PARASI OLMAYANIN YAŞAMA RİSKİ DAHA FAZLADIR

Pazartesi günü bir tanıdık benden acil hastası için yardımcı olmamı  istedi.. Arkadaşım olan doktora geç ulaştım ..  Hastane ilgilendi.. Ancak ameliyatı yapacak cerrah başka bir  ameliyattan çıkmadığı için , hastanın ameliyatı bir gün sonraya kaldı.. Ne var ki bu süre içinde  ikinci bir beyin kanaması geçirerek öldü.

Devlet hastanelerinde acil  ameliyatlar hasta çokluğu nedeniyle  fiilen  geç yapılıyor.. Özel hastanelere veya Üniversitelere  gönderilen hastalardan ise ek para isteniyor.. Üniversite hastanelerinde fakir birisine indirim yaparsanız, bu defa müfettişler  üniversite yöneticilerini, döner sermaye gelirlerini düşürdünüz diye mahkemeye veriyor.

Özetle , bu günkü sistemde parası olmayanın ölüm riski çok yüksektir.. Sağlık meselesi , varoşlarda ekmek ve kömür  dağıtmak veya fakir- fukara fonu oluşturmak  kadar kolay bir iş değildir…

Aslında bu günkü sağlık sistemine , sistemsizlik demek daha uygun olur..

Devlet hastanelerinde , doktor, tıbbi malzeme , araç-gereç ve hemşire eksiği var.. Üniversite hastanelerinde , ödenek yokluğundan bazı işler ve hizmetler vakıflar kanalıyla yapılıyor.. Kaldı ki , hastanesi olan Üniversitelerde bu hastaneler ödenekleri yutuyor.. Sosyal ve fen dallarında eğitim ve araştırma yapılamıyor.. Bazı tıp fakültelerinde de , öğrenciden fazla öğretim üyesi bulunuyor.

Üniversiteler sağlık hizmeti veren kurumlar olmaktan çıkarılmalı..   Üniversite bünyesinde yalnızca eğitim ve araştırma hastaneleri kalmalıdır.    

Özel hastanelerde ise hizmet ve fiyat anarşisi var.. Bazı Özel hastaneler neredeyse siyasi yaklaşıma göre yapılaşmış … Toplumda kamplaşmaya neden oluyor.

Bir arkadaşıma göz muayenesi için gitmiştim.. Özel hastanelerden konuşuyorduk.. Bana , ‘’eğer bir özel hastaneye gitmiş olsaydın ,senden  bu muayene için hastanenin bir başından girip  diğer başına kadar gerekli – gereksiz tüm tahliller istenirdi.. ‘’  dedi.

Doğrusu , devletin sağlık hizmetlerini , sosyal güvenlik hizmetlerinden ve eğitim ve araştırma hizmetlerinden ayırması ve  özel hastaneleri de kapsayacak şekilde  tek çatı altında toplamasıdır.

Aslında , fert başına gelirin bu kadar düşük olduğu , gelir dağılımının bu kadar adaletsiz olduğu , işsizliğin ve fakirliğin yüksek olduğu bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde , gelişme sürecinde sağlık hizmetlerinin devlet tarafından yapılması daha doğrudur.. Çünkü özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinin ve tüm sağlık hizmetlerinin iyi yapılması hem kişilere hem de topluma yarar  sağlar.. 

Ne var ki , bizde bu günkü durumda özel hastanelerin kamulaştırılması fiilen  mümkün görünmüyor..  Nedenleri , bu günkü iktidarın sağlık hizmetlerini özelleştirmek istemesi, AB ve IMF gibi kurumların baskısıdır.

Bu aşamada , eğer devlet sağlık hizmetlerini planlı bir şekilde ve tek merkezden, genel sağlık sistemi içinde vermek istiyorsa, özel hastaneleri kiralayabilir.. Yani özel hastanelere hasta gönderip , sağlık hizmetini satın almak yerine , bu hastaneleri araç ve gereçleriyle kiralayarak , hizmeti kendisi verebilir.

Sağlık ve eğitim bir toplumun geleceğidir.. Bu hizmetler Yarı kamusal hizmetlerdir.. Önce bu geleceği para kazanmanın bir aracı halinden çıkarmak gerekir.. Sonra daha ulusalcı ekonomik politikalar uygulayarak , dış borç faizi  ve cari açıklar nedeniyle dışarıya giden kaynaklarımızı  sağlık ve eğitime kaydırmamız  gerekir.  

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir