Parti Devleti Halkın Refahını Düşürdü

Cumhurbaşkanının aynı zamanda parti genel başkanı olması her zaman  devletin de parti devleti olması sonucunu doğurmayabilir. Ama, demokrasi talebi gelişmemiş , tersine biat kültürünün hakim olduğu , özellikle de devlet denetim mekanizmalarının çalışmadığı bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde , devleti kullanmak iktidar partisinin insafına kalıyor.

Bu gerçeği , önce Fetö cemaati tarafından yaşadık. Bu cemaat devleti ele geçirmek için , askeri okullarda ve üniversitelerde soru çaldı. Orduyu ele geçirmek için Ergenekon gibi uydurma davalar icat etti.

2013 ve 2015 sonrasında ve Başkanlık sistemi ile Devlet siyasi iktidarın özel alanı oldu. Liyakata ağırlık veren kurumsal devlet yerine , partizan kadrolara yer veren parti devleti geldi.

Sedat Pekerin itiraflarına , baran Korkmaz’ın söylediklerine  bakarsak, parti devletinin ne kadar yozlaşabildiğini de şahit oluyoruz.

Türkiye ‘de devletin ne hale geldiğini , Freedom House ( dünya Özgürlükler evi ) 2021 Türkiye raporunda da yer alıyor . Raporda Türkiye de devlet için yorumlar ve verilen puanlar aynen  şöyledir ;

C1 )  Devletin İşleyişi ; Hükümetin politikalarını özgürce seçilmiş hükümet başkanı ve ulusal yasama temsilcileri belirliyor mu?

Puanı : (4 üzerinden sıfır puan)

Yorumu :’’2018’de uygulamaya konan yeni başkanlık sistemi, yürütmenin zaten aşırı olan yetkisini büyük ölçüde genişletti. Başbakanlık görevinin kaldırılmasıyla birlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan artık tüm yürütme işlevlerini kontrol ediyor; diğer yetkilerin yanı sıra kararname ile hükmedebilir, gözetim sağlaması gereken yargıçlar ve diğer yetkilileri atayabilir ve herhangi bir memur hakkında soruşturma emri verebilir. Erdoğan ve yakın çevresi tüm anlamlı siyasi kararları alıyor ve parlamentonun Erdoğan’ın yönetimini denetleme kapasitesi pratikte ciddi şekilde sınırlı kaldı. ‘’

C2 ) Resmi yolsuzluğa karşı önlemler güçlü ve etkili mi? 

Puan :  4 üzerinden sıfır puan . 

Yorum : ‘’Türkiye de yolsuzluk -kara para aklama, rüşvet ve devlet sözleşmelerinin dağıtımında gizli anlaşmalar dahil- devletin en üst düzeylerinde bile büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Yolsuzlukla mücadele yasalarının uygulanması tutarsızdır. Yolsuzlukla mücadele kurumları  etkisizdir . 2016 darbe girişiminden bu yana yürütülen baskılar, hedeflenen işletmelere ve sivil toplum kuruluşlarına (STK’lar) toplu el koymalar , yolsuzluk fırsatlarını büyük ölçüde artırdı. El konulan varlıklardaki milyarlarca dolar, hükümet tarafından atanan kayyumlar tarafından yönetiliyor ve hükümet ile dost işletmeler arasındaki yakın bağları daha da güçlendiriyor. 

Ocak 2018’de, Türkiye’nin devlete ait finans kurumu Halkbank’ın kilit yetkililerinden Mehmet Hakan Atilla, ABD mahkemesinde İran makamlarının yaptırımlardan kaçmasına yardım etmekten suçlu bulundu ve o Mayıs ayında 32 ay hapis cezasına çarptırıldı. Duruşma sırasında, Türk-İranlı işadamı Reza Zarrab, üst düzey Türk yetkililerin planın bir parçası olarak rüşvet kabul ettiğini ve Erdoğan’ın başbakanlık görev süresi boyunca rüşvetlerin bir kısmını bizzat onayladığını söyledi. Erdoğan, ABD hükümetine soruşturmalarına devam etmemesi için lobi yaptı, ancak Halkbank’ın kendisi Ekim 2019’da ABD savcıları tarafından suçlandı ve dava 2020’de devam ediyordu.’’

C3 ) Devlet açıklık ve şeffaflıkla işliyor mu? 

Puan : Dört üzerinden sıfır puan.

‘’2016 darbe girişiminden bu yana hükümetin uyguladığı baskının yarattığı siyasi ve yasal ortam, sıradan demokratik gözetim çabalarını neredeyse imkansız hale getirdi. Türkiye’de  bilgiye erişim yasası olmasına rağmen, uygulamada hükümet şeffaflıktan yoksun ve keyfi olarak devlet görevlilerinin ve kurumlarının faaliyetleri hakkında bilgi vermiyor. Sivil toplum grupları ve bağımsız gazeteciler gibi dış gözlemciler, hükümetin yanlışlarını ortaya çıkarmaya çalışırlarsa tutuklanabilir ve yargılanabilir.’’

Fredoom House , Bütün Dünyada her ülke için ve 1970 yılından beri  Demokrasi ve insan hakları ile ilgili raporlar hazırlıyor. Bunun için yerel halkla anket yapıyor ve yerel kuruluşlarla istişare yapıyor. Türkiye için 2021  raporunda  gerçekten ağır tenkitler var. Bu tenkitleri görmezden geldiğimiz için , dış politikada  batıya daha çok taviz veren ülke olduk.

Türkiye’nin  yeniden demokrasiye dönmesi gerekiyor. Gel gör ki ;

Bu şartlarda çalışan bir iktidar partisi partizanlıktan vaz geçemez. Zira iktidarda kalabilme için ,  devlet kaynaklarını iktisadi ve sosyal etkinlik kriterlerine göre değil , yandaşları için ve popülizm için kullanmak zorundadır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir