhine çalışıyor. Çünkü fiyat ve TMO’ piyasada olmayınca aracılar bu sırada sıkışan çiftçinin elinden buğdayını ucuza kapatıyorlar.

Aşağıdaki tabloda,2002 yılı ile 2013 yıllarındaki buğday üretimi ve ithalatı rakamları yer almıştır. Dört husus dikkat çekiyor:

  • 11 yılda Buğday ekilen alanlar yüzde 13,3 oranında daraldı.

  • Buğday ekili alanların daralmasına rağmen, aynı yıllarda sulama, gübreleme ve diğer verimliliği artıracak tekniklerin kullanımı arttığı için buğday üretimi yüzde 12,8 oranında arttı.

  • Ne var ki, bu dönemde Nüfus artışı Buğday üretim artışından daha yüksek yüzde 15,6 oldu.

  • İç üretim eksiği, buğday ithalatı yoluyla karşılandı. Buğday ithalatı 2003 yılı ile 2013 yılı arasında yüzde 127,8 oranında arttı.

    BUĞDAY ÜRETİMİ VE İTHALATI

2002

2013

Yüzde Artış veya Düşüş

TOPLAM TARIM ALANI ( MİLYON HEKTAR )

41,2

38,4

-6,8

BUĞDAY EKİLEN ALAN ( MİLYON HEKTAR )

18,0

15,6

-13,3

BUĞDAY ÜRETİMİ ( MİLYON TON )

19,5

22,0

12,8

TOPLAM NÜFUS ( MİLYON )

66,0

76,5

15,6

BUĞDAY İTHALATI ( 2003-MİLYON TON )

1,8

4,1

127,8

Bu gün için, Merkez Bankası Reel Kur endeksine göre dolar kuru yüzde 9 ile yüzde 10 dolayında düşüktür. Bu durumda buğday ithalatı iç üretime göre daha cazip gelebilir. Ne var ki, buğday ithalatı cari açığı artırıyor. Dahası kıtlık yıllarında ithal edecek buğday bulamazsınız. Ayrıca ithalata bağlı doyuyorsanız, bir döviz sorunu karşısında aç kalma riskiniz de var.

Ekmek deyince, Marie Antoinette’e akla geliyor. Doğruluğu kesin olmamakla beraber , XVI. Louis‘nin taç giyme sırasında töreninde Paris‘teki ekmek kıtlığı yaşanıyordu. Halkın bu sıkıntısı Marie Antoinette söylenince, o da “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler! demiş… Bizde de ‘’ Tok açın halinden anlamaz ‘’ aynı kapıya çıkıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.