SEÇMENLER NEDEN SEÇİME KATILMALIDIR?

1 Kasım seçimleri için yapılan siyasi yorumlarda, 7 Haziran seçimlerinde marjinal oyla kaybedilen ve kazanılan milletvekillikleri üstünde çok duruluyor. Siyasi partilerin bu hesaplar üstünde çalıştıkları açıklanıyor.  

Aslında, marjinal oylarla kaybedip, kazanmak seçim sisteminin getirdiği bir sonuçtur. Nispi temsili esas alan barajlı D’Hondt sistemi bu sonucu doğuruyor.  Ayrıca sonuçta yüzde 10 baraj ve seçime katılım oranları da etkili oluyor. D’Hondt sistemi şöyle çalışıyor:

Bir seçim çevresinde her partinin aldığı oy toplamı, sırasıyla 1’e, 2’ye, 3’e, 4’e … Bölünüyor ve o seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar bu işleme devam ediliyor. Elde edilen paylar, parti farkı gözetmeksizin, büyükten küçüğe doğru sıralanıyor. Milletvekillikleri bu sıralamaya göre partilere tahsis ediliyor (Aşağıdaki Örnek Vikipedi’den alınmıştır ).

 

 

Söz gelimi 7 milletvekili çıkaracak bir seçim bölgesinde A Partisi 60 000, B Partisi 25 000, C Partisi 14 000 oy almış olsun. 

 

A Partisi’ birinci parti olduğu için bir milletvekili verilir. A Partisi’nin oyu 2’ye bölünür. A Partisi’nin oyu ikiye bölündükten sonra çıkan sayı yine diğer partilerden yüksek olduğu için ikinci milletvekili de A partisine verilir. 30.000 de diğer parti oylarından hala daha yüksek olduğu için bu defa A partisi’nin oyu 3’e bölünür. 

Çıkan 20.000, B partisinin aldığı 25.000 oyun altında kaldığı için üçüncü milletvekili B partisine verilir. Bu defa B partisinin oyu ikiye bölünür. A partisinin üçe bölünen oyu 20.000 dir ve B partisinin ikiye bölünen oyundan yüksektir. 4.milletvekili A partisine verilir. İşlem yukarıda tabloda görüldüğü gibi devam eder ve son milletvekili 12.500 oyla B partisi almış olur.  

Sonuç olarak; bu bölgeden A Partisi 4, B Partisi 2, C Partisi de 1 milletvekili çıkarır.  

1946 ile 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde, Liste usulü çoğunluk sistemi uygulandı. Bir ilde en yüksek oy alan parti, bir oy bile fazla alsa milletvekillerinin tamamını çıkarırdı. Yani marjinal oy bir idi ve etkisi yüzde 100 idi. Seçmen iradesini temsil etmeyen bir sistem idi. Söz gelimi 1954 seçimlerinde CHP’ nin aldığı oy oranı yüzde 35.3 idi. Yani oyların üçte birinden fazlasını almıştı,  Buna karşılık 541 milletvekilinin yüzde 7’sini yani 31 milletvekili çıkarabilmişti.

D’Hondt sistemi seçmen tercihlerini daha iyi yansıtıyor. 

Öte yandan, seçime katılma oranı da, marjinal milletvekilliklerini etkiliyor. Cumhuriyet bayram tatilinin cumartesi pazarla birleştirilmesi, özellikle CHP seçmeni için bir tuzak olarak yorumlanıyor.

Sonuç olarak, önemli olan siyasi partilerin ince hesaplar yapması değil, seçmenin kendi çıkarlarını maksimize edecek siyasi tercihte bulunması ve bunun içinde her şeyden önce seçime katılmasıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.