TARIMDA YİNE GÖZYAŞI VAR

Kuraklık sorunu tarım sektöründe 2007 yılı üretimini düşürdü. Tahıl ürünleri üretimi bir önceki yıla göre yüzde 15.5 oranında geriledi. Meyve üretimi ise yüzde 4.3 oranında düştü.

Zaten IMF tırpanından sonra tarımın ne duruma geldiğini anlatmaya gerek yok … Yaşayarak görüyoruz… Son beş yıldır tarım ürünü ithal ediyoruz…

Örneğin 2007 yılında birincil gıda ile işlenmiş gıda ithalatına 2.5 milyar dolar ödedik.

1980 yılında 48.6 milyon olan koyun sayısı 28 yıl sonra bu gün 25. milyona düştü… Yine 1965 yılında 13 milyon olan inek sayısı da aradan geçen 40 yıldan sonra bugün 9 milyona geriledi…

Özetle, nereden bakarsak bakalım, tarım sektöründe işler yolunda değil… Bunun iki nedeni var… Bir… AKP’nin ‘Ulusal Tarım Politikası yoktur. İki… Sulama sistemi olmadığı için arada bir kuraklık tarımı vuruyor.

Tarımda ne yapmak gerekir?

 


Altyapı yoktur

1) Tarımda altyapı geliştirilmelidir… Devletin sulamadan tutun eğitime kadar kaynak ayırması gerekir… Batı’da kısmen yapılan sulama altyapısı, diğer bölgelerde yok denecek kadar azdır. Aynı şekilde çiftçinin eğitim ve bilgi düzeyini artırmak gerekir… Hangi toprakta hangi ürün daha verimli olur? Bunların çiftçiye anlatılması gerekir… Halen buna benzer bir uygulama var… Ancak yetersiz ve geçiştirme olduğu için, kaldırılacağı ifade ediliyor.
Tohumluk ıslahı ve dağıtımı ile damızlık hayvan dağıtımı da sektör için gerekli olan altyapıdır ve devlet eliyle yapılmalıdır…

2) Girdi desteği sağlanmalıdır… Gübre ve mazot ve kredi faizi gibi girdi fiyatlarına sınırlı devlet desteği olduğu için, tarımda üretim maliyetleri ve neticede ürün fiyatları yüksektir. Bu nedenle et dahil tarım ürünleri girdi desteği veren diğer ülkelerle rekabet edemiyor… Avrupa Birliği ve ABD’de bile girdi desteği bizden yüksektir… Ayrıca bizde tarım kredi desteği sıfırdır… Tarım kredilerine sübvansiyon verilmelidir.

3) Doğrudan gelir desteği değiştirilmelidir… Bu destek, üreticiye verilmeli… Ürün çeşidine ve bölgeye göre farklı olmalıdır.

Tarımda öncelikli ürün çeşitleri tespit edilmeli… Dünya piyasalarında karşılaştırmalı üstünlüğe sahip ürünlere daha fazla prim veya teşvik verilmelidir.


Topraklar parçalandı

4) Optimal işletme ve toprak bütünlüğü sağlanmalıdır…
Veraset nedeniyle toprağın bölünüp, arazilerin küçülerek parçalanması, verimlilik düşüşüne neden oluyor… Bu durumu önlemek için yasal altyapı hazırlanmalıdır.

5) Sanayi tesislerinin verimli araziler üstüne kurulması önlenmelidir… Bu tesisler verimsiz araziler üstüne kurulmalıdır.

6) Tarımsal ürün piyasaları yeniden organize edilmelidir… Bu çerçevede üretici birlikleri ve tüketici kooperatifleri oluşturulmalı… Ürün fiyatlarının üreticiden tüketiciye birkaç kat artması önlenmelidir.

7) Boş araziler tarıma kazandırılmalıdır… Bunun için köylüye teşvik sağlanmalıdır… Tersine verimli arazinin, nadas gibi gerekli durumlar dışında, boş tutulması da önlenmelidir… Bunun için boş tutulan araziden 1960’lı yıllarda Kaldor’un önerdiği, potansiyel ürün vergisi alınmalıdır… Yani arazi ekilseydi ne kadar ürün verecekti ? tespit edilmeli ve bu tutar üzerinden vergi alınmalıdır…
Buna karşılık, tarım sektörünün vergi yükü düşürülmeli ve tarım emekli maaşları artırılmalıdır…

Sonuç: Biz tarımsal destek derken, birçok insan kaynak yok diyor… Aslında zengin olsun – fakir olsun tüm ülkelerde kaynak kıttır… Mesele bu kıt kaynağın nasıl kullanılacağıdır… Yani siyasi iktidarın tercihi önemlidir… Tarımda desteği dörtte bire indiren siyasi iktidarlar, batan bankalara elli milyar dolar bulabiliyor… Veya konsolide bütçenin yüzde 35’ini faiz olarak verebiliyorsa eğer isterse tarıma da kaynak ayırabilir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir