İŞSİZ SAYISI 6 MİLYONA DAYANDI

Ekim 2016 ayı için TÜİK’in açıkladığı istihdam verilerinde iki husus dikkat çekiyor…  

·         Açıklanan işsiz ayısı 3 milyon 647 bin kişi, iş aramayıp çalışmaya hazır olan işsizleri de katarsak fiilen işsiz olanların sayısı,5 milyon 923 bin kişidir. Eğer bir istihdam politikamız olacaksa 6 milyona yakın işsizimizin olduğunu, fiili işsizlik oranının da yüzde 17.85 olduğunu iyi bilip, ona göre çözüm üretmemiz gerekir.

·         İşsizlik oranı son beş yıldır düzenli olarak artıyor. Bunun temel nedeni GSYH ‘da büyümenin yavaşlaması ve durgunluk ortamıdır. Yaşamakta olduğumuz İç ve dış siyasi sorunlar ile rejim kavgası işsizliğin daha da artacağını gösteriyor. ( Aşağıdaki tablo ) 

 

 

 

Tarım sektörü işsizliği absorbe eder… Gerçek işsizliği göstermez. Zira aile işletmelerinde ailenin tamamı çalışıyor görünebilir. 5 veya 6 kişinin çalışması iş verimliliğini etkilemez. Bu nedenle, TÜİK ’in açıkladığı Tarım dışı işsizliğe bakmak gerekir. Tarım dışı işsizlik oranı 2012 Ekiminde 10.4 iken 2016 Ekiminde, 13.9’a yükseldi.    

Daha önemlisi gençler arasındaki işsizlik oranının artmasıdır. Ekim 2012 de yüzde 15.9 olan işsizlik oranı 2016 Ekiminde 20.4 ‘e yükseldi. Elimizde bu guruba ait, iş aramayan ve iş bulsa hemen başlayacak olanlara ait veri yoktur. Ancak gençler arasındaki işsizlik oranının da bu yolla en az yüzde 25 olarak tahmin edilebilir. Yani 4 gençten birisi işsizdir.  

Bağımsız iş yapmaları için gençlere destek programları var ve fakat bunlar devede kulak kalır. ( Aşağıdaki Grafik )   

 İşsizlik sorunu nereye kadar gider? 

Ekonominin iç dinamikleri orta ve uzun dönemde harekete geçer. Söz gelimi tüketimi uzun süre ertelemek istemez. Üretici, durgunluk dönemlerini bir yatırım fırsatı olarak değerlendirebilir. Ancak bunun için ekonomi yönetiminin güven ortamı oluşturması ve bu günkü gibi rejim sorunu yaşanmaması gerekir. Aksi halde üreticinin ve tüketicin güveni daha da düşer ve işsizlik maalesef artar. 

TÜİK ‘in yayınladığı Ekonomik güven endeksine göre, üreticinin de tüketicinin de moralinin oldukça bozuk olduğu anlaşılıyor.  

 

’Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. ‘’ 2015 Aralık ayında ekonomik güven endeksi, 100.81 yani sınırda imiş… 2016 yılında ise yüzde 30.1 gibi yüksek oranda düşerek 70.52 ‘ye gerilemiş. Bu durumda ekonominin iç dinamikleri çalışmaz, herkes savunmaya geçer ve kendini kurtarmaya bakar. İşçi çıkarmalar da buna dâhildir… İşsiz sayısı daha da artar.   

Sonuç olarak: Ekonomide taşlar yerinden oynadı… Çözüm cin fikirlerle Hülle yoluyla olmaz. Söz gelimi MB ‘nın gizli faiz icadı ile bankaları geç likiditeye yönlendirmek istemesi MB’na olan güveni sarsmıştır. İç ve dış ekonomik çevrelerde tepkiye neden olmuştur.  

Yine Sayın Cumhurbaşkanı ekonomi için toplantı yapmış… Katılanlar, bakan, üst düzey bürokrat ve danışmanlar… Gerçekte ise, bunlar ekonomik sorunları değerlendirmede ve çözümde objektif olamazlar. Zaten başarılı olsalardı bu günkü kaosu yaşamazdık. Doğrusu, Türkiye de Üniversitelerden, finans sektöründen ve reel sektörden iktisatçılarla istişare etmektir. AKP iktidarına kadar, 1994 ve 2001 krizlerinde, ekonomi yönetimi bu şekilde geniş çaplı istişarelerde bulunurdu.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.