SANAYİDE DENİZ BİTTİ

Dünyada, finans sektöründe başlayan kriz, Türkiye de reel sektörden başladı.

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), sanayi sektöründe üretimin, Ekim ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5.5 oranında düştüğünü açıkladı.

 

İmalat sanayindeki düşüş ise daha yüksek oldu… Sanayi sektörünün yüzde 80 ‘ini oluşturan imalat sanayinde üretim endeksi, ekim ayında eksi yüzde 6.4 oranında oldu.

 

Sanayi sektöründe üretimin düşmesi, krizin reel sektörü vurduğunu göstermektedir.

 

 

Türkiye de tekstil ve inşaat sektörlerinde daralma, geçen yılın ortalarında başladı. Bu günde devam ediyor.

 

Aslında, sanayi üretimindeki düşmeyi görmek için istatistiklere bakmaya de gerek yoktur. Kapanan fabrikalara ve işten çıkarılan işçilere bakmak yetiyor.

 

Dünya ekonomik krizi olmasaydı da, Türkiye de ekonomik durgunluk yaşayacaktık. İstanbul Sanayi odası Başkanı Tanıl Küçük’ te ‘’bu kriz tamamıyla küresel krizle ilişkilendirilmesin‘’ diyor.

 

Türkiye de uygulanmakta olan, dışa bağımlı üretim politikaları eninde – sonunda reel sektörde üretimde düşme yaratacaktı.

 

İTHALATA BAĞIMLI ÜRETİM

 

Çünkü sanayi üretimi yüzde 70 oranında ithal aramalı kullanıyor. Toplam ithalat içinde, yatırım malı ve sanayide kullanılan araç- gereç ithalatının payı yüzde 13.3 aramalı ve hammadde ithalatının payı yüzde 76 ve tüketim yüzde 13.3’tür.

 

Üstelik Türkiye bu ithalatı borçla yapıyor. İthalat nedeniyle cari açık veriyor. Bu açığı da ya sıcak parayla, dış borçla ve kamu ve özel işletmelerini yabancılara satarak kapatıyor.

 

Özel sektörün dış borcu 200 milyar dolara yükseldi. Sıcak para da emanet paradır… Bir nevi kısa vadeli borçtur. 

 

EKONOMİ KRİZ EŞİĞİNDEYDİ…

 

Demek ki, sanayi üretimini, borçlanarak yaptığı ithalatla sürdürdü. Dünya krizi olmasaydı da, bu sürecin devam etmesi mümkün olmayacaktı. Çünkü dış borcun bir büyüklükten sonra yürütülmesi mümkün değildir.

 

Ayrıca sıcak paranın da bir ülkede uzun süre kalması düşünülemez. Çünkü sıcak para yüksek spekülatif kazançların devam etmeyeceği endişesi içine giriyor. Ve çıkıyor.

 

Hükümetin yabancıya satacağı kamu işletmesi de kalmadı.

 

Kaldı ki, dış borç, sıcak para ve işletmelerin yabancıya satışından dolayı giren döviz kur’un düşük kalmasına, düşük kur da, ithalatın artmasına neden oldu.

 

Düşük kurun uzun süre devam etmesi de mümkün olmaz. Çünkü bu defa ortaya çıkan cari açığın sürdürülmesi de imkansızdı.

 

Özetle bir yerde deniz bitecekti. 

 

Özel işletmelerin 81 milyar dolar döviz açığı var. Özel sektörün dış borçları, büyük ölçüde bankacılık sisteminden geçti. Şimdi reel sektördeki kriz ödeme sorunu doğurursa, bankalarda zora girecektir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.