REEL SEKTÖR NEDEN ZORA GİRDİ?

Son bir yıldır, çok sayıda firma iflas ertelemesi için mahkemeye başvurdu.  Esnafa soruyorsunuz  ‘’Piyasada yaprak kımıldamıyor ‘’ diyor. 2015 yılı da farklı değildi. Buna rağmen Gayri Safi yurt içi hasıla (GSYH )  yüzde 4 büyüdü. Bu ekonomide iç dinamiklerin ve nedeni ne olursa olsun iç tüketimin yüksek olmasından ileri geldi.

1)Ekonomide büyümenin kalıcı olabilmesi için, sektörler arasında denge olmalıdır. Özellikle reel sektör ile finans sektörü arasındaki denge, istikrarlı büyüme açısından gereklidir. Zira finans sektörü bir bakıma reel sektörü temsil eder. Ebetteki birebir dengeden söz edilemez… Ancak finans sektörünün aşırı şişmesi (Balon ) istikrarsızlık getirir.   

 

 

Bankalar ekonominin kan damarlarıdır. Finansal krizler hep bankalardan başlar. Yatırımların finansmanında kredileri organize eder. Ne var ki Türkiye ‘de bankalar işletmelere verdikleri işletme ve yatırım kredilerinden yüksek reel faiz alıyor… Reel sektörü zora sokan bir uygulama da bu kredilerdir.

 

Son beş yılda, GSYH ‘ ortalama yüzde 4.42 büyüdü. İmalat Sanayi yüzde 4.48 büyüdü. Banka ve Sigortacılık ( Finans ) sektörü ise 7.98 oranında büyüdü. Yani imalat sanayiinin iki katı kadar büyüdü.  

 

 

2) İmalat sanayiinde son beş yılda ortalama kapasite kullanım oranı yüzde 75’tir. Bu oran düşük bir orandır. İmalat sanayiinde yüzde 100 kapasite ile çalışmak mümkün değildir. Kesintiler, arızalar, işçi sorunları genel olarak kapasiteyi düşürür.  Yaklaşık yüzde 90 kapasite tam kapasite olarak kabul edilebilir.

Bu demektir ki imalat sanayiinde 90 birim yerine 75 birim mal üretiliyor. Bu nedenle maliyetler yüksektir.

3) 2012 yılına kadar MB ve hükümetler sıcak para gelsin diye bilerek ve özellikle düşük kur uyguladılar. Söz gelimi kurlar düşerken müdahale edilmedi, artarken edildi.

Düşük kur ihracatı daha pahalı, ithalatı daha ucuz kıldığı için, aramalı ithalatı içeride üretmekten daha ucuza geldi. Bu şartlarda sanayiciler, KOBİ’ler daha ucuz olduğu için ara malını üretmek yerine ithal ettiler. Kur artışları ile aramalı ve hammadde ithalatı da pahalı oldu. Reel sektör finansman sıkıntısı içine girdi.

4)Elektrik, doğalgaz, akaryakıt gibi girdi fiyatları ile bu girdiler üstünden alınan KDV ve ÖTV oranları yüksektir.

Elektrik üretimi, ithal doğalgaz ağırlıklıdır. Doğalgazda Türkiye dışa bağımlıdır. Bu durum üretimde riski artırıyor. İşletmelerin Uzun vadeli stratejik plan yapmalarını ve yatırımları engelliyor.

5)İstihdam üzerindeki vergi ve prim yükü yüksektir. Bu yükün payı bir işçinin işverene maliyeti içinde yüzde 37- yüzde 40 dolayındadır. Yüksek istihdam yükü, yatırımları ve üretimi olumsuz etkiliyor.

6)Ulaşım ve altyapı yetersiz ve pahalıdır. Daha ucuz ve hızlı ulaşım yolları olan, tren yolu ve deniz yolu taşımacılığı yerine daha pahalı karayolu taşımacılığı yapılıyor. Bu nedenle üretim maliyetleri içinde, taşıma maliyetlerinin payı yüksektir.

6)Reel sektör için vasıflı işgücü eğitimi yapılmıyor.
Eğitimde insan gücü planlaması yapılmadığı için bazı mesleklerde işgücü fazlası, bazı mesleklerde ise işgücü eksiği var. Reel sektör vasıflı işgücü sıkıntısı çekiyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir