PARASI OLANI DEĞİL, YETENEĞİ OLANI OKUTMALIYIZ

Üniversiteye kayıtların yapıldığı bu günlerde , devlet Üniversitelerine giremiyenler , vakıf üniversitelerinin yetenek sınavına giriyor.. Ne varki vakıf Üniverstelerinin eğitim ücretleri , çiftçi , memur ve işçilerin kaldıracağı boyutta değil.. Aslında bu kesim geçimini zor sağlarken  eğitime para nasıl  para
ayıracak ?

Yasaya uygun faaliyette bulunan vakıf Üniversitelerine , bütçelerinin yüzde 40’ kadar bütçeden yardım yapılıyor.. Buna rağmen yıllık eğitim fiyatları çok yüksek.. Hatta bazı vakıf Üniversiteleri bir yıl daha para alsınlar diye , öğrencileri bir-iki dersten bırakıyor şeklinde iddialar da var.

Siyasi İktidar bu güne kadar  vakıf Üniversiteleri fiyatlarına  karşı hiçbir önlem almadı.

Yüksek öğrenimin  hem eğitim alana , hem de  topluma giden faydası olduğundan , piyasa malı gibi serbest bırakılması , ekonomide kaynak israfına yol açar..

Ayrıca siyasi iktidar ve Başbakan , devlet Üniversitelerini suçlayarak ,  Türban olayında kullanıyor.

Bu  paralel de siyasi iktidar son yıllrda  ‘’ Devlet Üniversitelerinin özelleştirilmesi veya parası olanlardan ücret alınması olmayanlara burs verilmesi gibi ‘’  teklifleri dile getirmeye  başladı.

Öte yandan,bu dönemde  Bazı Üniversitelerin kadro sorunu , ve özellikle bazı öğretim üylerinin  yurt dışına gönderilmesi engelleniyor.

OECD Ülkelerinde , yüksek öğrenim ve araştırma hizmetleri için GSMH’ nın  ortalama yüzde 3’ü ayrılırken , bizde yüzde 0.36’sı ayrılıyor.

Yüksek öğrenimin paralı olması ve paralı yapılmak istenmesi
 ekonomik sosyal dengeleri daha çok bozar :

1)Yüksek öğrenim toplumda yatay ve dikey mobilite sağlar.. Örneğin fakirin  çocuğu yüksek öğrenim yaparak daha yüksek gelir sağlar..  Veya işçinin çocuğu yönetici olur..  Yine , farklı eğitim yaparak , avukatın çocuğu  mühendis olur.

Eğer eğitim paralı olursa, yalnızca parası olanlar okur.. Toplumda Kast’laşma meydana gelir..

Eğitimin paralı yapılıp , buna karşılık burs verilmesi , burs alanı rencide eder.. Okul içinde farklı guruplaşmaya neden olur.. Kaldı ki , bu sistemin çalışmayacağı , istismar edileceği ve siyasi faktörlerin etkisi altında kalacağı da  geçmiş deneyimlerden ortadadır.

2) Eğitimde etkinlik için ve eğitilecek olanlardan en yüksek verimi alabilmek için , eğitilecek olanlar en geniş tabandan ve en yetenekli olanlardan seçilmelidir. Bu takdirde ekonomide de verimlilik artar. Eğitim paralı olursa, bu imkanı sağlamak mümkün olmaz.

3) Vakıf Üniversitelerinde olduğu gibi , eğitimi piyasa şartlarına bırakmak , ekonomide işgücü planlaması yapılmasını engeller Zira, vakıf Üniversiteleri altyapı maliyeti daha düşük fakülteleri seçerler.. Veya talep olan fakültelerin ,
 ( şimdi dişçilik fakültesinin 25-30 milyar lira  arasında   olması gibi ) eğitim ücretini çok yüksek tutarlar.

Sonuç : Türkiye gibi gelişme yolunda olan bir ülkede  Yüksek öğrenimin devlet tarafından  sunulması ve parasız olması gerekiyor.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir